İnsana güç, enerji, huzur, pozitif enerji veren dua edilmesi az da olsa her gün yapılması çok önemlidir. Bu konuda benim tavsiye ettiğim her şeyi harika bir şekilde dillendiren cevşen duasıdır. Cevşen duası bu nedenle her gün az da olsa mutlaka okunması acizane tavsiyemdir. :)

HARİKA DUALAR

1. YUNUS PEYGAMBERİN DUASI:

HAZRET-İ YUNUS ibni Mettâ Alâ Nebiyyinâ ve Aleyhissalâtü Vesselâmın münâcâtı, en azîm bir münâcattır ve en mühim bir vesile-i icabe-i duadır.1 

Hazret-i Yunus Aleyhisselâmın kıssa-i meşhuresinin hülâsası: Denize atılmış, büyük bir balık onu yutmuş.2 Deniz fırtınalı ve gece dağdağalı ve karanlık ve her taraftan ümit kesik bir vaziyette, 3لاَۤ اِلٰهَ اِلاَّۤ اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنِّى كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ münâcâtı, ona sür’aten vasıta-i necat olmuştur. Şu münâcâtın sırr-ı azîmi şudur ki:

O vaziyette esbab bilkülliye sukut etti. Çünkü o halde ona necat verecek öyle bir Zat lâzım ki, hükmü hem balığa, hem denize, hem geceye, hem cevv-i semâya geçebilsin. Çünkü onun aleyhinde gece, deniz ve hûtittifak etmişler. Bu üçünü birden emrine musahhar eden bir Zat onu sahil-i selâmete çıkarabilir. Eğer bütün halk onun hizmetkârı ve yardımcısı olsaydılar, yine beş para faydaları olmazdı.4 Demek esbabın tesiri yok. Müsebbibü’l-Esbabdan başka bir melce olamadığını aynelyakin gördüğünden, sırr-ı ehadiyet, nur-u tevhid içinde inkişaf ettiği için, şu münâcat birden bire geceyi, denizi ve hûtu musahhar etmiştir. O nur-u tevhid ile hûtun karnını bir tahtelbahir gemisi hükmüne getirip ve zelzeleli dağvâri emvac dehşeti içinde, denizi, o nur-u tevhid ile emniyetli bir sahrâ, bir meydan-ı cevelân ve tenezzühgâhı olarak o nur ile semâ yüzünü bulutlardan süpürüp, kameri bir lâmba gibi başı üstünde bulundurdu. Her taraftan onu tehdit ve tazyik eden o mahlûkat, her cihette ona dostluk yüzünü gösterdiler. Tâ sahil-i selâmete çıktı, şecere-i yaktîn5 altında o lûtf-u Rabbânîyi müşahede etti.

İşte, Hazret-i Yunus Aleyhisselâmın birinci vaziyetinden yüz derece daha müthiş bir vaziyetteyiz. Gecemiz istikbaldir. İstikbalimiz, nazar-ı gafletle, onun gecesinden yüz derece daha karanlık ve dehşetlidir. Denizimiz, şu sergerdan küre-i zeminimizdir. Bu denizin her mevcinde binler cenaze bulunuyor; onun denizinden bin derece daha korkuludur. Bizim hevâ-yı nefsimiz, hûtumuzdur; hayat-ı ebediyemizi sıkıp mahvına çalışıyor.6 Bu hut, onun hûtundan bin derece daha muzırdır. Çünkü onun hûtu yüz senelik bir hayatı mahveder. Bizim hûtumuz ise, yüz milyon seneler hayatın mahvına çalışıyor.

Hz. Yunus (a.s) Risaletle görevlendirildikten sonra büyük bir çaba ile kavmine; putlara tapmamalarını, eşi ve benzeri bulunmayan, doğmamış ve doğurmamış bütün kâinatın yaratıcısı olan Allah’a tapmalarını, ona kulluk etmelerini ilan etmeye başlamıştı.

Taptıkları putların onlara bir faydasının olamayacağını,  kendilerine fayda ve zarar vermekten aciz durumda olan putları terk etmelerini, insanlara bildirdi. Kavmin inkârcıları onun aleyhine devam ettiler. Yunus ( a.s) insanların ilahi mesaja olan duyarsızlığına ve gördüğü haksız tepkilere öfkelenmiş, rahatsız olmaya başlamıştı; Aslında onun bu hali Peygamberlerin müşfik vasıflarından biridir. Onun derdi, kavminin Allah’a itibar etmeyerek, şirkte ısrar etmeleri bu durumun onları helake sürüklediğini gördüğü içindir.

Kavmin inkârcı tutumuna çok üzülen Yunus Peygamber (a.s) o sıkıntı ve çaresizlik içindeki durum esnasında Allah’tan bir emir olmaksızın öfkeyle kavmini terk ederek kaçmış, Kur’an’da Peygamberlerin müşfik vasıflarını şöyle beyan eder; “Sabret! Senin sabrın da ancak Allah’ın yardımı iledir! Onlardan dolayı kederlenme; Kurmakta oldukları tuzaktan kaygı duyma! “

Yunus (a.s) kavmini terk ettikten sonra olaylar şöyle gelişmiş: “Dolu bir gemiye kaçmıştı.” gemide olanlarla karşılıklı kur’a çekmişti ve yenilenlerden olmuştu. Bu sebeple denize atılmıştı.”Kendini kınarken onu bir balık yutmuştu.’’  ‘’Eğer Allah’ı tespih edenlerden olmasaydı, tekrar diriltilecek güne kadar balığın karnında kalacaktı.” “Halsiz bir halde iken kendisini sahile çıkardık.’’ (Saffat süresi,ayet,140-141-142-143-144-145)

Hz.Yunus (a.s) balığın karnında iken hiçbir maddi imkânı kalmadığını, kurtuluşun sadece Cenab-ı Allah’a ait olduğunu, O’ndan başka melce ve mencenin olmadığını, Allah’a sığınarak şu munacaatta bulunmuştur. ‘’Lailahe illa ente sübhaneke inni küntü minezzalimin’’ (Senden başka ilah yoktur. Seni her türlü noksandan tenzih ederim. Gerçekten ben kendine zulmedenlerden oldum.)’’(Enbiya süresi,21/87)

Hz.Yunus (a.s)’ın Risaletle görevlendirildikten sonra kavmine İlahi emirlerin tebliğinde muvaffak olamaması, öfkeyle kavmini terk etmesi, gemiden denize atılması, bir balığın içine girmesi, Cenab-ı Allah’a munacaatı ve sahil-i selamete çıkması tamamen ilahi bir sır ve hakikattir. 

Cenab-ı Allah’ın sır ve hikmetlerinin ihatasında beşer acizdir.  Konuyu Kur’an,  sünnet ve müçtehitlerin tebliğ ve fehmine havale edelim. Hz.Yunus (a.s) kavmine karşı sabırla ve tahammül ile sabretmesi lazım iken,  kavmine kızarak öfkeyle kaçmasında da elbette İlahi bir hikmet vardır.

Hz.Yunus (a.s)’ın kıssa-i meşhuresinde bizim de alacağımız birçok ibretler vardır. Maddi cihetle bakıldığından, sosyal ve içtimai hayatımızda her aile reisinin veya her yöneticinin dikkatine celp edilmektedir.  Aile reisi ise ailesini, yönetici ise maiyetindeki halkını idare etmek, sıkıntılarını paylaşmak, can ve mallarını korumak ve adaletli davranmaktır. Yoksa sıkıntıya düştüğünde görevini bırakıp kaçmak bir nakıslıktır.

Bediüzzaman: Hz Yunus’un bulunduğu şartlar ile bizim şartlarımızı karşılaştırır, bizim şartlarımızın yüz derece daha müthiş olduğunu nazara verir. Dünyamızı denize, heva-i nefsimizi balığa, gecemizi de istikbalimize benzetmektedir. İstikbalimizi de, nazar-ı gafletle karattığımızı belirtmektedir.

Nazar-ı gaflet: Bir şeyin manasını anlamadan bakmak, görevi ve görev yerini terk etme, unutma anlamlarını da taşır. Gaflet asrımızın hastalıklarından biridir. Sahibini birçok dehşetli karanlıklar içinde bırakır.

Görevden uzaklaşma bizi gurur denizine atıyor, hava-i nefsimiz de balık gibi bizi yutuyor ve Cenab-i Allah’a olan ubudiyetimize gaflet perdesini çekerek ebedi hayatımızı karartıyor.’’Bizim hutumuz Hazreti Yunus (a.s)’ın hutundan bin derece daha muzırdır. Çünkü onun hutu yüz senelik bir hayatı mahveder Bizim hutumuz ise yüz milyon seneler hayatın mahvına çalışıyor.’’ İşte Hz Yunus aleyhisselamdan zamanımıza yansıyan balık hadisesi en fazla yüz yıllık hayata bedel, ebedi bir hayatın kazanması hadisesidir.

Bediüzzaman, konuyu şöyle izah etmektedir: ’’Madem hakiki vaziyetimiz budur; biz de Hazret-i Yunus Aleyhisselama iktidaen, umum esbaptan yüzümüzü çevirip, doğrudan doğruya Müsebbibül’ül-Esbap olan Rabbimize iltica edip Lailahe illa ente süphaneke inni küntu minnezzalimin demeliyiz”. Ve devamında da diyor ki: “Hazret-i Yunus aleyhisselam’a o munacaatın neticesinde hutu ona bir merküb, bir taht-el bahr ve denizi güzel bir sahra ve gece mehtablı bir  latif suret aldı.Biz dahi o münacatın sırıyla Lailahe illa ente süphaneke inni küntu minezzalimin demeliyiz.“

‘’Lailaheillaente cümlesiyle istikbalimize, Sübhaneke kelimesiyle dünyamıza, İnni küntu minezzalimin fıkrasıyla nefsimize nazar-ı merhametini celbetmeliyiz. Ta ki nur-i iman ile ve Kur’an’ın mehtabıyla istikbalimiz tenevvür etsin ve o gecemizin dehşet ve vahşeti ünsiyet ve tenezzühe inkılâp etsin’’(1.ci Lem’alar) 

“lailahe ente” (Senden başka ilah yoktur.) ifadesinde Allah’a mutlak bir yöneliş var. “Sübhaneke’’ (seni her türlü noksandan tenzih ederim.) kelimesinde Allah’ın mutlak kudretine bir teslimiyet var, “inni küntu minezzalimin” (gerçekten ben kendine zulmedenlerden oldum) ifadesinde de kendisine zulmedenin yine kendisi olduğunu anlama ve kesin bir dönüş var.

Bediüzzaman, yaptığımız kötülüklerden Cenab-i Allah’a sığınarak, Kur’an-ı Hakim’in sergisinde yapılan manevi bir gemi ile İslamiyetin içine girip selametle o denizin üstünde gezip ta sahil-i selamete çıkabileceğimizi, hayattaki sıkıntılar, vahşet ve dehşetlerin yerine nazar-ı ibretle tefekkürümüzü sevindirerek ruhumuzun nurlanacağını, o zaman nefsimizin esaretinden kurtulur, nefsimiz bir bineğimiz olup hayat-ı ebediyemizin kurtulmasına bir vasıtamız olacağını belirtmektedir.

Elhasıl: İnsan zayıftır, hata yapar, neticesini de sebeplere havale eder. Bediüzzaman, “esbap bahanelerdir, vesait de perdelerdir.” der. Demek ki sebepler birer araçtırlar. Sebepleri yaratan Cenab-ı Allah’tır. Sebeplere sebebiyet veren ise gene insandır. Aleyhimize ittifak eden sebeplerin bir araya gelmeleri bir kusurumuzun neticesi olduğunu bilmek lazımdır. Hata ve kusurlarımızın affı için Cenab-ı Allah’a sığınmalı ve Hazreti Yunus (a.s)’ın munacaatında dediği gibi, bizde ‘’Lailahe illa ente suphaneke inni kuntü minnezzalimin’’ demeliyiz.                                     

Rüstem Garzanlı – Diyarbakır                                            

8 Nisan 2011

www.NurNet.org

 

 

(Bu bölümdeki dualar, Kastamonu alimlerinden ve evliyalarından olan Mehmet Feyzi Efendinin ayet, hadislerden ve bazı büyük İslam alimlerinden derlediğini düşündüğüm sıkça yaptığı dualardır. Dua kulluğun esasıdır ve başlı başına ibadettir.)

  

CEVŞEN NEDİR?

“DUANIZ OLMASAYDI NE EHEMMİYETİNİZ OLURDU” KURAN-I KERİM

            “İSTEYİN Kİ CEVAP VEREYİM” KURAN-I KERİM

            "TABİÎ Kİ CEVAP VERMEK AYRI ŞEY KABUL ETMEK AYRI ŞEY" ÖYLEYSE RABBİMİZ ACABA BİZİM NASIL DUA ETMEMİZİ İSTERDİ? O’NUN SONSUZ RAHMETİNDEN VE İHSANINDAN NELERİ İSTEMEMİZİ VE NASIL ZİKİRDE, FİKİRDE, ŞÜKÜRDE BULUNMAMIZI İSTERDİ? ÇÜNKÜ BİZ YARIN BİLE NE OLACAĞINI BİLEMİYORUZ. YANİ YARIN İÇİN BİLE NE İSTEMEMİZ GEREKTİĞİNİ BİLEMİYORUZ. ACABA SONSUZ YOLCULUĞUMUZDA NELER İSTEMEMİZ GEREKTİĞİNİ NASIL BİLECEĞİZ? RABBİMİZİN HANGİ İSİMLERİNİ HANGİ MAKAMLARDA ŞEFAATÇİMİZ YANİ KURTARICIMIZ YAPILACAK?

            İŞTE CEVŞEN DUASI BU GEREKENİ GEREKTİĞİ ŞEKİLDE İSTEMENİN EN GÜZEL YOLLARINDAN BİR TANESİDİR. EŞSİZ BİR ESMAİ HÜSNA(ALLAHIN İSİMLERİNİN VE İŞLERİNİN, SIFATLARININ) ZİKRİDİR. YARATICIMIZDAN HANGİ SIFAT VE İSİMLERLE HANGİ DUALARI ETMEYİ BİZE GÖSTERMEKTİDİR. AYRICA HARİKA BİR ŞEKİLDE DÜŞÜNCE DÜNYAMIZLA RABBİMİZİN YAPTIKLARINI HATIRLATIP UFKUMUZU SONSUZLUĞA BİRLEŞTİRMEKTEDİR. (Benim acizane tavsiyem 100 parçadan oluşan cevşen duası 15 parçalarla her güne bölünmeli Cuma günü duasıyla beraber son kısım yapılmalı yani bu yolla vird yapılmalı ve duanın hadsiz keyfine varılmalı. Ben her gün okuyorum harika keyif, huzur ve ağırlıklardan nagatiflerden kurtulma ve mutluluk psikolojisi yaşıyorum. İnsanın kalbi, aklı, ruhu doyuyor. Dua ibadeti gerçekten harika bir nimet.)

1-15 dahil cumartesi günü

16-30 dahil pazar günü

31-45 dahil pazartesi günü

46-60 dahil salı günü

61-75 dahil çarşamba günü

76-90 dahil perşembe günü

91- ve devamında duası cuma günü

 

            “HZ. PEYGAMBER SALLALLAHÜ ALEYHİ VE SELLEME, CEBRAİL ALEYHİSSELAMIN VAHİY İLE GETİRDİĞİ VE ‘ZIRHI ÇIKAR, BUNU OKU’ DEDİĞİ SON DERECE YÜKSEK VE COK KIYMETLİ BİR MÜNACAT-İ PEYGAMBERİ DİR Kİ , (PEYGAMBERİMİZİN RABBİMİZE MÜNACATI, DUASI) ZEYNEL ABİDİN RADIYALLAHU ANHDEN TEVATÜRLE(HERKESİN DUYMASI VE BİLMESİYLE HERKESİN ADINA) RİVAYET(BİLDİRİLMİŞTİR) EDİLMİŞTİR.

BÜ ÖNEMLİ DUANIN ANLAMINI VAKİT BULDUKÇA BURAYA YAZACAĞIM. BU YAZMAYI DA ZATEN KENDİM İÇİN GÜZEL BİR MEŞGULİYET OLARAK YAPACAĞIM. FAKAT BİR ÇOK İNTERNET ADRESİNDEN GOOGLE.COM DAN DA ARAMA YAPARAK BU DUAYA ULAŞABİLİRSİNİZ. BENİM İLK ETAPTA BULDUĞUM BİR LİNKİ YAZAYIM

Þ  CEVŞEN DUASINA ULAŞMAK İÇİN TIKLAYIN

Þ  CEVŞEN DUASINI DİNLEMEK İÇİN TIKLAYIN