BU KONU EVCİL HAYVANLAR HAKKINDAKİ ÖZ BİLGİLER TOPARLANDIĞINDA TAMAMLANACAKTIR.

MUHABBET KUŞUNUN BAKIMI

 

Kuş bakımı konusunda bilgili olan bir insan için bakım oldukça basittir fakat bu konuda bilgisi olmayan insanların kötü sonuçlar alması olasıdır. Kuşunuz muhtemelen birçok arkadaşının bulunduğu bir ortamdan evinize gelmiştir. Kalabalık bir ortamdan tek başına kafese konulan kuş bir kaç gün moral bozukluğu yaşayacaktır. Iştahsızlık ve sessiz kalmak kuşunuzun bulunduğu ruh halini belirtir. Yem yemeyen kuşunuz sadece su ihtiyacını karşıladığı için dışkısıda oldukça sulu olur, bu sizi şaşırtmasın. Yeni satın aldığınız kuşunuzda bu gibi duurmların yanı sıra sağlıksız olduğunu belirten başka oluşumlarla da karşılaşıyorsanız bu durumu kuşu aldığınız yere belirtin. Kuşların bünyeleri oldukça zayıf olduğu için onu çok kısa bir sürede kaybedebilirsiniz.

 

Tıpkı insanlar gibi kuşlarında bir sağlık sorunu yaşadıklarında erken müdahale hayat kurtarabilir. Bu nedenle hayvanınız hangi tür olura olsun hasta olduğunu hisettiğinizde vakit kaybetmeden onu bir veterinere götürün.

 

Kafesin bulunduğu yer oldukça önemlidir. Kuşunuzun cereyanda olmamasına dikkat etmelisiniz. Ceryanda kalan kuşlar ciddi sağlık sorunları yaşayabildiği gibi, kısa sürede yaşamını yitirebilir.

 

Ailenize yeni katılan küçük üye evinizi tam olarak tanımadığı için onu en az 4 hafta kafesinden dışarı çıkarmamalsınız. Evin hangi köşesinde ne oduğu bilmeyen kuş etrafına çarpabilir. Bu da beraberinde bir iç kanamaya getirebilir.

 

Ev ortamına tam olarak alışmamış olan kuşunuza 4 hafta boyunca yeşillik vermemelisiniz. Kuşunuzun sindirim sistemi bozulacağından ishal olabilir.  Bir iki gün içinde ishal kesilmediği taktirde kuş yaşamını yitirebilir.

 

4. haftadan sonra kuşunuza haftada bir kereye mahsus olmakla yeşillik verebilirsiniz. Kuşunuz çiçeklerinizi yemek isteyebilir ama siz buna engel olmalısınız. Kuşunuza maydanozu ise asla vermeyin.

 

4 hafta boyunca kuş hiç bir şekilde banyo yaptırılmamalıdır. Kuşların banyo yapabilmeleri için bir takım malzemeler satılmaktadır. Bunları kuşunuzu satın aldığınız yerden temin edebilirsiniz. Kuşunuz sadece bu malzemelerle banyo yapmalıdır. Kuşların bünyesinin hassas olduğunu aklınızda tutmalı ve onu asla geceleri banyo yaptırmamalısınız.

 

Kuşlarda insanlar gibi mide bulunmamaktadır. Kuşlar yediklerini kuş kumu sayesinde öğütürler. Yediklerini öğütemeyen kuş ise sindirim bozukluğu yaşayabilir. Bu nedenla kafesinizde mutlaka kuş kumu bulundurmalısınız.

 

Yem alırken bunun tozlu olmamasına dikkat edin. tozlu yemler kuşlarda bazı hastalıkların ortaya çıkmasına yol açmaktadır.

 

Vitamini de kuşunuza belirli ölçülerde vermelisiniz. Kafes ortamında yaşamaya alışamamış bir kuş için bu oldukça önemlidir.

 

Kuşların uzayan gagalarını kısaltabilmeleri için onlara gaga taşı verilmelidir. Gaga taşlarının bir diğer özelliği de kalsiyum yönünden oldukça zengin olmasıdır.

 

Kuşunuzun beslenmesinde bol çeşitler kullanabilirsiniz. Onun tek bir besin kaynağına bağlı kalması sağlıklı gelişimini engelleyecektir.

KÖPEKLER HAKKINDA BİLİNMESİ
GEREKENLER

       

                                      KÖPEKLERDE  AYRILIK KORKUSU

Ayrılık Korkusu aslında bir medikal sorun değildir.Ancak önemli bir davranış problemi olduğu için,hastalık olarak kabul edelim ve bu bölümde sorunlar ile tedavi yöntemlerini açıklamaya çalışalım.
Köpekler için bağlılık duygusu çok önemlidir.Bir kişi ile otuz dakika boyunca temas etmemek bile bazı köpekleri etkileyebilir.O güne kadar hiç bir sorun yaşamamış olan köpekler,bazen yabancı bir yerde kaldıktan sonra veya evdeki rutinin değişmesi ile ayrılık korkusu geliştirebilir.
Hayvan davranış bilimcileri buna ayrılık korkusu diyor,ama köpek sahipleri bu durumu işaretlerinden tanıyor,kemirilmiş halılar,harap edilmiş kapı çerçeveleri,yenilmiş terlik ve çoraplar,tuvalet kurallarının ihmal edilmesi.Komşular ise yalnız bırakılan köpeği dur durak bilmeyen havlama ve ulumadan tanıyor.Köpeğin bütün bir gün yalnız bırakılmış olması da gerekmiyor,bazen otuz dakika yalnız kalan köpek tüm belirtileri gösteriyor ve sanki eve dönen sahibinin tüm bu işlerle uğraşması yetmiyormuş gibi,ayrılık korkusunun o boğucu gösterisi ile de karşılaşıyor.Sahibin eve dönmesi ile köpeğin neredeyse isterik bir şekilde onu karşılayıp hiç durmadan üzerine atlaması.
Ayrılık korkusundan kaynaklanan davranış sorunları çok yaygın ve ciddi bir boyuttta.Genelde bu sorunlar,köpeğin saldırganlığı kadar vahim bir durum teşkil ediyor ve çoğu kez insan/hayvan ilişkisini kopartacak boyuta ulaşabiliyor;sahibi köpeğin bu davranışlarında öylesine bıkıyor ki,hayvan en sonunda başkasına veriliyor veya terkediliyor.
Son yapılan araştırmalara göre,ayrılık korkusu durumu,Amerika ve Avrupada'ki hayvan davranışı hastenelerindeki vakaların %40'ını oluşturmakta.Sahibinin yokluğu sırasında ev eşyalarını tahrip etme durumu,hemen hemen her ayrılık korkusuna bağlanıyor.Korkunun en yaygın ifade türlerinden biri olan havlama ve uluma ise görünürde bir iz bırakmamasına rağmen,çoğu zaman köpek sahibi ile komşuları arasındaki ilişkileri zedeliyor.Çok şükür ayrılım korkusuna bağlı sorunları düzeltmenin yolları var.Ama hayvan davranıs uzmanlarının ifadelerine göre,ayrılık korkusunun neden olduğu sorunlar,özellikle tahrip etme,kolayca çözülemiyor ve çoğu zaman aslında daha tehlikeli olan köpek saldırganlığı sorunundan zor tedavi ediliyor.
Herhalde ayrılık korkusunun en tatsız ve en yıldırıcı yanı,köpeğin normalde sahibi ile birlikteyken çok iyi,terbiyeli ve kolay başedilebilen bir köpek olmasıdır,ayrılık korkusunun neden olduğu kötü davranışlar ise sahibinin denetimi dışında oluşuyor.Ama tüm bu güçlüklere rağmen,bazı denenmiş yöntemlerle en umutsuz gibi görünen vakaların bile düzeltilebildiği görülmüştür."Bağlılık toplum içinde yaşayan hayvanlar için hayatidir." diyor.Dr.Voith tabii ki köpekler son derece toplumsal hayvanlardır ve birlikte yaşadıkları insanlarla çok güçlü bir bağ oluştururlar.Sahibinin neden gitmesi gerektiğini anlayamadıklarından yukarıda tarif edilemeyen durumları yaratırlar.Özellikle sahipleri ile her gün yoğun ve yakın ilişkide olan köpekler ayrılığa daha olumsuz tepki göstermek eğilimindedir.
En şaşırtıcı durum ise,o güne kadar ayrılığa iyi tahammül etmiş köpeklerin birdenbire sahiplerinin yokluğunda korku belirtileri göstermelidir.Bu vakalr daha yakından incelendiğinde çoğunda,ayrılıktan önece köpeğin sahibi ile herzamankinden daha yakın ve kesintisiz bir birliktelik yaşamış olduğu görülüyor.Ayrılık korkusu ayrıca o güne kadar hiç bir belirti  gösterrememiş köpeklerde,yabancı bir yerde kaldıktan sonra veya ailedeki rutinlerin  değişmesinden sonra,örneğin boşanma veya aile fertlerinden birinin ölümü,ortaya çıktığı anda çok sık görülür.
Demek ki köpek sizi özlüyor.Bu beklenmedik bir şey değil.İkiniz arasında çok güzel şeyler var ama peki sizi böylesine sevdiğini,özlediğini ve size ihtiyaç duyduğunu,en pahalı halınızı kemirerek göstermek zorunda mı?Köpek bunun sizin en pahalı halınız olduğunu biliyor mu?
Davranış uzmanları tüm bu düşünce biçimini reddediyor ve çoğu köpek sahibi sakinleştikten sonra onlarda köpeklerin insanlar gibi düşünüp davranmadıklarını hatırlıyorlar.Açık olan şu ki,tahrip etme,korku içindeki bir köpeğin yapabileceği az sayıdaki seçeneklerden biri (büyük olasılıkla akşama kadar komşulardan telefonlar gelecek).Köpek gazetelere sizi ihbar etmeyecek ne de herhangi bir yardım kuruluşuna başvurmayacaktır.Onun yerine korku ve hayal kırıklığı,köpek doğasına açık olan seçeneklerden biri ile ifade edilecektir.Tahrip edici davranışlarla ilgili kesin yanıt henüz bulunamadı.Gösterilen nedenlerden bazıları; Can sıkıntısı (veya doğru bir ifade ile,çevresel simülasyonlarının eksikliği) kapalı bir ortamda bulunması be  belki de ırk olarak yatkınlığı.
Kuşkusuz köpeklerin çevresel simulasyona ihtiyaçları vardır ve bu da herhalde özellikle genç köpekler  ve iş köpekleri için geçerlidir.ama bir köpeğin gerçekte ne kadar simülasyona gerek duyduğu sorusu henüz yanıtlanmamıştır.Etobur olarak köpekler ancak zaman zaman faildir.Kızak köpekleri bile yirmidört saatlik dilimin %80 ine yakın bir dönemini dinlenerek geçirirler ve bir labaratuvar ortamında izlenmiş olan köpekler zamanlarının %75'ini dinlenerek geçiriyor.
Kuşkusuz hareketlik düzeyi ve yeni deneyimlerle stimüle edilme gereksinimi,köpekten köpeğe farklılık gösterir.Genç köpekler daha yaşılılara göre daha çok stimülasyona gerek duyar.Çoğu köpek sahibi köpeklerin zamanlarının büyük bölümünü,arada yoğun bir aktivite göstersede dinlenerek geçirdiğini bildirmekte.
Köpeğin çevresel stimülasyon isteyip istemediğini (yani can sıkıntısı geçirmek) dair bazı ipuçlarını köpek sahibi köpeğin tahripkarlığına bulabilir.Davranış uzmanlarına göre,eğer köpek kolayca taşınabilen,yastık ve kağıt gibi,nesneleri  kemiriyor ise,bu köpeğin yeni birşeyler aradığını gösteriyor.Sahibinin evden çıkması köpeği heyecanlandırdı ve şimdi artık yeni nesneleri keşfetmekte (yani bulup kemirmekte) özgür,sahibi evdeyken yasak olan davranış.Tüm davranış uzmanları hemfikir olmasa da,tahripkarlığın belirli bir oranda ırk ile bağlı olduğunu gösteren bulgular var.Dr.Houpt'un deneyimlerine göre Beagle,Alman Çoban Köpeği ve Malamutlar özellikle tahtip etme eğiliminde olan türler.Yine Dr.Houpt'un araştırmalarına göre Terrier'ler İrlanda Seterleri ve Sibirya Husky leri tahrip etme eğiliminde değil.Ama Terrier'ler  cilt hastalıklarına neden olacak boyutta ayaklarını yalayıp kemirme eğiliminde.Belki kendilerini kemiren köpekler evdeki eşyaları kemirmiyor.
Sahibinin yokluğu sırasında tahribatın sonuçları çoğu zaman kapılarda (kemirilmiş kapı çerçeveleri) ve pencerelerde (yırtılmılş perdeler,kırılmış çerçeveler) görülüyor,bu da köpeğin kapalı bir ortamda bulunmaktan duyduğu sıkıntıyı ifade ediyor.Köpek kapalı bir ortamda kalmaya tahammül edemiyor,özellikle sahibi evde olmayıp tahrip edici davranışları yasaklamadığı veya köpeğin dikkatini başka sitümülasyonlarla dağıtmadığı zamanlarda.
Garip bir şekilde kapalı alanda kalmaya tahammül edemeyen köpekler çoğu zaman sahiplerinin arabasında sessizce oturmaktan son derece memnun.Dr.Houpt'a göre,araba köpeğin inini oluşturıyor,aynı zamanda hem kendi,hem de sahibinin köpeği araba içinde yalnız bırakıldığı süreye göre daha kısa oluyor.
Köpek sahipleri tuvalet eğitimi almış bir köpeğin.ne zaman evde yalnız bırakılırsa evin içine çişini ve kakasını yapmasına çok sinirleniyorlar.Veterinerler,herhangi bir davranış sorunu ortaya atılmadan önce köpeğin muayene edilmesi gerektiğini savunuyorlar.Ama Dr.Voith diyor ki ".Köpeğin çiş ve kaka yapması çok ender olarak tıbbi sorunlara bağlı,çiş ve kaka yapması çok ender olarak tıbbi sorunlara bağlı,çiş ve kaka bir arada yapılıyorsa,neden büyük bir olasılıkla davranış bozukluğudur."
Yetersiz tuvalet eğitimi de böyle bir duruma neden olabiliyor,ama böyle durumlarda köpek büyük bir olasılıkla sahibi evdeyken de tuvalet kurallarını ihlal edecektir.Ayrılık korkusu yaşayan köpeklerin,sahipleri evden ayrıldıktan birkaçdakika sonra çişve kaka yaptıkları görülmüştür.Sahibi evden çıkmadan çok kısa bir süre önce bu ihtiyaçlarını gidermiş olsa bile.Köpeğe de hakkını vermek gerekir:çoğu köpek günde birkaç kez ihtiyaçlarını giderebilmelidir.Aksi takdirde,gün içinde saatlerce evin içine kapalı kalan bir köpek,sahibinin dönüşünü beklemeyebilir.
Çoğu köpek eğitmeninin önerdiği gibi,gazete ile kaplayacağınız bir bölgenin köpek tuvaleti olarak sunulması,uzun süren yalnızlıklarda her iki taraf için de pek çok sorunu ortadan kaldıracaktır.Uzmanlar ayrıca diyor ki;uygun olmayan yerlerde,uygun olmayan zamanlarda ihtiyaçlarını gidermekten başka çaresi olmayan köpekler zamanla tuvalet eğitimlerini unutup evin içinde çiş ve kaka yapmaktan kaçınmayabilir.Bu anlamda tuvalet eğitimi daimi bir süreçtir.
Ayrılık korkusunu gidermenin pek çok farklı yöntemi önerilmekte.Ayrılık korkusu köpeğin sahibine aşırı derecede bağımlı olmasından kaynaklandığından tedavi,sahibinin evde olduğu ve olmadığı durumlar arasındaki farklılıkları asgariye indirmekten oluşur.Başka bir deyişle,köpek yavaş yavaş yalnız kalmaya alıştırılır,pek çok kısa ayrılık ile başlanır ve zamanla ayrılık süreleri gitgide uzatılır.
Herkesin tahmin edeceği gibi bu tedavi uzun bir zaman alır.Tedavideki başarısızlıklar,bazen köpekten değil,sahibinden kaynaklanıyor.Uzmanlar,sorunun gözle görülen kaynağından başlamayı öneriyor.Yani,sahibin çıkıp gideceği kapıya evden çıkarken yapılan tüm hazırlıklara köpeğin alıştırılması.Köpek bu hazırlıkları sessizce izlediği için sonradan alacağı ödül ile bağdaştırmayı öğrenmelidir.Köpek sahibinin bunun için geliştireceği senaryonun şekli ise,köpeğin geçmişte ne kadar ileri safhada bir ayrılık korkusu geliştirmiş olduğuna bağlıdır.Bazı köpekler sessizce oturur,sahibinin hazırlıklarını,kısaca dışarıya çıkmasını,aniden dönmesini ve yeniden gitmesini sessizce hiç bir korku belirtisi göstermeksizin izler.
Köpeğin korkusunu azaltmak için bu rutini günde birkaç kez tekrarlamak gerekebilir.Doktorların dediğine göre,sahibinin hazırlıkları sırasında çok korkmuyorsa,sahibi evden çıktığında da korkma ihtimali zayıftır.Ama köpeğin yalnızlığa tahammül etmeye alışması için ayrılık sürelerinin başta kısa olması gerekir.
Köpek sahipleri bunu yadırgıyabilir,ama başta ayrılık süreleri yalnızca birkaç saniye olmalı ve yavaşça artmalıdır.(Bu köpeklerde,sahibinin evden çıkıp dönmesinden önce 10-15 dakika konuşmaması ve köpeklere bakılmaması önerilmekte).Kemirebileceği bir oyuncağı köpeğe bırakmak,belki etrafı kemirmesini önleyebilir,ama uzmanların bu tür oyuncakların ancak daha uzun süreyle yalnız kalmaya alıştırıldıktan sonra verilmesini ve diğer zamanlarda  oratada bırakılmamasını öneriyorlar.Ayrıca Dr.Beaver oyuncakların köpek için olan değerlerini arttırmak için köpeğe her zaman verilmemesini öneriyor.Bunun dışında içi boş bir lastik oyuncağın içine köpeğin çok sevdiği bir krem peynir veya benzeri birşey sürebilirsiniz.Eğer bunu evden çıkmadan önce ona verirseniz,köpeği çoğu ayrılık korkusu semptonlarının ortaya çıktığı kritik ilk 5-30 dakikalık süre boyunca oyalayabilir.
Yavaş yavaş ayrılığa alıştırma sürecini kısaca yeniden ele alırsak,ana unsurunun sabırlı olmak olduğunu anlarız.Evden çıkış süreçlerini de fazla sık aralıklar ile yaparsanız ,bu da köpeği aşırı derecede rahatsız edebilir.
Peki ayrılık süresini uzatmak için en uygun zaman ne olmalıdır.? Uzmanlar iki ipucu sunuyor; Evden çıkış hazırlıklarınız sırasında köpeğiniz korku göstermiyorsa veya sahip eve döndüğünde köpek aşırı derecede uzun ve abartılı selamlama törenleri yapmıyorsa.Peki,tüm bu yukarıda anlatılanlar,köpeğin normal bir şekilde bütün gün sürecek bir ayrılığa tahammül etmeyi öğreninceye kadar rutinin devam ettirilmesi gerektiği anlamına mı geliyor? Hayır diyor doktorlar,çünkü köpeğin 30 dakikalık bir ayrılığa tahammül etmeyi öğrenmesi başta yavaştır,ama sonra hızlanır.Köpek 1-1.5 saat süreyle yalnız kalabiliyorsa,büyük bir olasılıkla bütün bir gün de kalabilecektir,ama yine de ilk başlarda bütün bir gün bırakmadan önce en fazla üç saatlik sürelerle yalnız bırakılması daha iyi olur.
Ayrılık korkusunun semptonları ile baş edebilmek için herhalde çoğu köpek sahibinin kullandığı yöntem,cezalandırmadır.Oysa ki cezalandırma olsa olsa ayrılık korkusunu arttırmaya yarar ve köpek ne için cezalandırıldığını anlayamayacak ve dolayısıyla davranışlarında herhangi bir düzeltici etkisi olabilmesi için cezanın istenilmeyen davranışın hemen üzerine uygulanması gerekiyor.Sahiplerin köpeklerinde cezalandırılmak istedikleri davranışların çoğu ise,sahip evden çıktıktan sonraki ilk 5 ila 30 dakika içinde yapılmıştır.
Peki,küçük tuzaklar veya tadı acı olan nesneler ile uygulanan küçük cezalar nasıldır.? Uzmanlar bu tür cezaların ancak diş çıkarma ve buna bağlı kemirmelerde etkili olduğunu,ama ayrılık korkusundan kaynaklanan kemirme davranışları en ufak etkileri olmadığını düşünüyor.Zeki ama korku dolu olan köpek kısa sürede tuzaklardan kaçmayı veya tadı acı olan nesneleri kemirmeyi ve onun yerine korkusunu hafifletecek başka nesneler bulmayı çok çabuk öğrenir.Doktorlar aynı zamanda ayrılık korkusuna bağlı uzun süre havlamaları da denetlemek için bazı yöntemler öneriyor.Yöntemlerden birinde sahip evden çıkar,havlama başlayıncaya kadar kapının önünde bekler,sonra hızla eve dönüp köpeği azarlar vaya herhangi bşka gürültülü bir şey ile köpeği korkutur.Ceza,zamanlama olarak doğru ama ciddi bir dezavantajı,köpeğin yeni bir davranış biçimi öğrenmesinden ziyade,sahibinden korkmasına neden olabilmesidir.Bunun ötesinde ve çok daha önemlisi,bu yöntem uygunsuz davranışın ana nedenini ortadan kaldırmıyor.Yani,köpeğin ayrılığa tahammül edememesini.Kısacası,bu yöntem köpeğe,yalnız kalmasının kolayca başedebileceği bir durum olduğunu öğretmiyor.Köpeğe ayrılım süreleri boyunca bir kulübe veya bir kutunun içine koymak,yarardan çok zarar getirebilir.Gerçi bunu yaptığınızda evinmze gelecek zararı azaltmış olursunuz ancak korkunun diğer belirtileri olan havlama veya tuvalet gibi yine de meydana gelir.Çoğu köpek kutuyu tahrip edip kendilerine zarar verebilir.Davranış bilimcileri kutunun bazı amaçlar için,örneğin tuvalet eğitimi gibi,kullanılmasını bazen öneriyorsa da,hiç biri bir kutunun uzun süreli kapalı tutulacağı bir yer olarak önermiyor,sadece köpek bu kutuyu ini gibi hörüyor ve onun içinde kaldığında güven duygusu yaşıyorsa kullanılabilir.Köpek yavaş yavaş kutuya alıştırılmalıdır.Köpek sahipleri kutuyu bir ceza aracı olarak kullanıyorsa ve köpeklerini buna alıştırmamaışlar ise,bir kutu da uzun süreli ayrılıkıklarda başarılı bir yöntem değildir.
Ayrılık korkusunu önlemek mümkün müdür.? Bu soruyu yanıtlamak hiç kolay değil,ama itaat eğitimi ne köpeğin bu davranışı üzerinde bir etki yapıyor,ne de ayrılık korkusu belirtilerinin ortaya çıkmasını önleyebiliyor.ama tabii ki eğitim işe yarar.Doktorlar,köpeklerini yalnız kalmaya alıştırmak için sahiplerin köpekleri ile olan ilişkilerini erkenden oluşturmalarını öneriyor.Sahipler köpeklerin her yere birlikte gelmelerine izin vermemeli.
Köpekler,özellikle genç olanları,sürekli olarak ilgi istemesine rağmen,araştırmalar  ilginin sürekli olarak okşamak,dokunmak ve sevmek,demek olmadığını gösteriyor.Artık biliniyor ki,bir köpek için alabileceği en büyük ödül,sahibine yakın olabilmektedir,bu da mutlaka dokunmak,demek değildir.Kulağa bu pek duygusal vaya sevgi dolu gelmese de,ayrılık korkusunun yarattığı ciddi sorunlar ile başetmek için bize bir ipucu sunmakta; davranışı ortaya çıkaran bağımlılığı önlemek

KÖPEKLERDE  İLK YARDIM

Köpekler çok enerjik ve meraklı hayvanlardır,biz köpek sahiplerinin bütün dikkatine ve önlemine rağmen bir kaza geçirmelerine ve başlarını derde sokmalarına şaşmamak gerekir.Kötü sonuçlara sebep verecek olaylara parklarda,nehir veya deniz kenarlarında,trafikte,bahçede hatta ev içinde   karşılaşabilirsiniz.En iyi yöntem ufak yada büyük her türlü  kazanın başınıza gelmeyeceğini düşünmek değil önlem alıp kendinizi hazırlamanızdır.

Bir kaza anında tabiiki köpeğinizi veterinere götüreceksiniz.ancak öncelikli olarak köpeğinize ve veterinerinize yardımcı olmak, köpeğin daha fazlı acı çekmesini önlemek,kanayan bir yarayı durdurmak ve yaranın daha kötü bir hal almasını önlemek için yapacaklarınız vardır.

ALTIN KURALLAR

KIRIKLAR :

Köpeğinizin ayağı yada vücudundaki başka bir kemik açık yada kapalı olarak kırılmış olabilir.Yani kemik kırılarak deriyi parçalamış ve dışardan görünüyor olabilir veya  içeride kırılmış olabilir.Köpeğiniz inliyor,ayağa kalkamıyor,vücudunda şişkinlik, deforme ile dokunmada hassas bir acı duyuyor ise bir kırık ile karşı karşıyasınız demektir.

YANMALAR :

Deri ve kürk üzerinde ateş yada kaynar bir sıvının verdiği zararlar olarak tanmlayabiliriz.Derin yanıklar o bölgedeki sinir sistemini öldürdüğü için köpeğiniz acı çekmeyebilir ancak bir şokun içinde olabilir.

NEFES BORUSUNDA YABANCI CİSİMLER :

ZEHİRLENME:

Ani hareketsizlik,dengesizlik,kusma,ishal zehirlenme belirtisidir.Çeşitli birçok kimyasal madddeler zehirlenmeye sebep olabilir.Köpeğinizin neden zehirlendiğini araştırmak veterinere tedavi konusunda kolaylık sağlayacaktır.

ARI SOKMASI

Yaz ayları boyunca arılara ve böceklere karşı dikkatli olun.Köpekler meraklı burunlarını ve ağızlarını her yere sokabilirler.Bu bir böcek yuvası yada arı kovanı olabilir.Arı yada böcek sokması lokal yada vücudun tümü üzerinde belirtiler gösterebilir.Sokulan yerde şişkinlik veya vücudun şişmesi,köpeğin inlemesi yada sokulan  bölgeyi köpeğin  ısırmaya çalışması genel sinyallerdir.Eğer ağız bölgesinde bir ısırma oldu ise salya artış gösterecektir

AÇIK YARALAR

YARALI KÖPEĞİ TAŞIMAK

Kötü bir kaza ve yaralanmaya maruz kalan köpeğiniz korku ve endişe içinde olacaktır.Yaranın vermiş olduğu acı ve ağrı hissinden dolayı düşündüğünüz gibi hareket etmeyebilir,sizi ısırmaya çalışabilir.Bunun için mümkün olduğunca köpeğin dişlerinden uzak durun ve yaralı bölgeye sert hareketlerden kaçının.

Dikkatli ve bilinçli hareket edin köpeğinizle rahatlatıcı bir ses tonu ile konuşarak rahatlamasını sağlayın.Sevk tasmasını hazır hale getirin ve takın bu mümkün değil ise; köpeğinizi dolaştırırken sevk tasmasını tuttuğunuz yerden (tutamaç) tasmanın diğer mandallı ucunu bu tutamaçtan geçirerek bir boğma tasma haline getirin ve köpeğinizin boynunua takın.(Köpeğinizi asla bu tasmadan çekip sürüklemeyin)Herhangi bir ısırılmaya karşı köpeğinize ağızlığını takın eğer yoksa bir kumaşdan yada gazlı bezi kullanarak hazırlayacağınız uzun şerit halindeki bez ile köpeğinizin ağzını bağlayın.Bunu yaparken şerit halindeki beze yumuşak köpeğinizin ağzının büyüklüğü ile oranlı bir düğüm atın ve ağzına geçirin düğüm yeri altta kalmalı,daha sonra diğer iki ucu boynundan dolaştırarak bağlayın.Ancak bu uygulamayı yüz ve ağız yarası olan,nefes almakta güçlük çekilen durumlarda kesinlikle uygulamayın.

Köpeğiniz yürüyebilecek durumda ise güvende olması için arabanıza yatırın.Eğer yürüyemiyecek durumda ise taşımaya  hazır olun.

Küçük köpekler kolayca taşınır.Taşırken köpeğin yaralarına,kırık olduğu bölgelere dikkat edin ve nefes yolunu kapatmadığınızdan emin olun.

Orta boy köpekler için bir elinizi göğüs çevresinden diğer elinizi  bacakların vücut ile birleştiği yerden kalçayıda destekliyerek kaldırın.

Büyük boy köpekler için yardım gerekebilir.Birinci kişi  köpeğin boynunun altından,diğer elini köpeğin ellerinin vücut ile birleştiği yerden tutumalı göğüsü desteklemeli,diğer kişi ise ayakların vücut ile birleştiği yerden kavramalı ve kalçayı ve vücudu orta noktadan destekleyerek kaldırmalı.

Bel kemiği ile omurilik kırılmalarında  kesinlikle köpeği yerden kaldırmayın hemen profesyonel bir yardım için veterineri bölgeye çağırın.

Her üç boy köpek ırkları için uygulanacak en iyi yöntem ise;

Köpeğinizin yattığı yerin hemen arkasına bir battaniye serin yada düzgün sert plastik veya yine düzgün sağlam köpeğin boyuna göre bir tahta üzerine köpeğinizi çok az kaldırarak yada sürükleyerek birkaç kişi ile birlikte dengeli bir biçimde alın.Yerden kaldırırken çok dikkatli olun.Köpeğinizde ciddi bir yara veya kırık tahmin ettiğiniz  bölgeye dokunmadan yavaşça kaldırın.Bu arada elinizi köpeğin ağzından uzak tutun canı yandığı ve endişe içinde olduğu için sizi ısırabilir.

Neden değer verdiğiniz ve hayatı paylaştığınız dostunuz için ayrı bir ecza dolabı olmasın.Bir eczadolabı daha alarak veteriner numaranızı bu dolabın üzerine kolayca okunacak şekilde yazınız ve yapıştırınız

Gerekli tıbbi melzemeleri hazır bulundurun.

Ev İçinde :

  1. Pamuk - Temizlemek ve sargıda kullanmak üzere.

  2. Antiseptik solüsyon - Yarayı temizlemek ve temiz tutmak için.

  3. Flaster - Bandajı sabitlmek için.

  4. Gazlı ve steril bezler.

  5. Eski temiz çoraplar - Özellikle bacak ve ayak bandajlarının temiz kalması için.

  6. Antiseptik krem.

  7. Termometre.

  8. Makas - Çeşitli boylarda.

  9. Cımbız.

  10. Yanıklar için kullanılacak veterinerin önerdiği krem.

  11. Strech film - Yanık bölgeyi sarmak için.

  12. Krep bandaj.

  13. Soda-Kusturmak için.Veteriner önerisi ile.

  14. Ağızlık ya da ısırılmaya karşı önlem almak için ağızı bağlayacağınız  uzun şerit -Gazlı bezden hazırlayabilirsiniz.

  15. Sodabicarbonat - Arı ve böcek sokmaları için.

  16. Tentürdiyot

  17. Alkol

Arabada :

  1. Köpeği taşımak için köpeğinizin boyuna uygun sert plastik veya ince tahta.

  2. Ağızlık ya da ısırılmaya karşı önlem almak için ağızı bağlayacağınız uzun şerit -Gazlı bezden hazırlayabilirsiniz.

  3. Tasma ve sevk tasması.

  4. Veteriner telefon numarası

  5. Telefon etmek için telefon kartı.

  6. Antiseptik solüston.

  7. Antiseptik krem.

  8. Krep bandaj.

  9. Flaster

  10. Makas

  11. Cımbız

  12. El Feneri

  13. Fosforlu Giyecekler ...

KÖPEKLERDE KANLI İSHAL

1978 yılından beri her yaştaki ve ırktaki  köpekler ve genellikle yavrular bu son derece ölümcül ve bulaşıcı hastalığın kurbanı olmaktadırlar.Hastalığa neden olan virüs bağırsaklarda bulunan beyaz kan hücrelerine ve aynı zamanda kalp kasına hücum eder.Bu hastalık artık dünya çapında görülen ve adı Parvovirüs olarak bilenen "Kanlı İshal" dir.

Parvovirüs köpekten köpeğe kolaylıkla geçebilir.Köpek çiftlikleri,dog showlar,köpeklerin çoğunlukla bulunduğu yerler,pet shoplar virüsün yayılması için oldukça kaynak bir hal alabilirler.eğer yeni yavrunuz ev içinde yaşıyor dışarıya az çıkıyor ve diğer aşılı köpekler ile seyrek bir şeklilde beraber oluyor ise hastalığı kapma riski oldukça düşüktür.Virüs hastalıklı bir köpekten direkt ya da bu hayvanın dışkısı ile ki dışkı büyük miktarda virüs barındırmaktdır,veya hastalıklı olmayan ancak dışkı yolu ile virüse bulaşmış bir diğer köpeğin tüyü veya ayakları ile,rüzgar ve hatta insanlar   ayakkabı ve elbiseleri ile bu virüsün etrafa yayılması için yeterli   olmaktadır.Virüs dış koşullara karşı kolaylıkla  uyum sağlayabilmekte ve uzun zaman hayatta kalabilmektedir.

Bu ölümcül hastalığa yakalanan köpeklerdeki ilk belirtiler,iştahsızlık,şiddetli kusma,ve ishal olarak gözlemlenir.Vucut ısısı 41.C kadar yükselir.Bu belirtiler çoğunlukla köpeğin virüsü kapmasından itibaren 5-7 gün içinde görülür.Hastalığın en kötü belirtisi kusmanın gri-beyaz bir renk alması ve dışkının sarıdan kahverengiye kadar dönüşen renk değiştirmesidir bunu dışkıda görülen kan izler.(Bağırsaklar çeperleri  kan toplar ve şişer bir süre sonra patlayarak dışarı atılır.)Köpek hızlı bir şekilde aşırı kusma ve ishalden dolayı su kaybeder.Bazı kurbanlar bu duruma fazla dayanamaz ve kısa sürede ölürler.Ölümlerin çoğu klinik belirtilerin gözlemlenmesinden itibaren 48-72 saat içerisinde gerçekleşir.Genç yavrular çoğu zaman iki gün içinde hayatlarını kaybederler.

Geçmişte 5 ayın altındaki yavrularda görülen ölüm oranının daha büyük yaşta bu hastalığa yakalan köpeklerden %2-3 daha fazla olduğu bilinmektedir.Bugün 0-7 haftalık köpeklerde hastalığın insidansı % 63. (Bir)1 yaşından sonra ise % 11 olarak tespit edilmiştir.Yaşça büyük hayvanlarda hastalığın etkisi daha düşük olamaktadır.Virüse karşı uygulanan ilk aşılama ve tekrarlar virüsün önüne geçilmesinde ve hastalığa yakalanma yüzdesinde etkili olmaktadır.

Süt emmeden 6 aya kadar olan yavrular hastalığa yakalanma riski en fazla olan gruptur.Bu risk Rotthweiller ve Doberman Pincher ırklarında oldukça yüksek seyretmektedir.

Bu hastalığın başka bir formu kalp kası üzerindeki iltihap ile kendini göstermektedir.(Myocarditis).3 aylık ve daha küçük yavru köpeklerde bu sendrom ishal görülmeksizin kendini gösterebilir.Çünkü virüs kalp hücrelerinde çok daha hızlı bir gelişim sergilemektedir.Myocarditis'e yakalanan yavrular güçlükle soluk aldıklarından hareketsiz,bitkin görünüm sergilerler.Süt emme çağındaki yavrular nefes alma güçlüğünden dolayı süt emmeyi keserler.Hastalığın kesin bir tedavisi yoktur.Yavruların hayatta kalma süreleri virüsün kalbe verdiği zarar ile orantılıdır bazı yavrular birkaç dakika içinde bazıları ise birkaç gün içinde hayatını kaybedebilir.

Veteriner hekiminiz teşhisi klinik belirtilerin ortaya çıkmasından sonra koyabilir.Belki dışkıyı test etmek isteyebilir.Bu virüsü durduracak kesin bir ilaç yoktur.Hastalıkla başa çıkmak için acil müdahale ve iyi bir bakım gerekir.İlk önce aşırı kusma ve ishalden dolayı gerçekleşen kayıpları önlemek için yavruya serum takılır  ishal ve kusma kontrol altın alınmaya çalışılır.Aynı zamanda antibiyotik verilerek ikincil virüsler önlenir.Hastalığa yakalanan köpekler kuru ve sıcak tutulmalı ve iyi gözlemlenmelidir.

Her yaştaki köpekler bu ölümcül ve dramatik hastalık için aşılanmalı ve veteriner hekiminizin önereceği dömenlerde tekrar edilmelidir.Hastalıklı hayvanın daha önce kaldığı ve bulunduğu yerler çamaşır suyu , tıbbi dezenfaktan ile temizlenmeli ve kireçlenmelidir.Hastalık sonucu ölen köpeklerin gömüldüğü yerede kireç serpilmelidir.Virüsün dış ortama kolayca uyum sağladığı ve uzun süre hayatta kaldığı unutulmamalıdır.Köpek sahibi yavruyu sokak köpekleri ile aşılanmamış köpekler ile tanıştırmamalı,bu köpeklerin çoğunlukla bulunduğu ve barındığı, hastalığın daha önce görüldüğü bölgeden kaçınmalıdır.Bunun için veterinere danışılmalı ve uyarıları dikkate alınmalıdır.Aynı zamanda diğer köpeklerin dışkılarına dikkat etmeli ve yavrunun bu dışkılara temasına izin vermemelidir.(Köpeğinizin dışkısını bir torba yardımı ile alıp çöpe atmanız hem çevrenin temizliği hemde hastalıkların yayılmasını önleyecektir.Bu davranışınızı komşularınızın ve tanıdıklarınızın da uygulamasını sağlayınız.)Bu önlemler ilk 6 ay içerisinde oldukça önemlidir.

Yalnızca sağlıklı,bakımlı ve veteriner kontrolünde olan köpekler iyi birer dost olabilir.Dostunuzun güvenliği ve sizin üzülmemeniz için veteriner kontrolünü ihmal etmemeniz gerekir.

Eğer aşağıdaki durumlar veya sizin farkedeceğiniz başka bir durum olur ise hemen veterinerinize danışınız.

Anormal kulak,burun,anüs veya vücüdun açılmış  bir bölgesinden   gelen akıntı.

Zayıflama ile birlikte veya ani gelen iştahsızlık veya aşırı su tüketimi.

Anormal davranış biçimleri ani saldırganlıklar,korkular yada uyuşukluk.

Tuvalet yapmada zorlanma veya kontrolsüz tuvalet ihtiyacı.

Vücut üzerinde veya herhangi bir yerde yumru,şişlik,açık yara,tüy dökülmesi,iltahap,topallama,ayağa                 kalkmada, oturma ve yatmada zorlanma.

Başını aşırı sallama,kaşınma,yalama ve ısırma.   

KÖPEKLERDE  TRAFİK KAZASI

  Panik yapmayın.Köpeğinizin yanında sakin kalmanız,sakin kalmaya çalışmanız gerekmektedir.Köpeğiniz sizin sevginizi,duygularınızı paylaştığı gibi endişenizi ve korkunuzu da paylaşmaktadır.Panik hareketleriniz ve ses tonunuz köpeğiniz tarafından yorumlanır ve içinde bulunduğu durumun ciddiyetini hisseder.Durumu daha da kötüye götürmeden diğer telaşa ve korkuya kapılan kişileride köpeğinizin yanından uzaklaştırın.

          

          Köpeğinizi taşımaya hazır olun.Yaraların temiz tutulması için azami dikkat sergileyin.

KÖPEKLERDE  KANSIZLIK

 Köpekler enerji dolu hayvanlardır.Ama,onların da halsiz olması,yemek saatlerinde bile uyuklaması mümkündür.Veterinere götürdüğünüzde,köpeğinizde kansızlık olduğu söylenecektir.Kansızlık hayvanın karnında ki alyuvarların yeterince oksijen taşımayıp enerjisiz bırakmasıdır.Hayvanda kan kaybı,ülser,pire,parazit gibi sebepler ile ortaya çıkar.

Köpeğinizin kansızlık çektiğinde şüphelenirseniz,ağzına bakın koyu pembe ise böyle bir sorunu yok demektir.ama eğer solgun bir renk ise gerekli önlemleri alın.Kansızlık gözlerinden de anlaşılır.Göz kapaklarını aşağı çekin ve gözünün içinin rengine bakın.Koyu pembe değil ise ve açık renk ise kansızlık vardır.

Bazı mamalar suni oldukları için sindirimi güçtür.Hayvanı iyice halsiz kılacağından doğal besin tercih etmek uygun olacaktır.  

KÖPEKLERDE  KALÇA ÇIKIĞI

"Dispilazi" (Dysplasite) patolojideki kelime anlamıyla bedendeki anormal gelişme demektir.İnsan ve hayvanın yani her iki canlının da kalça yapısı,kalça eklemi tipindedir.Kalça eklemi,uyruk kemiğini kalça eklemine birleştirir.Bu eklem kalça kemiğindeki  hokka çukuru ile bu çukura oturan   uyluk başından meydana gelir.Ancak bu iki kemiğin eklem yuvasına doğru ve orantılı olarak uymaması halinde kalça eklemi anormal şekilde biyür ve deforme olur.Ortaya  çıkan bu duruma "Kalça Displazisi",veya H.D (Hip Dysplasia) denir.

Sebepler :

H.D nin oluşumunda tek bir sebebin olmadığı önemle vurgulanmalıdır.Bir faktöre vaya birbiri ile ilgisi olan sayısız faktöre bağlı olabilir.Temel olarak,ilk akla gelen soru şu olabilir;Büyümekte  olan bir köpek yavrusunun kalça ekleminin taşımak zorunda kaldığı anormal bir vücut ağırlığı varmıdır? eğer var diye cevap veriyorsak,H.D özellikleri olarak bünyesel değişikliklere bu nedenle de yol açmış olabilir.H.D ye karşı kesinlikle kalıtımsal bir meyil vardır.Aynı nedenle genlerin H.D de çok önemli bir role sahip oldukları bilmemize rağmen,çevresel faktörlerin de bütünleyici bir role sahip olduklarını da unutmamalıyız.Yukarıda da belirttiğimiz gibi bir köpek yavrusunu H.D ye meyilli kılan en yaygın çevresel faktörlerden biri,aşırı beslenmedir.Çünkü yapılan araştırmalar,yüksek kalorili yiyeceklerin H.D olasılığını artırdığını göstermektedir.

Belirtiler :

Tanı :

Veteriner hekimce H.D teşhisi,genellikle röntgen bazında koyulur.Bir yaşından küçük olan köpeklerde,normal veya biraz anormal kalça arasında kesin bir ayırım yapmanın çoğu kez pek zor olduğu unutulmamalıdır.Nadiren fazlaca belirgin durumlarda üç veya dört aylıkken de teşhis koyulabilir.Ancak kalçalardaki bozukluk 18 aydan önce hassas bir şekilde ve kesin olarak teşhis edilemez.Başka bir deyişle,köpeğin kalçası bir yaşında normal görünebilir,ancak sonraki 18 aya kadar geçen sürede displazi olabilir.

Tedavi :

Kesin ve net bir çare olmamasına karşın tıbbi ve cerrahi yöntemler gelişmiştir.Pek çok durumda köpek oldukça normal ve rahat bir yaşama dönebilir.Ancak şişman bir köpeğe bu amaçla yaptırdığımız zorunlu egzersizler,çoğu zaman sizi hayal kırıklığına uğratır.Çünkü fazlasıyla şişman hayvanlarda iş yaılacak iş kilo kaybını sağlamaktır ve bu çok önemlidir.Bu işlemi takiben veterinerinizce ilk aşamalarda ağrıkesici ilaç ve uyarıcı olmayan diğer ilaçlar tavsiye edilecektir.En yaygın ilaçlar ise bir veya değişik şekilde fenil butazon ve kortizondur.Eğer tıbbi tedavi yöntemleri artık köpeğinize tesir etmiyor ise cerrrahi tedvaviye geçilmesi gereklidir.Cerrahi tedaviler kas veya sinir değiştirme,ya da tüm kalçanın değiştirilmesi arasında değişiyor.En yaygın cerrahi yöntem,suni eklem kesme diye adlandırılır ve mafsalın kalça kemiğinden  uzaklaştırılmasını kapsar.Çok iyi çalışır ve kalçadaki kemikten kemiğe  teması yok ettiği için,H.D' ye bağlı olarak ağrıyı tamamen keser.

Hassasiyet ve Uyarı :

H.D yaygın olarak daha çok büyük köpek cinslerinde görülmektedir.Küçük,hafif veya çok iyi adeletli cinsler bu riski daha az taşırlar.Sonuçolarak köpek sahiplerine şunu hatırlatmalıyız;kalıtımı göz önüne alarak eğer köpeğinizde göz önüne alarak eğer köpeğinizde kalça displazi'si var ise onun kesinlikle çiftleşip çoğalmasına izin vermeyiniz.

KÖPEKLER ALIRKEN DİKKAT EDİLECEKLER

Sağlık Açısından:

İlk kontrolümüzü sağlık açısından yapmamız gerekir çünkü sağlığı yerinde olmayan bir köpek, karakteri ve davranışları nekadar  yüksek olursa olsun  hastalığın verdiği sebepten dolayı başarısız olur.Sizinde yavru seçiminin bu noktasına çok önem vermeniz gerekmektedir.Seçeceğiniz yavru sizinle birlikte 14-16 yıl ve günün çoğunluğunda birlikte olacaktır.Köpeğinizde ortaya çıkacak bir hastalığın sizi çok üzeceği kesindir.Uzun zaman sonraki hastalıkları tahmin edemesek de, sağlıklı bir yavruyu seçmek zorundayız.Daha sonra onu veteriner kontrolünden geçirerek ilerideki hastalıklara karşı aşılarını yaptırmalıyız.Bu aşılardan bazıları üretici tarafından yapılmış olabilir,bunun için yavruların aşı karnesini isteyin ve kontrol ederek parazit kontrolünün yapılıp yapılmadığını ve hangi aşıların yavrunun üzerinde olduğunu değerlendirin.Sizlere köpekler için önerilen aşı takvimi sağlık bölümünde verilmektedir.                                                                                         

Yavrulara genel olarak baktığımızda yukarıda daha önce saydığımız  özelliklere sahip olmalıdırlar.Bu özellikleri tekrar hatırlamak istersek;

·    Canlı görülmelidirler.(Tabii uyku saatinde gelmediyseniz.)

·  Dokunulmasına izin vermeli,aşırı ürkeklik veya saldırganlık gözlemlenmemelidir.

·   Bir yavru diğer kardeşleri üzerinde hakimiyet kurmuş olabilir.Diğer kardeşler ona boyun bükebilir.Bu doğal bir davranıştır,sürü kuralları işlemeye başlamış.Bu doğal harekete normal bakabilirsiniz.

Sağlık Kontrolleri :

Canlı,hareketli ve size cevap veren yavrulardan birini  ön ayaklarının vücud ile birleştiği yerden iki eliniz ile yavaşça kaldırın ve kalçasını destekleyerek tutun.Bu esneda yavrunun sizden korkmaması için ani hareketler ve sesler çıkarmayın ve sağlık kontrollerine başlayın.

          Yavrunun kakasına bakın parazit var mı

Karakter Açısından:

Gerekli sağlık kontrollerini yaptıktan sonra sıra yavruları karakter açısından test etmeye ve sizin yapınıza uygun bir yavru seçmeye geldi.

Yavruların sevimliliği sizi yanıltmasın, aceleci davranmayın ve kendinize özgün bir yavru seçin.Yavruların hepsi sevimli ve doğal olarak yaramaz ancak hepsinin kendine özgü karakteri var ve siz yaşam tarzınıza uygun bir yavruyu seşmelisiniz.Bu seçim ileride küçük yaramaz büyüyüp  erişkin hale geldiğinde büyük önem kazanacak ve size oldukça yararlı olacak

Bu seçimi yapmakla ileride karşılaşacağınız bir çok sorunu da daha ortaya çıkmadan bertaraf edecek ve küçük yavrunuza beslediğiniz sevginiz azalmadan ve ayların,yılların verdiği tecrübe ve birliktelik ile katlanarak büyüyecek.Pek çok köpek sahibi severek ve özen vererek aldığı köpek yavrusu için ileride baş belası olarak söz etmektedir.Bu sorun yavruyu alırken karakter testi yapmamaktan ve yavrunun gelişme  esnasında yöneltilen yanlış davranışlardan kaynaklanmamaktadır.

İleride böyle bir duruma düşmemek için bu testi uygulayın ve yazımın başında söylediğim ve bu sayfalarda anllatığım gibi yavrunuza doğru ve kuralcı bir  şekilde davranmaya özen gösterin.

Yavru Çok Hareketli, Girişken ve Sevecen Davranıyor Çok Az Tereddüt Ediyor İse:

Bu davranışı sergileyen yavru kendine tam bir güven sergiliyor.Çevresindeki olayların farkında ve hemen cevap veriyor.Yeni tanıştığı bir olaya kısa bir çekingenlikten sonra uyum sağlıyor.

Bu yavru ileride aktif olacak,aynı zamanda çevreyle olan uyumlu ilişkisi ve kendine güveni sayesinde rahatça ev ortamına ve şehire kolayca adepte olacak ,tabii doğru bir şekilde sosyalleştirildiği takdirde.Eğitimi kolayca yapılabilecek.

Bu yavru siz ilk kez köpek sahibi olacak ,hayat dolu hareketli,sık sık yürüyüşe veya koşuya çıkan günün büyük bir bölümünü  köpeğinizle geçirecek ve geçirmek isteyecek kişiler için birebir.

Yavru Hareketli,Girişken,Sevecen,Çok Az Tereddüt ediyor Aynı Zamanda Atılgan, Kardeşleri Üzerinde Hakimiyet Sahibi İse:

Bu davranışı sergileyen yavru lider olma isteği içerisindedir.İleride çok hareketli,eğer başarabilir ise arkadaşları üzerinde hakim ve biraz inatçı olacak, eğitiminde zorlanacaksınız.Size kendi isteklerini kabul ettirmeye çalışabilir.

Bu yavru ilk kez köpek sahibi olacak kişiler için uygun değildir,daha çok deneyimli bir sahib için ideal.Yavruyu almak isteyen kişi yukarıdaki koşullar içinde kendini hazır hissetmeli,yavruyu çok şımartmamalı daha katı bir yapıya sahip olmalı,kurallardan ödün vermemelidir. 

Yavru Kardeşleri İle Oyuna Az Katılıyor Ürkeklik Gösteriyor İse:

Bu davranışı sergileyen yavru ise ileride pasif olacağının işaretini vermektedir.Diğer kardeşlerinin hakimiyetini kabul etmiş gözüküyor.Kendini savunmak ve hayatta kalmak için daha gayretli olmalı.

Bu yavru ise; normal bir yaşam tarzına sahip,günümüzün birçok bireyi gibi işten eve,evden işe gelen kişiler için ideal.Yavruya sahip olmak isteyen kişi aynı zamanda köpekleri,hayvanları çok sevmeli, sabırlı olmalı Hırçın,sinirli bir karaktere  sahip olmamalı.. Sinirli ve hırçın davranışlar,  en üst düzeyde karaktere sahip bir yavruya bile doğru şeyleri öğretemez onu daha zor durumlara sokabilir.Oysa bu yavru için her zamankinden daha sevimli,sabırlı olmalısınız.Çünkü köpeğiniz ürkeklik gösteriyor bu ürkeklik ise ancak ve ancak yavruya yumuşak ve sabırlı davranışlar ile önlenebilir.Bu yavrunun sosyalleştirme eğitimine  çok çok önem verilmeli  ve daha uzun sürede yapılmalıdır.Ani yüksek seslerden ve davranışlardan uzak tutularak özenle yeni durumlarla ve insanlar ile tanıştırılmalıdır.Özellikle ilk tanışmalar önemli olduğu için gereken dikkat gösterilmelidir.Örneğin bir arkadaşınız ile yavrunuzu tanıştırıyorsanız.arkadaşınıza ani hareketlerden kaçınmasını yavaş hareketleri ile ona sevdiği yiyeceği veya oyuncağını sunmasını ve sevmesini istemelisiniz.Bu davranış mümkün olduğu kadar çok kişi ile yapılmalıdır.Ya da araç trafiği ile tanıştıracaksanız ilk önce en tenha yolları tercih etmeli ve yola fazla yaklaşmamalısınız.Sosyalleştirme eğitimi ile diğer bilgileri sosyalleştime bölümünde bulabilirsiniz.

Yavru Kardeşleri İle Oyuna Az Katılıyor Son Derece Ürkek ve Köşelere Sığınmak  İstiyor İse:

Bu küçük yavru ise,sürünün en son üyesi.Muhtemelen annesi bu yavruya biraz kızmış ve hırpalamış.Kendisinin ürkek karekteri ile de birleşerek durumu daha kötüye gitmiş.Muhtemelen diğer kardeşlerinden daha zayıf çünkü yeterli beslenememiş,annesi memeden uzaklaştırmış veya aktif olmadığı için yerini diğer kardeşlerine kaptırarak yeteri kadar süt emememiş.

Üreticinin bu yavruya daha dikkatli bakması gerekiyordu.Süt emmesine yardımcı olması ve sütten kesildiğinde ise ona özel besin hazırlaması yerinde bir davranış olurdu.Her ne kadar vahşi ortamda olmamasına ve kontrol altında olmasına rağmen doğanın kanunu gereği güçlü olan hayatta kalacak ve yaşamını sürdürecektir.Yavru beslenme yönünden zayıf kaldığına göre geri planda kalması doğal bir sonuçtur.

Bu yavruyu almak isteyen yukarıda anlatılan diğer ürkek yavruya sahip olmak isteyen kişi ile aynı karaktere ve yaşama sahip olmalı ama ondan çok daha fazla ve itinalı davranarak yavruya yaşamı öğretmelidir.Gerektiği gibi davranılır ise yavru kendisini toparlar ve size uyum sağlar ve yaramazlıkları az olan sevecen bir köpeğiniz olur.

Eğer yavru beslenmiş gözüküyor ama bu davranışları sergiliyor ise birinci kısımda anlatılanlar yinelenmiş olabilir.Bu köpeğe de aynı şekilde davranılmalıdır.

Koruma Köpeği Seçimi İle Yavrulara Uygulanacak Diğer Karakter Testleri:

Koruma köpeği seçimindeki yanlışları daha önce belirtmiştim.Bu konuya burada da değinmek istiyorum.

Bir çok kişi koruma amacı ile köpek istemekte ve almaktadır.Ancak her köpek koruma yapamaycaktır.Bu özellik onun genlerinde ve kalbinde bulunmalı ve koruma iç güdüsü güçlü olmalıdır.

Koruma köpeği seçiminde en önemli nokta yavrunun ailesinin özellikleridir.Genetik kalıtımla yavruya aktarılan koruma ve savaşma iç güdüsü ile cesurluk ne kadar yüksek ise yavru okadar başarılı olur.Bunun için yavrunun anne ve babasını görev yaparken izlemeniz seçeceğiniz yavrunun geleceği hakkında bilgi almanıza yardımcı olur.

Diğer bir önemli unsurda Cesarettir.Köpeğin koruma içgüdüsü yüksek ve ısırmayı seviyor olabilir ancak kötü adamın karşı saldırısında görevinden vazgeçip geri çekilir, ürkeklik gösterir ise köpek görevini tam anlamı ile yapamayacaktır  köpeğe yapılan yatırım ve eğitim ise o an boşa gidecektir.Özellikle bu ürkek köpek saldırı esnasında sert bir darbe ile karşılaşır ve geri çekilir ise çok büyük bir ihtimal ile bir daha saldırmayacak geri planda kalmayı tercih edecektir.Bunun için ilk önce bakılacak yerlerden biri köpeğin kalbidir.Biz köpeğin kalbine bakarak içinde ne olduğunu ve karışık, zor durumlar ile tehdit altında   ne hissettiğini anlamak zorundayız.Aradığımız şey ise son derece güçlü cesaretdir.

Şu unutulmamalıdır ki;cesaret köpeğin kalbinde yatar.Sonsuz bir sevgi ve sadakat ile bağlı olduğu sahibine veya eğitmenine karşı girişilecek ölümcül bir hareket karşısında kendi güvenliğini ve hayatını hiçe sayarak cesareti ile tehdite  karşı koyan köpek  ideal bir koruma köpeğidir.Cesareti olmayan bir koruma köpeği ise boş bir köpektir.

Bu kısa anlatımından sonra koruma köpeği seçim aşamasına geçelim ve size yardımcı olacak diğer bilgilerin Schutzhund eğitiminin tanıtıldığı sayfada olduğunu hatırlatalım.

Doğumdan sonra 24-48 saat arasında yapılacak testler;

Yavrular ve anne doğum sandığında iken  anneyi yavruların yanından uzaklaştırın ve hangi yavrular annesine ulaşmak istiyor,eğer hepsi harekete geçerse ilk önce davrananları kaydedin.

Altıncı  Haftadan Sekizinci Hafta ve sonrasında  yapılacak testler;

Bir kaç aylık yavru koruma testi ve eğitim hazırlığı  içerisinde.Eğitmenin tuttuğu bezi ısırıyor,burada eğitimin ileri seviyelerinde küçük darbeler ile karşılaşacağı ve kötü niyetli kişinin kullanacağı sopaya dikkat ediniz.Eğitmen sopayı kolunun arasına almış yavrunun hem göz alışkanlığı kazanmasını hem de çok hassas bir şekilde sopayı yavrunun üzerinde gezdirerek sopadan korkmamasını sağlıyor.Bu size koruma köpeği eğitiminin küçük yaşlarda başladığı ve çok hassas teknikler içerdiğinin bir  göstergesi.

Yavru boyun tasmasına alıştığı ve sevk tasması ile yürüdüğü zaman bir arkadaşınıza şemsiye verin ve  yavru ile arkadaşınızın yanından geçerken yavruyu tehdit etmiyecek bir biçimde şemsiyeyi açmasını isteyin.Yavrudan beklediğimiz davranış aşırı korkmaması,kuyruğunu bacakları arasına sıkıştırmaması ve kulaklarını yatırmayarak geride kalmamasıdır.Yavru açılan şemsiyeye ilgi ve dikkat göstermeli korkusunu kısa sürede yenmeli,şemsiyeye yaklaşma isteği içerisinde olmalı.

 

Bir koruma köpeği genel karakterini bir yada iki yıl sonra yada daha geç zamanda bulabilir.Bundan dolayı acele etmemeli ve köpekteki koruma ve savaşma içgüdüsünün nekadar yüksek olup olmadığına hemen karar verilmemelidir

Köpeğin 10-12 ayları arasında uygulanacak testler:

Yavru boş bir alana alınarak serbest bırakılır.Bir süre sonra köpek ile aramızda  15-20 metre mesafede silah atışı yapılır ve yavrunun bu ani güçlü sese tepkisi ölçülür,

İstenilen en uygun davranış ise yavrunun sesin geldiği yöne dikkatini vermesi,meraklı gözükmesi rahat pozisyonda olması kulakları dik,kuyruğu yatay pozisyonda, ağızı açık olmalıdır.Bu davranışı sergileyen köpek koruma görevi için ideal bir seçim olacaktır. Sese ilgi göstermiş ancak korkmamış ve tam aksine saldırgan bir tutum içine girmemiştir.

Yavru bir yaşına girdiğinde ve koruma eğitimine devam ederken uygulanacak testler:

Bu aşamadaki testler koruma köpeği eğitiminde orta aşamaya gelen yavru için köpek eğitmeni tarafından uygulanmalıdır.

Beklenmeyen Hal Testi:

Yavru köpeğinize kısa süreli bir oyun ve kendini rahatlaması için firsat verdikten sonra,eğitmeni veya sizin tarafınızdan yedeklenerek bekletilir.Bu arada köpeğin daha önce tanımadığı bir kişi size ve köpeğinize doğru dostça, düşmanca bir tavır takınmadan yaklaşır.Yavrudan istediğimiz davranış arkadaşınıza herhangi bir saldırganlık,hırlama göstermemesi onu kabul etmesidir.Arkadaşınız ile merhabalaştıktan sonra yine köpeğin daha önce tanımadığı başka bir kişi size ve köpeğinize doğru yaklaşır ama busefer sizi tehdit eder ve aynen bir kavga anını canlandırır,bu an içerisinde köpeğiniz tereddüt etmeden elinizde tuttuğuınuz sevk tasmasını gerer ve havlayarak canlı bir şekilde  bu kişiye karşı sizi korumak için saldırıya geçer.Bu işlemin sonunda kötü niyetli arkadaşınız köpeğin tehdidini ve kararlılığını görür ve sizinle uğraşmanın iyi bir fikir olmadığını anlayarak  kaçar.Bu anda köpeğiniz ödülü sonuna kadar hak etti başarı onun.Ödüllendirmek için bol bol seviniz.Dikkat etmmemiz gereken ise,yavrumuzun gereğinden çok fazla saldırganlık göstermemesi yalnızca bir üst satırda anlattığım davranışı sergilemesidir.Eğer aşırı biçimde saldırganlık gösterir ise köpeğinize çok dikkat edin istenmeyen bir durum ile karşılaşabilirsiniz.

Henze Cesaret Testi:

Köpek eğitmeni yanında iken kışkırtıcı yani kötü adam köpeği alışılagelmiş bir biçimde tehdit etmeye başlar ve kısa süreli bir tehdit ile yavrunun iç güdüsünü harekete geçirerek ileriye doğru koşmaya başlar eğitici yaklaşık 40-50 adım meafede köpeğe saldır komutu vererek serbest bırakır köpek ile kötü adam arasındaki mesafe yarı yarıya kısaldığı anda kötü adam aniden geri dönerek çok fazla hareketli olmadan ve gücünü fazla göstermeden köpeğe doğru koşmaya başlar bu arada elinde tuttuğu sopa ile köpeği tehdit eder ve bağırır.Eğitimde belli bir aşamaya gelmiş bu yavrudan beklediğimiz davranış,kötü adamın karşı saldırısına rağmen ürkeklik ve tereddüt göstermeden kolluğu ısırması ve kötü adamla savaşmasıdır.Karşı saldırı anında göstereceği ürkeklik ve ısırmasındaki zayıflık görevini tam olarak yerine getiremiyeceğini gösterir.Ancak bu davranış eğitim esnasında köpeğin üstünlük hissini maximum seviyede tutulması ile önlenebilir.Eğer köpek yukarıdaki testler ile özenle seçilmiş sahibi tarafından iyi sosyalleştirilmiş  deneyimli bir eğitmen tarafından koruma eğitimine hazırlanmış ve devam edilmiş ise çok büyük bir ihtimal ile yavru köpeğiniz istenmeyen davranışı kesinlikle göstermeyecektir.Bu test için daha ayrıntılı bilgiyi ve kısa bir animasyonu Schutzhund bölümünde bulabilirsiniz. 

İkilem  Testi:

Eğitimde ileri  seviyeye gelmiş köpek için uygulacak diğer test ise ikilem  testidir ve yine eğitmeni tarafından yapılmalıdır.Bu test  için köpek ağızlık takılmasına kesinlikle alışmış olmalı ve rahatsızlık hissetmemelidir.Bu testeki amaç köpeğin eğitim süresince göstediği cesareti ve savaşma güdüsünü kötü adamın eğitim süresince kullandığı kolluk,bite suit,sopa veya başka bir koruma elbisesi ve aracı olmadan gösterip göstermiyeceğini anlamak için yapılır.Gerçek hayatta kötü niyetli bir kişi elbette köpek eğitim araçlarını üzerinde taşımayacak ve içimizden biri gibi giyinecektir.Bunun için köpeğe mutlaka bu test yapılmalı ve eğitim esnasında da hazırlanmalıdır.

Köpek eğitmeni tarafından yedeklenir ve ağızlık takılır.Kötü adam saklandığı yerden çıkar ve eğitmenine ve köpeğe tehdit edici davranışlarına başlar,köpek kötü adamı yakalamak istediğinde serbest bırakılır.Köpek normal sivil giyimli kışkırtıcıya saldırmalı ve onu durdurmaya çalışmalıdır.Kötü adam burada köpeğin saldırı isteğini kırmadan yani çok sert olmadan köpek ile kısa süre savaşmalı ve kaçmaya çalışmalıdır bu kısa savaştan sonra kötü adam köpeğe teslim olmalı yere yatıp aynen sürü lideri karşısında boyun eğen bir köpeğin davranışını sergilemelidir bu arada eğitmen araya girerek köpeğin daha da ileri gitmesini önler.Bu test eğitim olarak tekrarlanmalı ve giderek kötü adam köpeği tehdit edici davranışlarının dozunu arttırmalıdır. 

Bu testleri köpeğin daha önce görmediği aşina olmadığı başka bir çevrede tekrarlayınız ve daha önceki performansını değerlendiriniz.Genelde köpekler sahip oldukları bölgede kendilerini güvende hissedecekler ve daha rahat olacaklardır.Ancak diğer bir bölgede aynı davranışı sergilemeyebilir.Bunun içinde eğitim dönemleri anında köpek ile farklı bölgelerde çalışarak köpeğin kendine güvenini sağlanmalı ve başarı için her zaman maximum seviyede tutulmalıdır. 

KÖPEKLERDE  BAKIM

Son kürk tipi ise çok fazla taramaya ihtiyaç duymamaktadır.Bu ırklardan Labrador günlük fırçalamaya ihtiyaç duyar iken diğer ırklar Boxer ve Dalmaçyalı ise elimize giydiğimiz lastik veya kauçuktan yapılmış fırçalar ile hızlı bir şekilde taranabilir.

KOLAYLIKLAR:

Tararken vücudunu kontrol edin.Ur,şişlik,sivilce,çizik,kızarıklık,dokununca acıyan bir bölge ,kanama,iltihap,tüy dökülmesi,pire, kene ve yabancı cisimler gözünüze çarpıyormu?

TÜY BAKIMI

 

GÖZLER

BURUN


               KULAKLAR

KULAKLAR

 

AYAKLAR

TÜYLERİ KESMEK

BANYO

KÖPEKLERDE  KUDUZ

Başta et yiyenler olmak üzere bütün sıcak kanlı hayvan türlerinde görülen viral bir hastalıktır.Dünyanın her yanında rastlanır.Ancak memleketimiz gibi vahşi doğası,kedisi.köpeği kontrol altına alınmamış ülkelerde büyük salgınlara neden olmaktadır.Isırma suretiyle bulaştığı için hastalığın yayılmasında özellikle evcil veya vahşi et yiyenlerin büyük rolü vardır.Yarasa,mungo,sincap gibi yabani hayvanlar hastalık etkeninin depocularıdır.

Hastalık kuduz hayvanın ısırık yarasından kuduz virüsünün girmesiyle oluşur.Kuduza yakalanmış bir hayvanda,kuduz belirtilerinin ortaya çıkmasından 8-12 gün öncesinden salyasında kuduz virüsüne rastlanmıştır.Virüs sağlam deriden geçemez.Eldeki yada vücuttaki yara,sıyrık,çizik olan bir insan kuduz köpeğin salyasıyla veya hastalığın başında virüs kanda iken kanıyla temasa gelirse kuduza yakalanması olasıdır.

Kuduz bir hayvan tarafından ısırılan hayvanların hepsinin değil,1/3 ünün kudurduğu belirtilmiştir.Buda kuduz hayvanın salyasındaki kuduz virüsü miktarına (Hastalığın son devresinde salyada virüs miktarı azalır.) ısırılan yerin damar ve sinirlerden zengin olup olmamasına,(Damar ve sinirlerden zengin bölgede dayanıksız olan virüs kana ordanda sinirlere atlaması kolay olacaktır.) ısırık yarasının veya derin olmasına (Çok kanayan ısırık yaralarıyla yüzlek ısırık yaraları daha az tehlikelidir.) bağlıdır.

Kuduz virüsü çok dayanıksızdır (Şayet dayanıksız olsaydı doğada bugün kudurmayan canlı kalmayacaktı),güneş ışınları,dezenfektanlarla temasta kısa bir sürede ölür.Şüpheli durumlarda temasta bulunduğumun yerimizi ve hatta ısırık bölgesini sabunlu su ile yıkamak virüsü inaktif hale getirecektir.Isırılan bölge beyne nekadar yakınsa inkübasyon (Kuluçka süresi) süresi de o kadar kısadır.Bu süre 2 hafta ile 3 ay arasındadır.Virüs salya ile kısman idrar,süt,dışkı ile atılır.Virüs plecantadan (ana ile yavru arasındaki ilişkiyi sağlayan organ) geçebilir.Gebeliğin son dönemlerinde ısırılan köpeklerin doğan yavrularının anneden evvel kudurduğuda gözlemlenmiştir.

Köpeklerde kuduzun belirtileri tipiktir.Kuduzun biri saldırgan diğeri sakin kuduz olmak üzere iki şwkilde bahsetmek uygundur.Köpeklerde saldırgan kuduza daha çok rastlanır.Esas belirtiler ortaya çıkmadan öncesinde hayvanın huzursuz göründüğü,sık sık yerini değiştirdiği,kutu yerlere çekilip etrafı ile ilgilenmez göründüğü,normal gıda niteliğinde olmayan nesneleri (ot,odun,taş vb) yediği çoğu kere ısırık yarasını yaladığı hatta kemirircesine yediği dikkati çeker.Genellikle seksüel arzu artar.Köpek yaşadığı yeri,sahibini terk ederek kilometrelerce uzağa gider bir daha geri dönmez.Bu durum evine sadık bir köpekte derhal kuduzu akla getirmemlelidir.Mütemadiyen havlar ve ulurlar,ses değişir.Sebepsiz ve uzatarak havlama ve ulumanın hayvanın hayalinde yarattığı  objelere karşı olduğu zannedilmektedir.Daha sonraları ses kısık ve boğuk bir hal alır.Hayvan canlı ve cansız önüne çıkan herşeye saldırır.Saldırılar ani ve sessizce olur.Sahiplerini dahi ısırılar,sineklere bile tepki gösterirler.Normal köpekler ısırdıkları nesneyi ısırıp hemen bıraktığı halde,kuduz köpek hem çok sıkı kavrar hemde kerpeten gibi sımsıkı tutarak bir süre bırakmaz.Hayvanın yüz ifadesi değişir,bakışları sert ve haindir.Göz bebeklerinde ufalma,büyüme ve şaşkınlık gözlenir

Hastalık ilerledikçe salya akışı başlar.Hastalığın sonlarına doğru felçler şekillenmeye başlar.İlk felç yutak ve yüz kaslarında şekillenir.Daha sonraki günlerde felçler bütün vücuda yayılır.Hayvan sendeliyerek yürür ve sonunda hiç kalkamayacak duruma gelir ve koma durumuna girerek ölür.Melankoli devresi olarak belirleyeceğimiz ön devrede dikkete alınır ise,kuduza yakalanan bir köpek en çok 10 gün içinde ölecektir.

Korunma hastalığın yayılmasındaki rolü olan tilki,çakal,kurt gibi yabani et yiyenlerle savaşmak,sahibi bulunduğumuz köpeklerimizi sistemetik olarak senede bir defa koruyucu aşılama yaptırmak,başı boş köpek ve kedilerin ortadan kaldırılmasıyla olacaktır.Her köpek sahibinin kuduz belirtilerini iyi bilmesi bu hastalıkla savaşta en iyi silahtır.Kuduz ya da kuduzdan şüpheli bir hayvanı vurark bir kenera atmak olayın çözümlenmesi demek değildir.Aksine işleri daha içinden çıkılmaz bir hale sokmaktır.

Kuduz görülen bir bölge 6 ay müddetle kondona alınmış olup tüm hayvan giriş ve çıkışlarına kapatılmıştır.Kondon bölgesindeki köpekler 6 ay boyunca sahibinin yanında dolaştırılması ve ağızlık takılması kanunla belirtilmiştir.

Çok bulaşıcı ve ölümcül bir hastalık olan kuduzun geceleri uykumuzu kaçırmasını istemiyor isek sahibi bulunduğumuz kedi ve köpeklerimizi senede bir defa bu hastalığa karşı aşılatalım.

KUDUZ NASIL BULAŞIR?

Bir enfeksiyon hastalığı olan kuduzun etkeni spesifik bir kontagiyöz (bulaşıcı) virüs; “rabdoviridae” ailesinden zarflı bir RNA virüsüdür. Kuduz enfeksiyonu , virüsün bulunduğu salya ile temas sonrasında gerçekleşir. Bu temas ısırma, sağlam olmayan derinin yalanması, mukozaların yalanması şeklinde gerçekleşebilir. Kendi patisini yalayan kedinin tırmalaması sonucu da kuduz bulaşabilir. Mağara  gezen kişilerin, yarasaların aerosol şeklinde havaya saçtığı damlacıkları soluduğu ve böylece virüs kaptığı söylense de bu bilimsel olarak kanıtlanamamıştır. Aynı şekilde kuduz olduğu bilinmeyen kadavradan alınan korneanın transplantasyonu sonucu kuduz bulaştığı da kanıtlanamamış bir iddeadır. Hele içme suyuyla, cinsel yolla, solunum yoluyla, barsak solucanlarıyla bulaştığına dair hikayeler ise sadece tarih sayfalarında kalan birer söylentidir. Kuduz bir hayvanın ısırdığı hamile kadının karnındaki çocuğuna kuduz bulaşması mümkün değildir. Kuduzun tek ve kesin bulaşma yolu kuduz bir hayvanın ısırdığı açık yaradır.

KUDUZUN BELİRTİLERİ

     Hastalıklı hayvan tarafından ısırıldıktan sonra kas dokusuna giren virüs, önce kas dokusu içinde çoğalır. Daha sonra periferik sinirler aracılığıyla merkezi sinir sistemine ve oradan hızal beyine ulaşır.  Beyine yerleşip işgal eden virüsün artık yukarı hareketi tamamlanmış ve aşağı doğru hareketine başlar ve göz, tükürük bezleri, deri gibi organlara yerleşir. Burada önemli olan nokta, bu seyir esnasında çok az antijen salınması, antikor oluşmamamsı ve adeta virüsün kendisini saklamasıdır. Bu nedenle labaratuvar tanı yöntemleri klinik belirtiler tam ortaya çıkmadan (yani iş işten geçmeden) sonuç vermez.

     Kuduzda kuluçka süresi ortalama 10-60 gün arasında değişmekle birlikte, litaratürde bu sürenin 2 güne kadar indiği; bazen yıllara kadar uzadığı vakalar görülmüştür. Özellikle çocuklarda, baş, yüz gibi beyine yakın ya da sinir dokusunun yoğun olduğu bölgelerin ısırıldığı durumlarda ve mukozanın yalandığı hallerde kuluçka süresinin çok kısaldığı görülmüştür.

            Kuduz virüsü alan bir insanda ilk belirtiler, sanılanın aksine, genellikle kuduzu düşündürmeyen basit bir üst solunum yolu enfeksiyonu şeklinde görülür. Hastalık tablosu tamamen oluşmadan bir iki gün önce ise, iyileşmesine rağmen ısırık yerinde kaşıntı, iğne batması hissi, sinir trasesi boyunca yayılan bir ağrı gibi belirtiler oluşur. Ayrıca kişilik değişiklikleri görülür.

            Hastalık oluştuktan sonra 3 temel formda seyredebilir. “Spastik form”da hidrofobi (su korkusu) ve aerofobinin oluştuğu klasik, spazmlarla karakterize kuduz seyri izlenir. “Demans form”da uç noktada aşırı uyarılma veya adeta delirme hali görülür. “Paralitik form”da kısmi felçler izlenir. Diğerlerine oranla daha uzun süren bu durumda şüpheli bir tanı yoksa, genellikle kuduz tanısı konamadan, nörolojik problemlerle uğraşılırken hasta kaybedilir.

            Kuduz hasatalığı bir kez oluştuktan sonra ölüm kaçınılmazdır. Önemli olan hastalık oluşmadan vücutta koruyucu antikor düzeyini oluşturmaktır.

KUDUZ İNSAN VÜCUDUNU NASIL ELE GEÇİRİYOR?      

Kuduz olmuş bir hayvan ya da insanda belirtileri birdenbire ortaya çıkıyor. Çünkü hastalığın kendisini göstermesi için virüsün öncelikle beynin cornu amanois bölgesi ile cerebellum bölgelerine ulaşması gerekiyor. Bunun süresi ise ısırığın bulunduğu yere bağlı. Eğer ısırık insanda boyun ve baş bölgesinde ise 3 hafta, belden aşağıdaysa 1,5 ay içinde ortaya çıkıyor. Bu süre kuduz hastalığından kurtulmak için tek ve son şans.

            Sinir sisteminde ilerleyerek beyne yerleşen virüs burada çoğalarak biraraya geliyor ve “Negri cisimciği”ni oluşturuyor. Buradan vücuda yayılan virüsler ilk olarak tükürük bezlerine iniyorlar. Arkasından yutak felci başlıyor. Aynı zamanda aşırı saldırganlık, ışığa ve sese aşırı duyarlılık başlıyor. Çene kaslarının felci sonucu alt çene düşüyor ve son aşamada felçler tüm organlara yayılıyor.

KUDUZ BİR HAYVAN ISIRIRSA NE YAPMALI?

            Herhangi bir hayvan ısırdıktan sonra kuduz ihtimaline karşı ilk yapılacak şey hiç vakit kaybetmeden yarayı bol sabunlu veya deterjanlı suyla yıkamaktır. Bu işlem yaranın üzerindeki virüsleri öldürmüyor, ancak büyük bir kısmını yaradan uzaklaşmasını sağlıyor. Bunun ardından yara alkol veya tentürdiyot ile temizlenmeli. Bu işlem yara üzerinde kalan virüslerin bir kısmının ölmesini sağlıyor. Yara ne kadar büyük olursa olsun yaraya dikiş atılmamamsı gerekiyor. Çünkü bu işlem o bölgedeki sinir uçlarını uyararak sinir uçlarının çoğalmasını sağlıyor. Bunların dışında tetanoza ve diğer enfeksiyonlara karşı önlem alınması ve antibiyotik tedavisine başlanması gerekiyor.

YALANCI KUDUZ (AUJESZKY)

            Bütün hayvan türlerinde görülen bu hastalık ultra virüsten ileri gelir. Hayvanlarda şiddetli kaşıntı, çırpınma ve felçler görülür. Hastalık çok hızlı seyreder ve domuz dışında bütün hayvanlarda ölümle sonuçlanır. Budapeşte Veteriner Yüksek Okulu Müdürü Prof. Aujeszky Aladar tarafından tanımlanan bu virüs, kesinlikle insanlara bulaşmıyor. Bu virüs Türkiye’de ilk defa 1932’de İstanbul Kuduz Müessesi Müdürlüğünde görevli Doktor Zekai Muammer Tunçman tarafından izole edildi.
BÜTÜN CANLILAR KUDUZ TAŞIYICISI OLABİLİRLERMİ?

            Bir tanesi hariç dünyadaki hiçbir hayvan kuduz virüsünü uzun süre taşıyamıyor. Bütün canlılar kuduz virüsünün vücutlarına girmesinden sonra en çok üç ay yaşayabiliyor. Çünkü virüs beyine yerleşiyor ve bütün faaliyetlerini durduruyor. Özellikle yutak felci, canlıların yeme içme fonksiyonunu durduruyor ki, bu da ölümün ilk adımını oluşturuyor.

     Amerika kıtasında yaşayan ve “vampir yarasa” olarak bilinen “Desmodus” türü yarasalar kuduz virüsünün doğal taşıyıcısıdırlar. Bu yarasa türünün virüsü iki yıl kadar taşıdıkları sanılıyor. Bunun yanısıra kuşlarda ve kümes hayvanlarında kuduz vakası hemen hemen  hiç görülmüyor.

KÖPEKLERHAKKINDA SIK SORULAN SORULAR  

Bu bölümde, eğitim dönemi içinde ve sonrasında karşılaştığım sorunlarınıza cevap vermek istiyorum.

S.1-     Köpeğim temel itaat eğitimini yakın bir zamanda aldı.Ancak "Gel" komutuna nadiren uyuyor.Bu sorunu nasıl çözebilirim?

C-1-    Bu sorunu çözmenin birkaç yolu bulunmakta.İlk başta köpeğiniz sizin lider olduğunuzu kavraması gerekiyor.Doğal hayatta olduğu gibi köpekler sürü liderlerinin emirlerine uyarlar.Kendinizi lider olarak kabul ettirmek için,ilk önce siz yemek yemeli ve köpeğinize siz sofradan kalktıktan sonra yemek vermelisiniz,kapılardan ilk önce siz girin ve çıkın.Köpeğinize öğretmiş olduğunuz kurallardan ödün vermeyinKomut vermeden önce herzaman adını söyleyin..Kapıdan girerken ve çıkarken,tasmasını takarken ve çıkartırken "Otur" komutu verin.Bu komutları verirken kendinizden emin bir ses tonu kullanın ve köpeğinizle göz temasınızı koruyun.Köpeğiniz üzerinde otorite sağladıktan sonra "Gel" komutu için yapacaklarımız ise şunlar.

Evet köpekler genelde "Gel" komutuna cevap vermek istemezler.Düşünceleri şu şekildedir.Bir tarafta arkadaşları var ve onlar ile heyecanlı bir şekilde oyuna dalmış ve kendini mutlu hissediyor.Diğer tarafta siz varsınız ve köpeğinize seslenerek artık gitmeniz gerektiğini söylüyorsunuz.Bu anda köpeğiniz size bakar,sizi duymuştur,ama aynı zamanda sizi görmektedir de.Sahibinin biraz ileride kendisini beklediğini düşünür ve yine tekrar oyuna devam eder.Komutlarınıza cevap vermez,düşünün bir kere arkadaşları ile oyun oynayan yaramaz bir çocuğu çağırdığınız anda size gelmeyimi tercih eder,yoksa oyunu mu?    

"Gel" komutunu öğretmenin en eğlenceli ve kolay yolu köpeğinizle birlikte oynayacağınız "Saklan ve Bul" oyunudur.Klasik eğitim türü olan köpeğinizi uzun ip ile çekmekten çok daha iyi işe yarar.Köpeğiniz ile açık arazide birlikte gezerken köpeğinize hissetirmeden bir ağaç,kaya yada bir çalı  arkasına saklanıyorsunuz.Bu arada köpeğinizi izleyin  ve köpeğin sizin ortadan yok olduğunuzu anlamadan önce, köpeğinizin adını söylerek "Gel" komutunu kullanın.Bu anda köpeğiniz sizi göremeyeceği için telaşa düşecek ve sizi kaybettiğini düşünerek heyecanlanacaktır ve işte bizde bu heyacanı ve bize bağlılığını kullanarak "Gel" komutunun anlamını köpeğimize anlatmış olacağız.Köpeğiniz büyük bir heyacan içinde size geri döndüğünde yada siz saklandığınız yerden çıkarak "Gel" komutu ile köpeğinizin size ulaşmasını sağladığızda köpeğiniz ile kısa ama heyacanlı bir oyun oynayacaksınız.Bu oyun köpeğinizin en sevdiği oyun olmalı çekiştirmede olabilir yada bir top kullanabilirsiniz.Eğer isterseniz küçük yiyecek parçaları da verebilirsiniz.

Diğer bir eğitim türü ise şu şekilde.Bu eğitim döneminde de köpeğin size olan sevgisini kullanacağız.Hiçbir negatif harekete izin vermeyeceğiz.Özellikle küçük yaşlarda yapacağınız bu oyun ile,ileride köpeğinizin "Gel" komutuna uymasını garantiye alabilirsiniz.

Köpeğiniz ile tenis topu yada başka bir oyuncak kullanarak çok kısa bir oyun oynadıktan(Oyuncağa ulaşmasını engelleyin.İstesin ama oyuncağı alamasın.) ve onu heyacanlandırdıktan sonra bir arkadaşınız köpeği tutuyor (Yalnızca tutuyor herhangi bir komut vermiyor.)bu arada siz köpeğinizi çağırarak elinizdeki topuda heyecanlı bir şekilde göstererek(Bu anda yaptığınız hareketlerden dolayı  başkası tarafından deli muamelesi görebilirsiniz.)aksi istikamete doğru koşuyorsunuz.bu arada köpeğiniz sizin peşinizden gelmek hem sizle beraber olmak hemde oyun oynamak için tutan kişinin elinden kurtulmak istiyor.Siz belli bir mesafeye geldikten sonra tabii çok uzak olmamalı. "Gel" komutunu tekrarlıyorsunuz ve aynı anda köpeği tutuan yardımcı da yavruyu sersbest bırakıyor.Köpeğiniz size yaklaşırken elinizde tuttuğunuz tenis topunu köpeğin takip edebileceği şekilde bacak aranızdan ya da yanınızdan  hızlı bir şekilde yerde yuvarlayarak geriye doğru fırlatıyorsunuz.İşte köpeğiniz "Gel" komutu ile hem sizi kaybedebileceğini hem de bu komuta cevap verdiğinde oyun oynayabileceğini anladı.Önemli olan bu oyunu oynarken köpeğinizi sıkmamak ve köpeğinizin hala oyuna istekli olduğu anlarda oyunu keserek,köpeğinizin komuta cevap vermesini maximum düzeye çıkarmak.

S.2- Köpeğim Temel İtaat eğitimini tamamladı.Ancak komutlarıma,eğitmeninin yanında olduğu gibi uymuyor.Neler yapabilirim?

C.2- İlk önce eğitmenin sizi bu konuda yeterince bilgilendirmesi ve eğitmesi lazım.Örneğin,komutlarınız yukarıda da değindiğim gibi kararlı ve kesin olmalı.Her komut için ayrı bir ses tonu kullanmalısınız.Unutmayın köpeğiniz komutlara "Türkçe" bildiği için değil sizin ses tonunuzu ve vücut dilinizi okuduğu için cevap veriyor.Doğru şekilde komut verdiğiniz zaman yine komuta uymuyor ise biraz zorlamanız gerekiyor.Bunun için sevk tasmasını, boynunda eğitim tasması olduğu halde iken sertçe çekerek köpeğinizi uyarmalısınız.Genelde köpeklerin, sahiplerinin komutlarına uymaması,sahibin köpeğine aşırı sevgi göstermesinden kaynaklanıyor.Ancak köpeğin her yaptığı harekete sevgi gösterir iseniz,bu sorunun ana temasında olacağı gibi komutlarınıza uymaz.Komut veriyorsunuz ama bunu uygulamıyor ve karşılığında ise yine sevgi görüyor.Zaten komutlara uymak istemediği içinde gayet rahat bir biçimde gözlerinize bakıyor,çünkü yine sevgi göreceğini biliyor.Bu yüzden gerektiği anda köpeğinizin tasmasını çekerek onu uyarmalısınız.Ancak burada uyarı derken köpeği dövmekten söz etmiyoruz.Sakın böyle birşeyi aklınızdan geçirmeyin.Diğer yapmanız gereken ise yukarıda ki soruda açıkladığımız gibi kendinizi lider olarak köpeğinize kabul ettirmeniz.Kesinlikle patron siz olmalısınız.

S.3-Köpeğim aşırı derecede yemeğini korumak istiyor.Yemeğini yerken yanına yaklaşamıyoruz.Bu kötü davranışı nasıl düzeltebilirim.?

C.3- Köpeğin yemeğini koruması da,sizin karşınızda   kendini lider olarak gördüğüne işarettir.Lider alfa erkek ve dişi köpekler ve kurtlar ilk önce yemek yerler,sürünün diğer üyeleri ise liderin yemeğinin bitmesini bekler.Lider yemek yerken diğer bir üye ava yaklaşarak lider ile birlikte yemek yemek ister ise lider buna izin vermez.ancak izin verdiği durumlarda olabilmektedir.

Sizin de bu sorunu çözmeniz için yapmanız gereken en öncelikli olarak  kendinizi köpeğinize yukarıda anlatılanları uygulayarak lider olarak tanıtmanız.Bu sorunu çözerken köpeğinize bağırmayın ve beni ısırmaz diyerek mama kabını almaya çalışmayın,dikkat edin köpeğiniz sizi uyarıyor ve şu an yemeğini hayati bir mesele olarak görüyor.Köpeğinizin üzerinde otorite kurduktan sonra  ise,köpeğinizin aç olduğu zamanlarda mama kabını boş olarak köpeğin önüne koyuyorsunuz,ama avucunuzda köpeğin mamasını tutuyorsunuz ve mama kabının hemen üzerinden veya içinden eliniz ile bu yemeği köpeğinize veriyorsunuz.Birkaç gün bu şekilde davrandıktan sonra daha değişik bir şekilde mama kabına yaklaşacağız.Bu dönemde elinizde köpeğinizin çok sevdiği lezzetli bir yiyeceği saklıyorsunuz.Köpeğinizin yemeğini mama kabına koyuyor ve köpeğiniz yemek yerken yanından ayrılmıyorsunuz.bu arada mama kabına doğru elinizi uzatıyorsunuz ve elinizde saklı olan yiyeceği köpeğinize sunuyorsunuz.Diğer bir yöntemde köpeğe mamasını azar azar vermek.Mama kabının önüne geliyoruz ve elimiz ile mamasının az bir kısmını mama kabına bırakıyoruz.Köpeğiniz bu mamayı bitirdiği zaman yine aynı şekilde diğer parçayı mama kabına koyuyoruz. Göreceksiniz ki sorun kısa süre içinde çözülecek.

S.4-Köpeğim aşırı derecede tasmasına asılıyor ve önden giderek beni sürüklüyor.İtaat eğitimine vermem sorunu çözermi.?

C.4-Köpeğin tasmasına asılarak sizin önünüzden gitmesinin iki sebebi var.Bunlardan birincisi,evde veya bahçede bağlı olarak sıkılan köpek sizinde eve gelmeniz veya bağlandığı yerden çözmeniz ile birlikte heyecanlanıyor ve tuvalet ihtiyacını gidermek,sizinle oyun oynamak veya düşündüğü başka şeyler yapmak için harekete geçiyor.İtaat eğitimine de verseniz bu durum fazlaca değişmeyecek.Ancak küçük yaşlarda bu durumun önüne geçebilirdiniz.

İkinci sebep ise;yine liderlik ile ilgili.Sürü lideri en önde giderek diğer üyelere yol gösterir.Köpeğinizin de  sizden önde yürümesi bu nedenledir.Sorunu çözmek için sizde köpeğinize patronun kim olduğunu anlatmanız gerekecek.Eğer isterseniz temel itaat kursunada köpeğinizi götürebilirsiniz.

S.5-Köpeğimi eve misafir geldiği zaman bir odaya kapatmak zorunda kalıyoruz.Çünkü misafirlere havlıyor ve rahat durmuyor.Bu sorunu nasıl çözebilirim.?

C-5-Ne yazık ki köpeğinizde sosyalleşme problemi var,yani köpeğinizi yeteri kadar sosyalleştirememişsiniz,gerektiği kadar insanlar ile tanıştırmamışsınız.Eğer köpeğinizin bebeklik döneminde bunları yapsaydınız şu an böyle bir derdiniz olmayacaktı.Köpek misafire havlıyor çünkü onlardan korkuyor.

Sorunu ise şu şekilde çözebilirsiniz,

Bir veya birkaç arkadaşınız size yardımcı olmalı.Arkadaşlarınız misafir rolünü oynayacaklar.Zil çaldığı anda siz köpeğinize en çok sevdiği oyuncağını veriyor ve kısa bir süre oynuyorsunuz.Hemen bu oyuncağı alıp kapının üzerine veya kapının yakın bir yerine oyuncağı köpeğinize de göstererek koyuyorsunuz.Misafir içeri girdiğinde bu oyuncağı alarak köpeğinize veriyor  ve köpeğin oyuncağa ilgisi maximumdayken oyuncağı tekrar kapıya yakın bir yere kaldırıyorsunuz.Oyun oynamayan köpek sıkılmaya başlayacaktır.Bu arada misafir köpek ile direkt göz temasından kaçınarak sevdiği bir yiyeceği köpeğe uzatıyor yada hemen yanına yere koyuyor.Kısa zaman içinde köpek korkusunu yenip misafire yaklaşmaya ve yerde duran yiyeceği almaya çalışacak.Bu an içinde misafirin köpeğe direkt olarak bakmaması ve ani bir hareket yapmaması çok önemli,zaman içinde köpek misafire alışarak sorun çıkarmayacak.Burada önemli olan köpeğinizin oyuncağının yalnızca misafir geldiğinde ortaya çıkarılması ve diğer zamanlarda köpeğe verilmemesi yani oyuncağın herzaman yerde bulunmaması.Diğer bir önemli noktada eve gelen her misafirden köpeğinize yiyecek sunmasını sağlamak yalnız köpeğin direkt olarak gözüne bakılmaması gerektiğini unutmayın.Misafir evden ayrılırken de yiyecekleri  sıralı bir şekilde bırakarak kapıya   ilerlemesi de köpeğin misafiri sevgiyle uğurlamasına yardımcı olacak.

S.6-Köpeğim üstüme atlıyor.Özellikle yağmurlu ve kış günlerinde hiç çekilmez oluyor.Önerileriniz neler?

C.6-Köpek aynen sürü yaşamında yapmak istediği gibi üzerinize atlayarak ilginizi çekmek istiyor.Bu sorunu başta psikolojik olarak çözmelisiniz.Köpeğiniz üzerinize doğru sıçrayışa geçtiği anda köpeğinize bakmayın ve kafanızı geriye doğru çevirin yada arkanızı dönün veya yine arkanızı dönerek çömelin.Bu anda köpeğinize "seninle ilgilenmiyorum" diyorsunuz.Köpeğiniz davranışı kestiği anda yani ayakları yere basarken ödülendiriyor ve seviyorsunuz.Asla köpek üstünüze atladığı anda sevgi göstermiyorsunuz.Önemli olan aile içinde kimsenin köpeğin kucağa atlamasına teşvik etmemesi ve sorunun çözümlenmesi için hep beraber çalışılması.Birbaşka yöntemde ise;köpeğinizin atlayacağını hissetiğiniz anda ne geç ne de erken olmamak üzere dizinizi kaldırmak.Bu anda köpek dizinize çarpacak ve dengesini kaybedecek.Üzerinize atlama ile dengesini kaybedeceği için bu hareketi denemeyi birdaha düşünmeyecektir.

S.7-Köpeğim insanlardan çok korkuyor,yolda yürürken hep geride kalıyor ve oyun oynayan çocukları görünce saklanacak bir yer arıyor.Ne yapmalıyım.?

C.7-Bu sorunları çözmek uzun zaman alabilir.Ancak sabırlı olmalı ve köpeğinizi korktuğu durumlar ile kademe kademe tanıştırmanız.Köpeğiniz ile yürüyüş esnasında karşılaştığınız insanlardan köpeğinize yanınızda taşıdığınız köpeğinizin sevdiği yiyeceğini vermesini ve onu sevmesini isteyin,yaklaşık 100 kişi ile bu aşamayı gerçekleştirmeniz gerekiyor.Yine çocuklarla olan sorunlarını çzömek için ,ilk önce uzak noktalardan çocukların oyununu izletin ve giderek daha yakınlaşın,daha sonra ise fazla çocuğun olmadığı bölgede yukarıdaki işlemi bu sefer çocuktan isteyin.Ayrıca köpeğinizi sık sık arkadaşlarının ve insanların yoğun olduğu bölgeye götürmeniz gerekiyor.Köpeğiniz burada birçok köpek ve köpek sahibi ile tanışacak.Ayrıca diğer köpekler ile oynayarak ve onların insanlardan korkmadığını görecek böylece yavaş yavaş o da bu kötü durumun üstesinden gelmiş olacak.Köpeğinizin geride kaldığı durumlarda onu tasmasından çekerek yürümesini ise kesinlikle istemeyin.Yanına giderek ona sarılın ve sakin bir ses tonu ile korkulacak birşey olmadığını anlatmaya çalışın,daha sonra ise kendisi yürüdüğü anda sizde yürümeye devam edin. 

S.8-10 aylık Alman Çoban Köpeği ırkı olan köpeğim çocuklara ve insanlara havlamakta ve saldırmakta.Bu durum hiç hoş değil köpeğimle yürüyüşler çok can sıkıcı oluyor.Parklarda köpeğimi serbest bırakamıyorum.Bu kötü davranışı düzeltmenin yolu varmı?

C.8- Köpeğinizin çok büyük sosyalleşme sorunu bulunmakta.Ancak sosyal olmayan yani dünyayı ve insanları iyi tanıyamıyan köpekler bu ve bunun gibi davranışlarda bulunabilirler.(Sosyalleşme eğitiminin anlatıldığı sayfaya göz atınız.)Muhtemelen köpeğinizi bebeklik döneminde yeteri kadar dışarı çıkarmadınız ve ona hayatı öğretmediniz.Ya da geçmişte çocukların köpeğinize davranışları iyi yönde olmadı,onu kızdırdılar ve rahat bırakmadılar.Bu da köpeğinize çocukların sıkıcı varlıklar olduğunu öğretti.

Sorunu kolayca ama biraz uzun zamanda çözülebilir,bu süre köpeğinize bağlı.Köpeğiniz daha çok genç olduğu için şanslısınız.Öncelikle insanları bilhassa çocukları köpeğinize tanıtmanız ve onların aslında tehdit edici varlıklar olmadığını anlatmanız gerekiyor.Bunu yaparken yukarıdaki soruda anlatılan yöntemleri kullanabilirsiniz.Eğer köpeğiniz saldırgan davranışlar içine girer ise anında yüksek ses ile "Hayır" komutunu vermeli ve yaptığının kötü ve normal olmadığını anlatmak için işaret parmağınız ile burnuna bir fıske vurmalısınız.eğitim tasmasınıda uyarı olarak çekebilirsiniz.Köpeğinizin üzerinde otorite kurmanız şart.Çok önemli olan ise;köpeğinize mutlaka arkadaşları ile birlikte olma ve onlar ile oyun oynama şansını tanımanız.Sadece köpeğinizi alarak yürüyüşe çıkmayın,örneğin onu köpeklerin ve köpekseverlerin bol bulunduğu ortamlara götürün ve korkmadan serbest bırakın.Eğer serbest bırakmazsanız bu davranışı tedavi edemezsiniz.Köpeklerin oyun oynadığını gören köpeğiniz onlar ile birlikte olmak isteyecek ve çevre ile fazlaca ilgilenmeyecektir.Diğer arkadaşlarının çocuklar ve insanlar ile birlikte dostça kaynaştığını gören köpeğiniz   zaman içinde çocukları ve diğer kişileri tanıyarak olumsuz davranışalarına son verecektir.

 S.9-Dokuz haftalık bir Golden Retriever yavrusu aldım.Bu benim ilk köpeğim.Çok şirin olmasına rağmen elimi ve kolumu ısırmayı çok seviyor.Bu davranışı ile oyun mu oynuyor,ileride beni veya başkasını ısırma gibi sorun çıkarabilirmi.?

C.9- Bütün yavru köpekler bu tip davranışı sergilerler.Oyun oynama istekleri fazla ve rahat durmuyorlar.Bu yaşlardaki yavrular döneminin en hareketli günlerini yaşamaktadır.Bu hareketlilik ileride giderek zayıflayacak.Yavru köpeğiniz elinizi ısırarak oyun oynamakta.Ancak siz buna kesinlikle izin vermemelisiniz,çünkü şu an elinizi ısırmak ile aslında yavru size gücünü göstermek istiyor.O kardeşleri ile birlikte bu oyunu sıkça oynamakta idi.Bir kardeşinin yanına giderek onu oyuna davet eder ve küçük oyun ısırışları başlar.Burada kardeşler hem oyun oynamakta hem de birbirlerini denemekteler.Oyunun ileriki safhalarında hırlaşmalar artar ve şakayla karışık küçük kavgalar meydana gelir.Bu an içinde gücü diğer kardeşten zayıf olan birey sırt üstü yere yatarak teslim olur ve diğer kardeşin hakimiyetini kabul eder.İşte köpeğinizin elinizi ısırmak istemeside bu oyunun bir uzantısıdır.Köpeğiniz elinizi ısırmak istediğinde sert bir "Hayır" komutu ile aynı anda burnuna işaret parmağınız ile küçük bir vuruş yapın ve yaptığının kötü birşey olduğunu anlatın.Peki köpeğim birşeyleri ısırmak istiyor diyorsanız,oyuncaklarının nerede olduğunu hatırlatmama gerek yoktur sanırım.Ayrıca bu şekilde bir ısırma ileride sizi veya başkalarını ısırracağı anlamına gelmez.Zaten sahibi olduğunuz Golden Retriever ırkı tamamen sevgi dolu bir köpektir ve Altın Kalpli köpek olarak  anılır.

S.10-Yeni bir yavru köpek aldım.Şu an 10 haftalık.Halı kenarlarını,koltuğu ve terliklerin bir kısmını bu ana kadar neyazık ki koruyamadık.Doğrusu bu şirin yavruyu da eşyalarımıda kaybetmek istemiyorum.Neler yapmam gerektiğini söylerseniz sevinirim.?

C.10-Yaramaz bir yavruya sahip olan her köpek sahibinin başlıca sorunu sizide yormuş anlaşılan.Oysa birtakım kurallara dikkat etseydiniz mobilyalarınız ve terlikleriniz yeni kalabilirdi.Yavru eve geldiğinde,bazı kuralları öğrenene kadar  bir kafes içinde kalmalıdır.Bu konu ile ilgili olarak evde köpek sayfasıını ziyaret edebilirsiniz.

Köpeğiniz şu an çok enerjik olduğundan takip etmekte zorluk çekebilirsiniz ancak buna mecbursunuz çünü ona yaptıklarının kötü şeyler olduğunu anlatmalısınız.Örneğin terliğinizi ısırırken gördünüz,hemen yanına giderek "Hayır" sözcüğünü kullanın ve yavruyu ensesinden tutarak biraz sallayın.Bu ona yaptığının hata olduğunu anlatacaktır.Daha sonra ise ona neleri ısıracağını göstermeniz gerekiyor.Bu durumlar için aldığınız oyuncakları çıkarmanın zamanı geldi.Yaramaz yavruyu terliğin yanından alarak oyuncakların yanına götürün ya da oyuncakları yavrunun yanına getirin ve bu oyuncaklar ile oynamasına teşvik edin.Köpeğinize anlatmak istediğiniz "eğer canın sıkılır ise bu oyuncakları ısırabilirsin ama asla terlikleri veya halıyı değil" olmalıdır.Eğer köpeğiniz ısırmakta olduğu terliği sizden kaçırıyor ve oyuna devam ediyor ve siz de terliği almak için yavrunun peşinden gidiyor iseniz siz de oyunun bir parçası haline gelmiş oluyorsunuz.Bu anlarda yavruyu takip ederek terliği yavrudan almak yerine,sevdiği oyuncağı yada yiyeceği çıkararak yavrunun yanınıza gelmesini sağlamak daha uygun  bir davranış olacaktır.Diğer bir önemli nokta ise,yavrunuza ne zaman kızacağınız.Diyelimki yavru terliği parçalamış ve aradan 5-10 dakika belki daha fazla zaman geçmiş ve siz bu parçalanmış terliği görüyor ve yavruya kızıyorsunuz.Ancak yavru bu durumu anlamamaktadır.Şu anki ceza nedenini sizin eve veya odaya gelmeniz gibi görür veya yaptığı en son davranıştan ötürü ceza aldığını zanneder.Köpekler ödülü ve cezayı hareketi yaptığı anda hak ederler.Eğer köpek övülmeyi veya cezayı hak eder ise bu aynı saniyeler içinde yapılmalıdır.Daha geç gelen övgü veya ceza ise köpeğin aklını karıştırır ve yanlış zamanda ödül veya ceza verdiğiniz için dolayısı ile köpeğinize yanlış şeyler öğretmiş olursunuz.Diğer önemli bir nokta oyuncakların yavru iin çekici olması için her zaman yavrunun ulaşabileceği yerler de olmaması.Oyuncakları zaman zaman çıkarın ve yine yavrunun oyuncaklara ilgisinin üst düzeyde olduğu anlarda oyuncakları tekrar yerine kaldırın.

KÖPEKLERDE  GEÇLİK HASTALIĞI

Köpeklerin çok bulaşıcı bir hastalığıdır.Yaşlı köpeklerde de görülmesine rağmen aslında 2 yaşına kadar olan genç köpeklerin hastalığıdır.Genellikle bir yaşından küçük köpeklerde olmak üzere hastalık kurt,tilki,gelincik ve vizonlarda da görülebilir.

Hastalığın etkeni filtreleri geçen bir virüstür.Hasta hayvanların organlarında her türlü salgı ve dışkılarında ve hatta hastalığın başlangıcında kanında bulunur.Dezenfekten maddelere karşı dayanıklılığı azdır.

Özellikle damlacık enfeksiyonu şeklinde direk veya eşya,yem,su gibi maddelerle indirek olarak bulaşma olur.

Hastalığın virüslerinin vücuda girmesinden belirtilerin görülmesine kadar geçen süre 6-9 gündür.Hastalıkta yüksek ateş belirgindir.Hastalık 2 devre halinde görülür.Her iki devrede de ateş mevcuttur ame devre aralarındaki birkaç günde ateş görülmez.İkinci devreden sonra ateş düşünce hayvan sıhhatli bir görünüş alır.ayrıca kanda lökasit sayısının azalması,akciğer ve nefes borusunun iltihaplanması,mide ve bağırsaklara ait sinirsel bozukluklarla karakterizidedir.

Hastalık 1-3 gün süren bir ateşle başlar,1-2 gün sonra normale döner,sonra yine yükselerek bir haftadan fazla yüksekliğini korur.Ateşle beraber kanda lökosit sayısında azalma vardır.

Klinik Olarak Hastalığın 5 Şekli Vardır.

1-Göz Şekli
2-Broncho - pneümoni şekli (Akciğerle nefes borularının iltihabı şekli)
3-Gastro-intestinal şekli (Mide ve Bağırsakların İltihabı şekli.)
4-Deri Şekli
5-Sinirsel Şekil.

Hastalık yalnız bir formda görlmez.En az 2 veya daha çok formla birlikte seyreder.

1-Göz Şekli :

Gözden sulu,sümüklü ve çoğunlukla irinli ve balgamlı bir akıntı vardır.Göz kapaklarının içi kirli  kırmızıdır.İrinli ve balgamlı akıntı nedeniyle göz kapakları birbirine yapışabilir.Işıktan korkma dikkati çeker.

2-Bronchopneumoni Şekli :

Önce irinle ve balgamlı bir burun akıntısı meydana gelir.İştah azalır,hayvan durgunlaşır,aksırık ve öksürük görülür.Sonrada   akciğer ve nefes borularında iltihaplanma tablosu görülür.

3-Gastrointestinal Şekli :

Genellikle bronchopneumotik şekilde birlikte seyrederler.Kusma,kanlı veya köpüklü ishal dikkati çeker.İştah azalır,hayvan düşkünleşir,susuzluk meydane gelir.Ateş bir önceki formdan daha düşüktür.

4-Deri Şekli :

Hayvanların tüysüz yerlerinde özellikle ayakların iç tarafları ve karında oluşan enfeksiyonhastalıklarda görülen deri üzerinddeki kızartı veya lekeler ve kabarcıklarla karakterizedir.Önceleri mercimek veya daha büyük yumurtalar kuruyup dökülerek yerinde kırmızı lekeler görülür.

5-Sinirsel Şekli:

Bu şekil yukarıdakilerden sonra veya direkt olarak ortaya çıkar.Belirli kas gruplarında tikler oluşur.Bu kronik kramplar en çok bacak,yanak ve dudak kaslarında görülür.Kramplar şakak kaslarında ve kulaklar arasındaki kaslarda görülürse hastalığın seyri iyi değildir.Köpüklü salya akıtılması çiğneme kaslarının kramplarından olur.Köpeğin dişleri biribirine çarpar,sürekli net sesle havlar,hatta saatlerce inler.Bazen sara benzeri nöbetler ile tüm vücut titrer.Meydana gelen tikler hayvan iyileşşe de tüm hayatı boyunca kalır.Yürümede dengezilik ve sonucunda felçler oluşur.

Bronş.idrar kesesi ve mide-bağırsak epitellerinde stoplazmik ve intranükleer inkluzyon cisimcikleri  hastalığın özel belirtisidir.

Diğer belirtiler hastalığın şiddetine ve ikincil bakteriyel enfeksiyonlara bağlıdır.Bunlar mide-bağırsak kanalı yangısı,kanamaya ait bağırdak iltihabı,dalağın büyümesi,akciğer ve nefes borularının iltihaplanması,karın alt bölgelerinde sivilceli deri iltihabı olabilir.

Hastalığın seyri klinik tabloya göre değişir.Bu 10 günden az olabileceği gibi haftalar hatta tekrarlayarak aylar sürebilir.Ağır olaylar ve sinirsel şekil dışında durum iyidir.Ölüm oaranı %  20- 50 arasındadır.Tipik belirtiler gösteren olaylarda hastalığın tanımı zor değildir.Birçok olayda tipik belirtiler şekilleninceye kadar kuşkuludur.

Hastalık kuduz, köpeklerin enfeksiyoz hepatitisi,leptospirosos ve toxaplamosis ile karışabilir.Tedavide gençlik hastalığı serumu ve konsantre köpek gamma globulini varsa kullanılır.İkincil hastalık varsa tedavisi yapılır.Sinirsel belirtileri kontrol altına alınmaya çalışılır.Özel bir sağaltımı yoktur.Bunun yanında iyi bakım ve uygun gıdanın yanında belirtilere göre tedavi uygulanır.

Krumada serum ve aşılar kullanılır.Ama en önemlisi 3 aya gelen köpek yavruları aşılanmalıdır.Hastalıkta birinci aşılama 7-9. haftalarda,ikinci aşılama 14. haftada yapılır.Korkulu rüya görmek istemirsanız bu aşıları zamanında sevdiğiniz hayvanlarınız ve üzelmeyesiniz diye yaptırmalısınız.Hastalığı geçiren köpekler ömür boyu bağışık kalırlar.

KÖPEKLERDE TUVALET EĞİTİMİ
 

Yavru köpek eve geldiği andan itibaren tuvalet eğitimine  başlayabilirsiniz.Bu eğitim sizin düşündüğünüz gibi zor olan bir eğitim değil.Zaten kurallara bağlı olarak yavruya bakarsanız evinizin kirlenmesi gibi bir düşünceyede sahip olmayacaksınız.

Köpeklerin doğal yaşamdan sahip oldukları iç güdü gereği bir inde yaşayan hayvan olduklarını söylemiş ve yavrunuzu eve getirmeden önce yavrunun kalması ve eğitimine yardımcı olması için yeterli boyutlarda bir kafes almanızı belirtmiştim.İşte tuvalet eğitimi için son derece önemli bir ayrıntı.Yavrunuz evin içinde dolaşmaktan ziyade kafes içinde kalacak ve sorumluluklarını öğrenecek ve belirli aşamalar dahilinde kafesinden çıkacak ve en sonunda kafes kapısı açık  bırakılarak özgürlüğüne kavuşmuş olacak.

Yine doğal davranış olarak yeni yavrunuz yemeğini yedikten,suyunu içtikten hemen sonra.uyandıktan sonra, ya da eğlenceli bir oyun esnasında tuvaletini yapmak isteyecektir ve bunu size yeri koklayarak, telaşlı bir biçimde daireler çizerek ya da oyunun ortasında birden durgunlaşarak belirtir.Bu anlarda hazırlıklı olmalı ve yavrunun tuvalet ihtiyacını gidermek istediğini anlamalısınız.

Yavrunuzu herzaman aynı zamanda aynı miktarda,aynı yemeği veriniz.Bu hareketiniz onun vücut saatini öğrenmenize yardımcı olur.Köpek herzaman aynı miktarda ve aynı zamanda yediği için sindirim sistemi belli bir düzen içerisinde çalışacaktır.Eğitim  süresi içerisinde, köpeğinizin yemek saati dışında başka bir yiyecek vermediğinizden emin olun.Çünkü alacağı her ek besin yavrunun sindirim sistemini çalıştıracak ve tuvalet eğitiminin başarasını ve süresini uzatacaktır.

Tuvalet eğitimini sizin tercihinize ve evinizin yapısına göre iki şekilde uygulayabilirsiniz.

Gazete Kağıdı Yöntemi

Bu yöntem için gazete kağıtlarını kullanacağız.Gazete kağıtlarını  yavrunun kaldığı kafesin bir köşesine seriniz.Yani kafesin bir bölümü yavrunun uyuması,oynaması,yemek yemesi gibi faaliyetler için, diğer köşeside tuvalet ihtiyacı için kullanılacak.Yavru yine iç güdü gereği kaldığı yeri temiz tutma isteği içinde olacağı için tuvalet ihtiyacı için gazete kağıdına yönelecektir.Eğer gazete kağıdına tuvaletini yapar ise ve siz o an yanında iseniz onunla sakin ve ödüllendirici bir tonda konuşarak sevin, hatta bu anda ki yavru tam tuvaletini yaparken sizin seçeceğiniz bir kelimeyi sürekli tekrarlayınız.Örneğin "Tuvaletini yap" olabilir.Bu ve bunun gibi sözcükleri küçük yaştan itibaren kullanır iseniz ileride siz bu sözcükle izin verirsiniz  ve köpeğiniz tuvaletini yapabilir.Bu da diğer köpek sahipleri tarafından çok hoş ve ilginç bulunabilir.

Eğer köpek kaza ile gazete kağıdına değilde kafes içinde başka yere yaptı ise,gazete kağıdının en üste bulunan parçasını tuvaleti üzerine koyarak,kokunun gazete kağıdına sinmesini sağlayın ve bu kağıdı aldığınız yere tekrar koyun.Kaza ile kirlenmiş olan yeri ise mutlaka koku bırakmadan temizlemek zorundayız,yoksa yavru tekrar aynı yere tuvaletini yapabilir.Bunu önlemek için kaza yerini detarjan ile iyice temizleyip silmeliyiz.ardından eğer elinizde mevcut ise aşırıya kaçmadan biraz sirke kullanmakta fayda var çünkü sirke kokuyu nötralize edecektir.Amonyaklı bir temizleyiciyi ise kullanmayınız çünkü amonyak,sirkenin tam tersine, aynı yere tuvaletini yapmaya ikna edebilir.

Diyelim ki,sabah kahvaltısını saat 07:00-08:00 yavruya sundunuz ve yemeğini bitirdikten hemen sonra onu dışarı çıkardınız yada yavru kafes içinde bulunan gazete kağıtlarına tuvaletini yaptı.Bu hareketinden dolayı onu överek kafesten çıkarıyoruz ve gözetiminiz altında yavruyu serbest bırakıyoruz bu süre saat 11:00 ila 11:30'a kadar olabilir.Siz öğle yemeğinizi hazırlarken yavruya koşması,oynaması ve bu yollar ile çevreyi tanıması için fırsat veriyoruz.Bu hareketimizi yavruyu bir kez daha dışarı çıkararak son veriyoruz ve tekrar kafese koyuyoruz.

Saat 14:00 - 15:00 gösterdiğinde yavruya öğle yemeğini veriyoruz ve herzaman yaptığımız gibi yemeğin bitiminde kafesten çıkarıyor ve yavruyu serbest bırakıyoruz tabii gözetimimiz altında.Bu arada muhtemelen siz akşam yemeği için hazırlık yapıyor olacaksınız bu hazırlık anında yavruya mutfak içerisinde göz kulak olabilirsiniz.

Saat akşam 18:00 gösterdiğinde ise ona son öğün olan akşam yemeğini sunacağız yine herzamanki gibi yemek bitiminde kafesten çıkaracak (Ya da tuvaletini gazete kağıdına yapmasını bekleyecek)dışarı götürerek tuvaletini yapmasını sağlıyacağız ve tekrar oyuna başlayacağız ve saat 20:00'a kadar.Bu saat itibari ile yavru akşam uykusu için tekrar kafese girecek.

Saat 18:00'den sonra yemek ve saat 19:00'dan sonra ise kesinlikle su vermeyiniz.Bu davranışınız tuvalet eğitimini zora sokabilir.Çünkü alınan her besin yavrunun sindirim sistemini çalıştıracak ve bunun doğal sonucu yavru kendini rahatlatmak isteyecek. 

Siz yatmadan önce yavru uyandı ise son bir defa daha dışarı çıkartın ve kısa bir oyundan sonra onu tekrar geceyi geçirmesi için kafes'e koyun.

Sabah uyandığınızda ise ki yavrunuz sizden önce uyanmış olacak,bunun için daha erken kalkmanızı öneririm.Yavruya kahvaltısını sunmadan dışarı çıkartacağız,belki  kafesi kullanmak istemedi ve şu an  kendini çok rahatsız hissediyor olabilir.Eğer bu süre içerisinde tuvaletini yapmadı ise (Büyük olasılıkla yapacaktır.) içeri alarak yavruya sizinle birlikte sabah kahvaltısını yapması için olanak tanıyoruz ve yine sabah 11:00 - 11:30 periyoduna dönüyoruz.

Bu hareketlerimize değişiklik yapmadan yavru ev içinde serbest iken mutlaka gözlemliyerek iki hafta boyunca   devam ediyoruz.

Yavru bundan sonra tuvaletini yapmak için gazete kağıdına doğru yöneliyor (Ya da kapıya doğru )ise eğitimin yarısı sonuçlandı ve sizden övgüyü hakketti bile.Siz yine de küçük kazalar için hazırlıklı bulunun.Eğer yavru zamanında gazete kağıdına yönelmiyor ve kazalar sıkça yaşanıyor ise gazete kağıdını tekrar tuvaleti üstüne koyun koku gazete kağıdına sinsin ve yukarıdaki yöntem ile kirli yeri temizleyin.

Yavru kafesin dışında bir oyun esnasında tuvalet ihtiyacı hisseder ise,acilen gazete kağıtlarının olduğu bölmeye götürün ve tuvaletini yapmayı sağlayın.Tuvaletini yaptıktan sonra onu dışarıya çıkarıp oyuna devam edin ki,kafeste kalarak kendini cezalı hissetmesin ve tuvaletini doğru yere yaptıktan  sonra ödül aldığını anlasın.   

Tuvalet ve sosyalleşme eğitiminin diğer aşamalarına gelince kafesin kapağını sürekli açacağız  ve yavru evde dolaşmaya başlayacak bu esnada yavruyu takip edin ve tuvaletini evin içerisine yapmasına izin vermeyin artık yavrunun davranışlarını biliyor ve  ihtiyacı geldiği zaman  yaptığı hareketlerin farkına varıyorsunuz  yine hemen yavruyu alarak gazete kağıtları üstüne bırakınız.Eğer tuvaletini yapar ise bu yeri silmeniz gerektiğini unutmayın.

Yavru tuvaleti için gazete kağıtlarına yöneliyor ise bravo  eğitimi  %80 tamamlandı.Tamamlanmayan bölüm için ise şöyle bir uygulama yapıyoruz.

Gazete kağıtlarını kafesinden çıkararak yavaş yavaş köpeğinizin bundan sonra tuvaletini yapmasını istediğiniz yere götüreceğiz.Örneğin ilk anlarda kafesin yanına koyabilir ve ileriki günlerde  mesafeyi  açabilir ve sonunda istediğiniz yere yöneltebilirsiniz.

Korkmayın yavru herzaman gazete kağıdına tuvaletini yapmayacak.İlerki günlerinde dışarıda toprağa, çimene tuvaletini yapacaktır.Bunu sağlayan ise yine iç güdüleridir.Köpekler dışarıda sizin farkedemediğiniz kokuları duyarlar.Köpeğiniz ile gezerken biranda köpeğiniz durur ve o bölgeyi derin derin koklamaya başlar belliki başka bir köpek oraya tuvaletini yapmış.Sizin köpeğinizde kendi varlığını göstermek ve bölgesini belirlemek için aynı yere tuvaletini yapacaktır.Aynı zamanda görsel bir işaret de bırakmak isteyecek ve bunu arka ayakları ile toprağı biraz kazarak yerine getirecektir.Köpeğiniz bu davranışı anladığı zaman artık eve değil sürekli dışarı tuvaletini yapmak isteyecektir.

Gazete Kağıdı Kulnmanın Sakıncası: Bu eğitim yönteminde bir sorun ile karşılaşırız.Yavru köpeğimiz dışarı çıktığı ilk günler siz nekadar tuvaletini yapması için onu dolaştırsanız da tuvaletini yapmayacaktır.Çünkü o hep evde tuvaletini yaptı ve gazete kağıdını kullandı ve şimdide eve gitmek istiyor.Bu davranışı yukarıda değindiğim gibi  bazı köpekçe kuralları anlayınca son bulacak.Onun için köpeğinize kızmayın ve onu aptallıkla suçlamayın. 

Bahçe Yöntemi:

Bu yöntem daha çok  kolayca bahçeye çıkabilecek köpek sahipleri için uygun.Bugün çoğumuz apartmanlarda yaşıyoruz ve yavrunun tuvaletini yapması için onu herzaman katlardan indirip dışarı çıkartamayız.

İster gazete kağıdı ister bahçe yöntemi olsun uyacağımız kurallar hep aynı.(Yukarıda saat olarak uygulama yapmış idik.)  Yalnızca burada yapacağımız yavruyu gazete kağıtlarına değilde dışarıya götürmek.Yavru yemeğini yedeği zaman,uyandığı zaman onu dışarı çıkarıp oyuna başlayacağız bu arada tuvaletini yapacaktır bu esnada yukarıda değindiğim gibi övgü dolu bir ses tonu ve sözcükler ile yavruyu seveceğiz.Eğer yavru tuvaletini yaptıktan sonra hemen içeri girmeniz gerekiyor ise oyuna  kısa süreli devam edin ve takibinde yavruyu içeri alın.Tuvaletini yaptıktan hemen sonra onu içeri alır iseniz kendini cezalı sanabilir.

Dışarı çıkardığınız zaman yavru tuvaletini yapmaz ise ısrarcı olmayınız,onu içeri alarak 10-15 dakila sonra tekrar çıkarınız.

Şimdi iki yöntem içinde son derece önemli olan kurallara bakalım.  

YAPILACAK DOĞRULAR

1-Yavrunun ilk günlerinde kafes içerisinde ağlamasına ve havlamasına izin vermek
2-Düzenli ve şaşmaz yemek ve oyun saatleri düzenlemek
3-Yavrunun kafeste rahatsız edilmediğinden emin olmak
4-Kafeste tuvalet için gazete kağıdı kullanmak
5-Tuvalet eğitimi ile bir bireyin ilgilenmesi

 

 

YAPILAN  YANLIŞLAR

1-Dört saatten fazla kafes içerisinde kalmasına izin vermek
2-Çocukların yavruyu kafeste ve uykuda iken rahatsız etmesi
3-Kafeste köpeğin çiğneyebileceği türden yemek bırakılması
4-Yavruya saat 19:00 dan sonra su verilmesi
5-Yavruya saat 18:00 dan sonra yemek verilmesi
6-Yavrunun   kafesten ağlıyor havlıyor diye çıkarılması
7-Tuvaletini yapması için kafesin tekstil ürünleri ile döşenmesi
8-Yemek saati dışında yemek verilmesi 

KÖPEKLERDE  DOĞUM

 Belki günün birinde dişi köpeğinizde yavru almak ya da erkek köpeğinizi damızlık olarak vermek istesiniz.Ancak yeni canlılar yaratmak ,hiç bir zaman hafife alınacak konu değildir.İstenilmeyen köpeklerin sayısı,olağanüstü boyutlara ulaştı;üretme hevesinizin durumu daha da kötüleştirmesine izin vermeyin.Doğacak yavrulara şimdiden güvenilir anneler bulmak zorundasınız.

Çoğu insan üretmenin heyacan verici ve karlı bir iş olduğunu düşünürler.Ancak böyle bir girişimde bulunduklarında ise köpek üretmenin ne kadar zahmetli, pahalı ve bazen de üzüntü verici olduğunu görüp şaşırırlar.Köpeğinizden yavru alma kararını önce lütfen bu konuyu iyi düşünün ve veteriner hekiminizle konuşun.Bu küçük zahmet,sizi ve köpeğinize pek çok zorluk ve üzüntüden kurtarabilir.

Genetik Olarak :

Köpeğinize eş şeçerken fiziksel özelliklerini göz önünde bulundurduğunuzda,aslında köpeğin genetik yapısını seşiyorsunuz.Genler,kalıtımmın temel birimleridir.Her bir ana,baba yavrusuna bir dizi gen aktarır ver yavru oluşurken hangi genlerin şeçileceğine şans karar verir.Seleksiyon ve mütasyon...bunlarda yavruların genetik yapısını belirlerler.Köpek üreticileri bir dizi yavru köpek üretmek için,dişi ile erkek köpeği seçerken,bu seleksiyon sürecine katılıyorlar.Yaklaşık 14.000 yıl önce evcilleştirilmiş kurtu,günümüzün yüzlerce çeşit köpek ırkına dönüştüren te bu seleksiyondur.

Genetik bozukluklar her ırkta ortaya çıkıp bedendeki herhangi bir organı etkileyebilirler.Bazı genetik hastalıklar pek çok ırkı etkilerler (örneğin; göz kataraktı ve sağırlık bazıları yalnızca bir yada iki ırkta etkili olurlar.Köpeğinizi çiftlreştirmeden önce,bu planınızdan ve köpeğinizin ırkının olası genetik bozukluklarını  veteriner hekiminiz ile görüşmelisiniz.Kalıtımın dominant bir şekil gösterdiği hastalıklarda,ana ve babadan yalnızca birinin hastalığı taşıyor olması yeterlidir.Yani,dişi yada erkek köpekten yalnızca birinde hasta gen vardır ve bu hastalık bir kuşaktan diğerine aktarılır.Kalıtımın resisif gösterdiği hastalıklarda ise ana babanın her birinde iki anormal gen bulunması gerekir;böylece homozigot bir yavru doğar.Bir bozuk birde normal gen taşıyan köpekler heterozigot taşıyıcılardır,dıştan normal görünürler,ancak anormal genlerini yavrularına aktarabilirler,ta ki bir gün aynı genetik bozukluğu taşıyan iki köpek bir araya gelip yavru üretinceye kadar.

Poligenetik bozukluklar,tek bir anormal gen çiftinin buluşmasında değil de,bir dizi farklı genin kümülatif hareketinden meydana gelirler.Bu durumu oluşturan genlerin sayısını ve farklı fonksiyonlarını belirlemek güçtür vr kalıtımın şekli ailedem aileye değişir.

Kromozom anormallikleri de,köpeklerdeki genetik hastalıkların nedenlerini oluşturabilirler.Bu da kromozomların sayısına ve yapısına bağlıdır.Köpeklerde 39 kromozom çifti bulunur (insanlarda 23 çift ),bu kromozom sayısı ve yapısındaki anormallikler,çoğu zaman bireylerde ciddi bozukluklara neden olur.Akraba köpeklerin birbiri ile çiftleştirlmesi,poligenetik ve resesif hastalıkların ortaya çıkma olasılığını arttırır,çünkü köpekler birbirleri ile akraba olduklarında,aynı bozuk genleri taşıma olasılıkları da   daha yüksektir.Akraba evlilikleri içinde en sakıncalı olanı,anne babnın kendi yavrusu ya da kardeşlerin birbirleri ile çiftleşmesidir.Yine de akraba köpeklerin birbirleri ile çiftleştirlmesi üreticiler arasında yaygın bir uygulamadır,çünkü çok iyi özellikler taşıyan bir köpek sık sık damızlık olarak kullanılıp aynı kanı taşıyan yavruların doğmasına neden olur.

Üreme Fizyolojisi :

Köpeğinizn olgunluğa eriştiği yaş,ırkına bağlı olabilir.Küçük boy ırklar,büyük boy ırklara göre daha erken yaşta olgunlaşırlar.Genelde erkek yavrular 6 aylık olduklarında döl verecek yaşa gelirler,ancak gerçek olgunluğa 16-18 aylık olduklarında erişirler.Sağlıklı köpekler 8-10 yaşına kadar cinsel olarak faal ve verimli olabilirler.Bu dönem boyunca erkek köpek her zaman çiftleşmeye hazırdır.

Dişi köpekler ilk kızgınlık dönemini çoğunlukla 7 aylık oldıklarında ortaya çıkabilirken,bazen 18 aya kadar da uzayabilir.Kızgınlık,ileri yaşlara kadar her 6 ayda bir görülür.Kızgınlık döneminde dişi erkeği kabul eder ve döllenmeye hazırdır.

Dişi köpek üreme süreci 4 dönemden oluşur.

1.Proestrus :

Bu dönemde dişi köpek,erkek köpek için caziptir,vajinasından kanlı bir akıntı gelir,vulva şişmiştir.Proestrus yaklaşık 9 gün sürer,ancak dişi köpek bu dönemde çiftleşmeye izin vermez.

2.Estrus :

Bu dönemde yaklaşık 9 gün sürer,dişi erkeği kabul eder.Yumurtlama genelde ilk 48 saat içinde olşur,ancak çok değişkendir.döllenme estrus sıarsında meydana gelir.eğer yavru alınmak istenmiyorsa bu dönemde dişi köpeği erkeklerden ayrı tutmak gerekir.

3.Diestrus :

(60-90 gün) Estrusu takip eder ve bu dönemde üreme organları köpek,hamile olsun yada olamasın,progesteron hormonunun denetimi altındadır.Yalancı hamilelik,yani hamile olmadığı halde,hamileliğin tüm belirtilerini göstremesi,bazen diestrus döneminde görülür.

4.Anestrus :

Hiçbir cinsel aktivitenin meydana gelmediği diestrus'u  takip eden dönemdir.3-4 ay arası sürer.

Çiftleşme :

Eğer dişi köpeğinizden yavru almak istemityorsanız,pek çok koruma yöntemi vardır.Korumanın en etkili ve kalıcı şekli,dişi köpekte yumurtalıklar ve rahmin,erkek köpekte de testslerin ameliyatla alınmasıdır.Ağızdan verilen haplarda mevcuttur,bunun avantajı ileride çiftleştirilmesi düşünülüyor ise hayvanın kısırlaşmamış olmasıdır.Her bir yöntemin avantaj ve dezavantajlarını veteriner hekiminiz ile görüşmelisiniz.

Hamileliği önlemenin bir diğer yolu,dişi köpeği estrus döneminde erkek köpeklerden uzuak tutmaktır.Ancak hiçbir köpeğin ona ulaşmadığından emin olmak için sürekli dikkat etmek gerekir.İstenmeyen bir çiftleşmenin ardından östrojen vermek,gebeliği önleyebilir,ancak hormonun kullanılması tavsiye edilmez.

Öte yandan dişi köpeğinizden yavru almaya kararlıysanız,henüz genç ve gelişmekte olan bir hayvanda hamilelik ve meme vermenin stresini yaratmamak için ilk estrusta çiftleştirmemelisiniz.Genelde dişi köpeğin üçüncü estrusta çiftleştirlmesi önerilir.Çoğu köpek üreticisi ayrıca,dişi köpeğin doğum sonrası toparlanması ve yeniden güç kazanması için köpeği her estrus döneminde çiftleştirmeyip bir dönemi boş bırakmayı tercih ederler,oysa dişi köpek sağlıklı ise bu gerekli değildir.Dişi köpeğin yavrulaması aırasında çok iyi beslenmesi şarttır.

Çiftleştirmeden bir ay önce,dişi köpek veteriner hekim tarafında muayene edilmelidir.aşıları tamamlanmalıdır.Sağlığı yerinde olmalı,fazlakiloları olmamalıdır.Parazitler yönünden kontrol edilmeli,gerkşrse tedavisi yapılmalıdır.Çiftleştirmden önce dişi köpekler bruceloosis yönünden kontrol edilmelidirler.Brucellosis bakteriyel bir hastalıktır,kısırlığa ya da hamileliğin 45-55 gününde  düşüğe yol açabilir.Erkek köpekte brucellosis yönünden muayene edilmelidir.

Dişi köpekler yabancı bir ortamdan çok etkilenirler,bu yüzden erkek köpek,dişiye görürülür.Genç bir erkek ilk kez çiftleştiğinde,dişi köpeğin deneyimli olması yarar sağlar.

Çiftleşme sırasında erkek köpek arkadan gelip dişinin sırtına çıkar ve belini ön aykları ile kavrar,sonra hızla kalçasını ileriye itip penisini dişinin vajinasına sokar.Sperm boşalımı meydana geldikten sonra,köpekler 10-30 dakika boyunca ayrılmazlar.Buna "kilitlenme" denir ve son derece normaldir.Peniste bulbus galndis denilen bir bölgenin şismesi yüzünden oluşur.Kilitlenme sırasında,erkek köpek,dişi köpek ile arka arkaya duracak şekilde dönebilir.Köpekleri ayırmaya çalışmayın ,aksi takdirde onları yaralayabilirsiniz.

Hamilelik :

Dişi köpeklerde hamilelik yaklaşık 63 gün sürer.Hamileliğin belirtileri iştah,kiloda artış ve memelerin büyümesidir.Ancak yalancı hamilelik yaşayan dişiler bu belirtileri gösterebilirler.Teşhisi 28.günde veteriner hekim elle yapacağı bir muayenede koyabilir.Hamilelik döneminde dişi köpeğin çok iyi beslenmesi gerekir.Bu dönemde veteriner hekiminiz ile,dişi köpeğin hamilelik ve meme verme dönemleri boyunca beslenmesi ve bakımı,doğum sırasında yapılacakları ce acil bir durumda yapılması gerekenleri konuşmalısınız.

Doğumdan birkaç gün önce,dişi köpeğiniz yemeğini geri çevirebilir ve yavrularını doğurmayı düşündüğü yerde yuvasını kurmaya başlar.Onu daha önceden bir doğum sandığına alıştırmadıysanız,sizin dolabınızın içini,yatağınızın altındaki boşluğuya da sizin tercih etmeyeceğiniz herhangi bir yeri seçebilir.Doğum sandığında dişinin istediği kadar yer olmalı.İki alçak tarafı olmalı ve sıcak,kuru,cereyanlardan uzak bir yerde bulunmalıdır.Yumuşaklık ve temizlik için sandığın altına havlu ve başka yumuşak ömalzemeler kaoyabilirsiniz.ancak gazete kağıdı daha iyidir,çünkü kirlendiklerinde değiştirilmeleri  kolaydır.Yavrular biraz büyüdüklerinde ayaklarını daha sağlam basabilmeleri için gazete kağıdı yerine daha sağlam malzemeler koymalısınız.

Doğum başlamadan kısa bir süre önce köpeğin vücut ısısı düşer.Yaklaşık 24 saat sonra ilk sancıların başlaması beklenebilir.O zaman dişi köpek hızla solumaya,huzursuz görünmeye ve bazen kusmaya başlar.Kusma,doğumun başladığı sırada normaldir,ancak devam etmesi halinde bir hastalğın habercisi olabilir.

                 DOĞUM    

Normal,sağlıklı bir köpek genelde kolay doğum yapar,bir doktorun yardımına gerek duymaz.Her yavru kendi plazentası içinde doğar,ancak yavru nefes almaya başlamadan önce bu plasentanın alınması gerekir.Genelde dişi köpek bu işi hemen yerine getirir ve göbek bağınıda keser.Doğumdan sonra yavruları,onları temizlemek ve solunumalarını sağlamak için yalayıp durur.Yaklaşık 3 hafta süren bu yalama bir başka yaşamsal amaç daha taşır;yavruların dışkılamasını sağlar.Bazen,dişi köpek plasentayı açmayı veya göbek bağını kopartmayı ihmal eder,ya da bu işi kendi başına yapamaz.Böyle durumlarda derhal duruma müdahale etmeye hazır olmalısınız.Yavru köpek,oksijeni tükeninceya kadar plasentanın içine en fazla 8 dakika kalabilir.Plasentayı ilk önce yavrunun kafasındaki bölgede yırtıp daha sonra tamammını alarak açabilirsiniz.Sonra yavrunun ağzı ve burnundaki tüm sümükleri alın ve kan dolaşımını sağlamak için bir havlu ile ovalayın.Göbek bağını,balmumu sürülmemiş bir iplikle bağlayın ve karnın yaklaşık 5 cm yukarısından kesin.Yararın iltihaplanmasını önlemek için tentürdiyot sürün.

Verteriner Hekimi Ne Zaman Çağırmalısınız.

Eğer doğum sırasındaki olaylar,durumun sizin becerilerinizi aştığını düşünmenize neden oluyorsa ve dişi köpeğin hayatı tehlikedeyse veteriner hekiminizi derhalyardıma çağırın.Tehlike belirten durmlar şunlardır.

Ayrıca anne ve yavruların doğum gününde veteriner hekiminiz tarafından muayene edilmelidir.

Yeni Doğan Yavrular :

Yeni doğan yavru,beden ısısını kontrol edemez ve bu nedenle sıcak bir ortamda tutulmalıdır.Yaşamın bu ilk günlerinde üşümesi yavruyu strese sokar ve enfeksiyon hastalıklarına açık hale getirir.

Doğumdan sonra anne köpeğin ilk ürettiği süte "kolostrum" adı verilir her yavru,doğumdan olabileceğince kısa bir süre sonra kesinlikle ilk 24 saat içinde kolostrum içebilmelidir.Kolostrum yavruya fayda sağlayan pek çok madde içerir,örneğin,annenin bağışıklık kazanmış olduğu tüm enfeksiyon hastalıklarına karşı yavruyu koruyacak imünoglobulinler doğumdan birkaç gün sonra artık yavru tarafından alınamazlar.

Bazen bir dişi köpek yavrularına bakmak istemez ya da bakamaz.Böyle bir durumda,siz onun yerini almak zorundasınız;yavruları beslemeli,dışkılamalarını sağlamalı ve sıcak bir ortam sunmalısınız.Yavru köpekleri sürekli olarak sıcakta,soğuk hava akımlarından uzak tutmak çok önemlidir.7.günden 10.güne kadar ısı yavaş yavaş azaltılabilir.Pek çok kişi,köpeğin yaşamanın ilk günlerinde idrar ve dışkı yapmasının her beslemeden sonra annesi tarafından sağlandığının farkında  değildir.Anne bu işi üstlenmiyor ise ılık suya batırılmış bir parça pamuk ile anal bölgeyi hafifçe ovalayın.Yavru köpeklere düzenli olarak hafifçe mesaj yapılması çok yararlıdır;bu bir tür pasif jimnastiktir,aynı zamanda kan dolaşımını uyarır.

Memeden Kesilmeleri:

Yavru köpekler 5-6 haftalık olduklarında yavaş yavaş memeden keslimelidirler.Bu dönemde yavrulara arasıra ılık suyla iyice yumuşatılmış bir yavru köpek maması sunabilirsiniz.Zamanla sizin sunduğunuz bu yavru köpek mamasının miktarını arttırıp annesinin memesinden ayrılmasını sağlarsınız.Ancak sindirim sisteminin bu besin değişimine alışmasını sağlamak için tüm besin değişikliklerini yavaş yavaş yapın.

KÖPEKLERDE  DIŞ PARAZİT

KENELER VE PİRELER

Enfesksiyon hastalığının taşıyıcısı olarak keneler her köpek için ciidi tehlike oluştururlar.Özellikle köpeklerin en çok dolaşmayı sevdikleri açık alanlarda gözlenir.Nisan'dan Ekime' kadar çalılıklarda,otlar üzerinde serbestçe yaşar,kan emebilecekleri bir noktada kanca benzeri ısırma organelleri ile deriyi delerek gömülürler.Dişi kene,salyasınddaki özel bir yapışkan madde sayesinde kan emdiği noktaya kendini güçlü bir biçimde kilitler.Bu sayede ortalama bir hafta süren kan emme öğünü boyunca konakçının kendisini uzaklaştırmasına meydan vermez.

Kenelerin Yol Açtığı Zararlar:  
Tek bir kene ısırığı dahi köpeklere hatta insanlara viral ve bakteriyel hastalıkları bulaştırabilir.

1) Lokal İrritasyon: Konakçının derisine gömülen ağız organeli yangısal reaksiyonlara yol açar.Burada daha sonra baktariyel enfeksiyonlar da gelişebilir.Kene gömülü olduğu yerden tam olarak çıkartılamaz ve deri içinde bir kısım ağız organelleri kalırsa bu durumda daha ciddi ve yaygın bir yangı meydana gelir.

2)Kenelerden Kaynaklanan Hastalıklar :

a)Borreliosis (Lyme hastalığı): Keneler tarafından bulaştıraılan bu hastalığın etkeni Borrelia adlı bir mikroorganizmadır.Hastalık 1975'de önce insanlarda ve 1980'lerin ortalarında evcil hayvanlarda teşhis edilmiştir.Almanya'da kenelerin 10% oranında Borrelia ile enfeste olduğu,bu oranın bazı bölgelerde 20% 'ye kadar çıktığı bildirilmiştir. Hastalık etkeni bakteriler kenenin barsakları ve salya bezlerine yerleşir ve kan emme sırasında konakçıya bulaşır.Lyme hastalığının klinik septomları çeşitlilik gösterir.İnsanlarda ısırık noktasında 1-3 hafta sonra gelişen derideki kızarıklığa ateş ve lenf yumurtalarının şişmesi ile seyreden grip benzeri semptonlar eşlik eder.Birkaç hafta veya ay sonra vücudun etkilenen yerlerinde ağrılı nevritis ve felçler meydana gelebilir.Köpekte belirgin semptomlar başlangıçta çevreye kayıtsızlık ve 40-41C ateş,daha sonra ise topallık,kas eklem ağrısı ver diğer sinirsel bozukluklardır.  

b)Babesiosis : Bir kan paraziti olan Babesia,Türkiye'de ve tüm dünyada subtropikal ve tropikal bölgelerde yagındır.Akdeniz ülkelerindeki yoğun turist trafiği   sayesinde hastalık orta ve Kuzey Avrupa ülkelrine de giderek yayılmaktadır.enfekte keneler sağlıklı konakçıdan kan emdeikleri sırada paraziti de naklederler.Parazir enfekte konakçının alyuvarları içinde ikiye bölünerek çoğalır ve alyuvarları parçalar.Babesis fonksiyonunun bulaşmasından 1-3 hafta sonra konakçıda ateş,giderek artan durgunluk,anemi,mukoza ve göz kapaklarında sarılık,dalak şismesi ve kan işeme maydana gelir.Hastalığın şiddeti konakçının bağışıklık durumu ile yakından ilgilidir.Tavsiye edilen en iyi mücadele yöntemi,vektör kenelerin  yok edilmesini amaçlayan,uzun etkili kene ilaçlarının kullanılmasıdır.

3)Kene Felci : Bazı kene türlerinin dişileri,kan emme sırasında belli dönemlerde bir nörotoksin üreterek sinirsel impuls geçişini bozar.Hastalık bulaşan köpeklerin arka bacaklarında ilerleyen bir felç ve nadir vakalarda solunum felcine bağlı ölüm meydana gelir.Kenelerin kısa sürede uzaklaştırılmaları ile semptomlar 24 saat içinde kaybolur.

Pire enfetasyonu-büyüyen bir problem:

Köpek sahipleri sık sık pire probleminden yakınır ve ilaç kaullanmalarına rağmen başedemediklerini ifadde ederler.Bu parazitlerin yoğun enfetasyonu birkaç sebebe bağlıdır.

Sadece hayvanın üzerindeki pirelere karşı ilaç uygulanır.Parazitin çeşitli gelişme dönemlerini yaşadığı çevre ilaçlaması ihmal edilir.

Bu çerçevede pet hayvanlarının ve çevrelerinin yoğun bir parazitasyon meydana gelmesi beklenmeden koruyucu olarak ilaçlanmaları gereklidir.Aksi takdirde mücadele masraflı ve zaman alıcıdır

Pirelerin verdikleri zararlar:

1)Kan Kaybı:Küçük köpek ırklarında veya yavru hayvanlarda yoğun pire enfeksiyonu şiddetli kan kaybına,anemiye hatta ölüme yol açar.

2) Barsak Parazitlerinin Taşınması:Pireler d.canimum adlı şeritin ara konakçısıdır.Bu  şekilde enfekte köpekler dışkıyla çevreye kabak tohumu şeklindeki halkaları yayaylar.Halkalar içerisindeki yumurtalar pire  larvaları tarafından yutularak burada larva formu gelişir.Şerit larvasını taşıyan ergin pire çiğneyerek yutulursa,larvalar gelişmelerini tamamlayarak konakçının bağırsağında şerit haline dönüşür.

Bu bakımdan pire teşhis edilen köpeklere,bu şeritlere karşı koruyucu amaçla etkili bir şerit ilacı uygulamak gereklidir.

3)Pire Enfetasyonuna Bağlı Deri Hastalıkları:Pireler ısırdıkları noktada lokal tahrişe,deri hastalıklarına(pire ısırığı detarmasisi) ve sitemik karakterde alrjik reaksiyonlara (pire alejisi detarmatisisi) yol açarlar.Isırık detarmasisleri özellikle karında,bacak içlerinde ve kuyruk altında,ısırma ve kaşınmadan kaynaklanan kızarıklık,kabarcık oluşumu ile seyreder.    

Evcil hayvanlarınızda kene ve pirelerdden kaynaklanabilecek problemleri önlemenin en etkin yolu,veteriner hekimizin tavsiye edeceği güçlü ve uzun etkili antiparaziter ürünleri kullanmaktan geçer.

Rahatsız edilmediği sürece bu minnacık korkunç pire,dörtayaklı   dostlarımız üzerinde 100 günden daha uzun süre yaşayıp üreyebilir.Bir uzay gemisinden 50 kat daha hızlı bir şekilde hız kazanabilir ve bazıları kendi boylarının 150 katı yükseğe zıplayabilir.Bu bir insanın 3.500 metre yükseğe zıplamasına benzer.Veteriner hekimlerin pireye böyle savaş açmalarına şaşmamak gerekir.

Pireler sıcak havalarda ortaya çıkar ama ev içinde yaşayan hayvanlarda ve kapalı mekanlarda tüm yıl boyunca görünebilirler.Pireler kan ile beslenen asalak böceklerdir.Onların üzerinde veya evinizde küçük,karabiber tanelerine benzeyen lekeler görebilirisiniz,minnacık kara lekeler.Bu kara lekelerin pire olup olmadığını anlamanın en kolay yolu,onları ıslak beyaz bir kağıdın üzerine koymaktır.Kızıl ya da kahverengiye dönüşürler ise,başınız pireler ile dertte demektir.Lekeler kanla dolmuş pire dışkıları veya larvalardır.

Ama asla pireleri önemsiz bir baş belası olarak görme yanılgısına düşmeyin.Peki pireleri nasıl kontrol altına alabilirsiniz.?Hem dostunuzu hem de yaşadığı yeri ortamı temizlemek gerekir.

ŞAŞIRTICI BİLGELER:

Bazı pire türleri,aylarca yemek yemeden hayatta kalabilirler.

En başarılı pire kontrolü için her bir durumu özelliğine göre tedavi etmek gerekir.Bazı köpekler,pek çok başka köpek ile aynı evi paylaşır,bazı evlerde kedi ve köpekler bir aradadır,kimi köpek ev içinde kimisi ise dışarıda yaşar.Bu kadar çok farklı ortam olasılığında pire kontrol yöntemlerinin bireysel olarak ele alınması gerekir.

İşe etrafı iyice temizleyerek başlayın.Evi tepeden tırnağa elektrik süpürgesi ile temizleyin.,mobilyalar dahil olmak üzere ve elektrik süpürge torbasını dışarıya atın.Evdeki tüm yatakjları süpürün ve silin.Tabii onun yatanığınıda.Ddostunuzu hergün fırçalayın ve bir pire tarağı kullanın.Piyasadaki pire ilaçlarında birini seçin,pire tasmaları,şampuanlar,ev içi ve bahçe için spreyler-ve üretici tavsiyelerine de kesinle uyun.Ancak birkaç ürünü bir arada kullanırken toksik reaksiyonların oluşmayacağından emin olun.

Avrupa ve Amerika'da pek çok şirket,ev hayvanlarının üzerine konaklayan pire ve kenelerle başedebilmek için pek çok kişi değişik yöntemler üzerinde çalışmakta.İşleri zor çünkü,ister inanın ister inanmayın dünya da 2000'in üzerinde değişik pire türü bulunmakta. 

PİRELERİ YOK EDİN

Sık sık evinizi elektrik süpürgesi ile temizleyin.Zeminde hiçbir santimetrakareyi atlamayın,duvardan duvara halı,parke veya ne olursa olsun,koltukların,masaların,yatakların altını her yeri temizleyin,köpeğinizin gitmediği bölgeler olmasa bile.

Yiyecekleri kapalı kutular veya buzdolabında saklayın.Köpeğiniz yemeğini yedikten sonra kabını yıkayıp kaldırın.Yemek kırıntılarını toplayın ve etraftaki su birikintilerini giderin.