1

Mehmet Akif'in BİR GECE ŞİRİ DİNLEMEK İÇİN YAZIYA TIKLA

Bir ticaret yapmadım, nakd-i ömür oldu hebâ,
Yola geldim, lâkin göçmüş cümle kervan bîhaber.
Ağlayıp, nâlân edip, düştüm yola tenhâ, garip,
Dîde giryan, sîne biryan, akıl hayran, bîhaber.

(Niyazi-i Mısrî)

***

Bize bizden yakın olanlar lazım,
Selamsız sabahsız geçenler değil,
Bize sevgi dolu yürekler lazım,
İnsanı insandan seçenler değil.__Muhsin Ünlü

***

İstiyorsan Hakk’a varmayı,
Meslek edin gönül almayı,
Bırak saraylarda mermer olmayı,
Toprak ol, bağrında güller yetişsin.__Mevlana Celalettin

***

HİKAYE-İ FARZIMUHAL
Lideri dese ki 'evladım Hayri'
Dört ayak üstünde yürü sen gayri
***
Hiç itiraz etmez bu emre uyar
Lider ne söylese hikmet var sayar
***
Takla atar lider takla at dese
Yatar her çamura haydi yat dese
***
Lideri düşünür Hayri düşünmez
Hayri liderinden ayrı düşünmez
***
Lideri karaya demiş ise ak
Onun bir bildiği vardır muhakkak
***
Aklı yok ,beyni yok mazurdur Hayri
Kula kulluk için hazırdır Hayri
***
Keramet hükmünü verir zırvaya
Emin adımlarla yürür zirveye
***
Lidere sarılan sarmaşık Hayri
Biraz bencil,biraz karmaşık Hayri
***
Tek gayesi makam artı menfaat
Lider basamaktır,parti menfaat
***
Emeline vasıl olursa Hayri
Umut ettiğini bulursa Hayri
***
Kendine münasip köleler seçer
Açar tekkesini irşada geçer
***
İki ayak üzre yürür artık O
Sırrı bilir!gaybı görür artık O!
***
Dalkavukluk böyle verir semere
Bundan sonra eşek biner semere...

Abdurrahim Karakoç

***

Cana cefa kıl ya vefa 
Kahrın da hoş, lutfun da hoş, 
Ya derd gönder ya deva, 
Kahrında hoş, lutfun da hoş.

Hoştur bana senden gelen: 
Ya hilat-ü yahut kefen, 
Ya taze gül, yahut diken.. 
Kahrında hoş lutfun da hoş.

Gelse celalinden cefa 
Yahut cemalinden vefa, 
İkiside cana safa: 
Kahrın da hoş, lutfun da hoş.

Ger bağ-u ger bostan ola. 
Ger bendü ger zindan ola, 
Ger vasl-ü ger hicran ola, 
Kahrın da hoş, lutfun da hoş.

Ey padişah-ı Lemyezel! 
Zat-ı ebed, hayy-ı ezel! 
Ey lutfu bol, kahrı güzel! 
Kahrında hoş, lutfun da hoş.

Ağlatırsın zari zari, 
Verirsen cennet-ü huri, 
Layık görür isen nari, 
Kahrında hoş, lutfun da hoş.

Gerek ağlat, gerek güldür, 
Gerek yaşat gerek öldür, 
Aşık Yunus sana kuldur, 
Kahrında hoş, lutfun da hoş.

Yunus Emre

 

Murat Kekilli çok güzel yorumlamış..link o yoruma götürür:

***

Takma sakın şeytanın o süslü kemendini;
Mala, mülke, evlada kilitleme kendini.
Hele bu dünya için, yıkma ahlâk bendini,
Nefsin zindanlarından, mümkün değil kaçılsın;
ALLAH 'a kilitlen ki; tüm kilitler açılsın ..
-____________ Cengiz Numanoğlu -

***

Biz sanırdık varlık ile rahat artar.
Zannederdik rahat ile taat artar.
Bulduk bir ehli tahkik sorduk; hakikatini,
Dedi ki; varlık ile illet artar, rahat ile gaflet artar.
(Anonim)

"Şeb-i yelda-i müneccimle muvakkit ne bilir.
Müptela-i gam’a sor kim geceler kaç saat..!"
(En uzun geceyi, müneccimler takvim yapanlar nerden bilecek,
Sen bir derdi olana sor bakalım geceler kaç
saatmiş.!)
FUZÛLÎ

Etme izhâr-ı hüner etmeğe mecliste heves
Bülbüle dâm-ı belâ oldu lisânıyla kafes 
__Ratıb Ahmet Paşa 
(Bir mecliste, sakın hünerlerini göstermeye çalışma. 
Bülbüle kafesin bela tuzağı olmasının nedeni güzel lisanıdır.)

Ölecek miyim, tam da söyleyecek çağımda
Söylenmedik cümlenin hasreti dudağımda_Necip Fazıl

*****************************

Geçmiş olan dünden hiç yad etme,
Yarın da gelmemişken feryad etme,
Düşünme geleceği de geçmişi de,
Şimdi şen ol da yaşamı berbad etme.__Ömer Hayyam

******************************

Şu yalan dünyanın sonu hiç imiş,
Akşam gelip konan, sabah göç imiş..__Pir Sultan Abdal

 

2

Hak şerleri hayreyler

Zannetmeyin gayreyler

Arif anı seyreyler

Mevla görelim neyler

Neylerse güzel eyler (İbrahim Hakkı)

*****

Keleci bilen kişinin yüzünü ağ ede bir söz
Sözü pişirip diyenin işini sağ ede bir söz

Söz ola kese savaşı söz ola bitire başı
Söz ola ağılı aşı bal ile yağ ede bir söz

Kelecilerin pişirgil yaramazını şeşirgil
Sözün us ile düşürgil dimegil çağ ede bir söz

Gel ahî ey şehriyâri sözümüzü dinle bâri
Hezâr gevher ü dinârı kara taprağ ede bir söz

Kişi bile söz demini demeye sözün kemini
Bu cihân cehennemini sekiz uçmağ ede bir söz

Yürü yürü yolun ile gâfil olma bilin ile
Key sakın ki dilin ile cânına dağ ede bir söz

Yûnus imdi söz yatından söyle sözü gayetinden
Key sakın o şeh katından seni ırağ ede bir söz

Yunus Emre

-3-

İdrak-ı meali bu küçük akla gerekmez

Zira bu terazi o kadar sıkleti çekmez. (Ziya Paşa) sıklet: yük, ağırlık)

 

-4-

Her kime sordumsa,
Seni etmedi doğru tarif,
Kimi hırsız, kimi soysuz,
Kimi deyyus dediler!
İnanmadım, sordum
Meclis-i Mebusan’a,
Bizdeki kayıtlara göre,
O gene mebus dediler! (Neyzen Tevfik)

***

RİNDLERİN AKŞAMI
Dönülmez akşamın ufkundayız.Vakit çok geç;
Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç!
Cihana bir daha gelmek hayal edilse bile,
Avunmak istemeyiz öyle bir teselliyle.
Geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan
Ve arkasında güneş doğmayan büyük kapıdan
Geçince başlayacak bitmeyen sükunlu gece.
Guruba karşı bu son bahçelerde, keyfince,
Ya şevk içinde harab ol, ya aşk içinde gönül!
Ya lale açmalıdır göğsümüzde yahud gül.
YAHYA KEMAL BEYATLI


Rindlerin Ölümü
Hafız’ın kabri olan bahçede bir gül varmış;
Yeniden her gün açarmış kanayan rengiyle,
Gece, bülbül ağaran vakte kadar ağlarmış
Eski Şiraz’ı hayal ettiren âhengiyle.
Ölüm âsude bahar ülkesidir bir rinde;
Gönlü her yerde buhurdan gibi yıllarca tüter.
Ve serin serviler altında kalan kabrinde
Her seher bir gül açar, her gece bir bülbül öter.


Yahya Kemal Beyatlı

Rindlerin Akşamı ve Rindlerin ölümü şiiri için yazıya tıkla..

***

Hamiyyet gamz eden bir pâk alın her kimde gördünse,
“Bu bir câni!” dedin sürdün, ya mahkum eylendin hapse.
Müvekkel eyleyip câsûsu her vicdana, her hisse,
Düşürdün milletin en kahraman evlâdını ye’se…
Ne mel’unsun ki rahmetler okuttun rûh-i İblis’e
                                                 - Mehmet Akif Ersoy

***

 

 

-5-

MİHRİBAN(Aşk)  Şiiri İbrahim Sadri'den sesli dinlemek için yazıya tıkla..

                        Şiirin Türküsünü dinlemek için yazıya tıkla..

Sarı saçlarına deli gönlümü 
Bağlamışlar, çözülmüyor Mihriban. 
Ayrılıktan zor belleme ölümü 
Görmeyince sezilmiyor Mihriban. 

'Yâr' deyince, kalem elden düşüyor 
Gözlerim görmüyor, aklım şaşıyor 
Lâmbamda titreyen alev üşüyor 
Aşk, kağıda yazılmıyor Mihriban. 

Önce naz, sonra söz ve sonra hile... 
Sevilen, seveni düşürür dile 
Seneler, asırlar değişse bile 
Eski töre bozulmuyor Mihriban. 

Tabiplerde ilâç yoktur yarama 
Aşk deyince ötesini arama 
Her nesnenin bir bitimi var ama 
Aşka hudut cizilmiyor Mihriban. 

Boşa bağlanmamış bülbül, gülüne 
Kar koysan köz olur aşkın külüne... 
Şaştım kara bahtın tahammülüne 
Taşa çalsam ezilmiyor Mihriban. 

Tarife sığmıyor aşkın anlamı 
Ancak çeken bilir bu derdi, gamı 
Bir kördüğüm baştan sona tamamı... 
Çözemedim... Çözülmüyor Mihriban. 

 

Mihriban 2 Unutursun

“Unutmak kolay mı? ” deme 
Unutursun Mihriban’ım. 
Oğlun, kızın olsun hele 
Unutursun Mihriban’ım. 

Zaman erir kelep kelep.. 
Meyve dalında kalmaz hep. 
Unutturur birçok sebep 
Unutursun Mihriban’ım. 

Yıllar sinene yaslanır 
Hâtıraların paslanır. 
Bu deli gönlün uslanır... 
Unutursun Mihriban’ım. 

Süt emerdin gündüz-gece 
Unuttun ya, büyüyünce... 
Ha işte tıpkı öylece 
Unutursun Mihriban’ım. 

Gün geçer, azalır sevgi 
Değişir her şeyin rengi. 
Bugün değil, yarın belki 
Unutursun Mihriban’ım. 

Düzen böyle bu gemide 
Eskiler yiter yenide. 
Beni değil, sen seni de 
Unutursun Mihriban’ım. 

Abdurrahim KARAKOÇ

-6-

Tek Hece          Şiiri Cemal Safi'nin kendi sesinden dinlemek için yazıya tıkla..

Var mı beni içinizde tanıyan? 
Yaşanmadan çözülmeyen sır benim. 
Kalmasa da şöhretimi duymayan, 
Kimliğimi tarif etmek zor benim... 

Bülbül benim lisanımla ötüştü, 
Bir gül için can evinden tutuştu, 
Yüreğime Toroslar'dan çığ düştü, 
Yangınımı söndürmedi kar benim... 

Niceler sultandı, kraldı, şahtı, 
Benimle değişti talihi, bahtı, 
Yerle bir eyledim tac ile tahtı, 
Akıl almaz hünerlerim var benim... 

Kamil iken cahil ettim alimi, 
Vahşi iken yahşi ettim zalimi, 
Yavuz iken zebun ettim Selim'i, 
Her oyunu bozan gizli zor benim... 

Yeryüzünde ben ürettim veremi, 
Lokman Hekim bulamadı çaremi, 
Aslı için kül eyledim Kerem'i, 
İbrahim'in atıldığı kor benim... 

Sebep bazı Leyla, bazı Şirin'di, 
Hatrım için yüce dağlar delindi, 
Bilek gücüm Ferhat ile bilindi, 
Kuvvet benim, kudret benim, fer benim... 

İlahimle Mevlana'yı döndürdüm, 
Yunus'umla öfkeleri dindirdim, 
Günahımla çok ocaklar söndürdüm, 
Mevla'danım, hayır benim, şer benim... 

Benim için yaratıldı Muhammed, 
Benim için yağdırıldı o rahmet, 
Evliyanın sözündeki muhabbet, 
Embiyanın yüzündeki nur benim... 

Kimsesizim, hısmımda yok hasmım da, 
Görünmezim, cismimde yok resmim de, 
Dil üzmezim, tek hece var ismim de, 
Barınağım gönül denen yer benim... 

Benim adım aşk.

Cemal SAFİ

-7-

MONA ROZA       Şiiri Sacit ONAN'dan sesli dinlemek için yazıya tıkla..

Mona Roza, siyah güller, ak güller
Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak
Kanadı kırık kuş merhamet ister
Ah, senin yüzünden kana batacak
Mona Roza, siyah güller, ak güller

Ulur aya karşı kirli çakallar
Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa
Mona Roza, bugün bende bir hal var
Yağmur iğri iğri düşer toprağa
Ulur aya karşı kirli çakallar

Açma pencereni perdeleri çek
Mona Roza seni görmemeliyim
Bir bakışın ölmem için yetecek
Anla Mona Roza, ben bir deliyim
Açma pencereni perdeleri çek

Zeytin ağaçları söğüt gölgesi
Bende çıkar güneş aydınlığa
Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi
Seni hatırlatıyor her zaman bana
Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi

Zambaklar en ıssız yerlerde açar
Ve vardır her vahşi çiçekte gurur
Bir mumun ardında bekleyen rüzgar
Işıksız ruhumu sallar da durur
Zambaklar en ıssız yerlerde açar

Ellerin ellerin ve parmakların
Bir nar çiçeğini eziyor gibi
Ellerinden belli oluyor bir kadın
Denizin dibinde geziyor gibi
Ellerin ellerin ve parmakların

Zaman ne de çabuk geçiyor Mona
Saat onikidir, södü lambalar
Uyu da turnalar girsin Rüyana
Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar
Zaman ne de çabuk geçiyor Mona

Akşamları gelir incir kuşları
Konar bahçenin incirlerine
Kiminin rengi ak, kimisi sarı
Ahhh! beni vursalar bir kuş yerine
Akşamları gelir incir kuşları

Ki, ben, Mona Roza bulurum seni
İncir kuşlarının bakışlarında
Hayatla doldurur bu boş yelkeni
O masum bakışlar Su kenarında
Ki, ben, Mona Roza bulurum seni

Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza
Henüz dinlemedin benden türküler
Benim aşkım sığmaz öyle her saza
En güzel şarkıyı bir kurşun söyler
Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza

Artık inan bana muhacir kızı
Dinle ve kabul et itirafımı
Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı
Alev Alev sardı her tarafımı
Artık inan bana muhacir kızı

Yağmurlardan sonra büyürmüş başak
Meyvalar sabırla olgunlaşırmış
Birgün gözlerimin ta içine bak
Anlarsın ölüler niçin yaşarmış
Yağmurlardan sonra büyürmüş başak

Altın bilezikler, o kokulu ten
Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne
Bir tüy ki, can verir bir gülümsesen
Bir tüy ki, kapalı gece ve güne
Altın bilezikler, o kokulu ten

Mona Roza, siyah güller, ak güller
Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak
Kanadı kırık kuş merhamet ister
Aaahhh! senin yüzünden kana batacak!
Mona Roza, siyah güller, ak güller.

Sezâi KARAKOÇ

-8-

SÜRGÜN ÜLKEDEN BAŞKENTLER BAŞKENTİNE

Senin kalbinden sürgün oldum ilkin 
Bütün sürgünlüklerim bir bakıma bu sürgünün bir süreği 
Bütün törenlerin şölenlerin ayinlerin yortuların dışında 
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim 
Af dilemeye geldim affa layık olmasam da 
Uzatma dünya sürgünümü benim 
Güneşi bahardan koparıp 
Aşkın bu en onulmazından koparıp 
Bir tuz bulutu gibi 
Savuran yüreğime 
Ah uzatma dünya sürgünümü benim 
Nice yorulduğum ayakkabılarımdan değil 
Ayaklarımdan belli 
Lambalar eğri 
Aynalar akrep meleği 
Zaman çarpılmış atın son hayali 
Ev miras değil mirasın hayaleti 
Ey gönlümün doğurduğu 
Büyüttüğü emzirdiği 
Kuş tüyünden 
Ve kuş sütünden 
Geceler ve gündüzlerde 
İnsanlığa anıt gibi yükselttiği 
Sevgili 
En sevgili 
Ey sevgili 
Uzatma dünya sürgünümü benim 

Bütün şiirlerde söylediğim sensin 
Suna dedimse sen Leyla dedimse sensin 
Seni saklamak için görüntülerinden faydalandım Salome'nin Belkıs'ın 
Boşunaydı saklamaya çalışmam öylesine aşikarsın bellisin 
Kuşlar uçar senin gönlünü taklit için 
Ellerinden devşirir bahar çiçeklerini 
Deniz gözlerinden alır sonsuzluğun haberini 
Ey gönüllerin en yumuşağı en derini 
Sevgili 
En sevgili 
Ey sevgili 
Uzatma dünya sürgünümü benim 

Yıllar geçti saban olumsuz iz bıraktı toprakta 
Yıldızlara uzanıp hep seni sordum gece yarılarında 
Çatı katlarında bodrum katlarında 
Gölgendi gecemi aydınlatan eşsiz lamba 
Hep Kanlıca'da Emirgan'da 
Kandilli'nin kurşuni şafaklarında 
Seninle söyleşip durdum bir ömrün baharında yazında 
Şimdi onun birdenbire gelen sonbaharında 
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim 
Af dilemeye geldim affa layık olmasam da 
Ey çağdaş Kudüs (Meryem) 
Ey sırrını gönlünde taşıyan Mısır (Züleyha) 
Ey ipeklere yumuşaklık bağışlayan merhametin kalbi 
Sevgili 
En sevgili 
Ey sevgili 
Uzatma dünya sürgünümü benim 

Dağların yıkılışını gördüm bir Venüs bardağında 
Köle gibi satıldım pazarlar pazarında 
Güneşin sarardığını gördüm Konstantin duvarında 
Senin hayallerinle yandım düşlerin civarında 
Gölgendi yansıyıp duran bengisu pınarında 
Ölüm düşüncesinin beni sardığı şu anda 
Verilmemiş hesapların korkusuyla 
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim 
Af dilemeye geldim affa layık olmasam da 
Sevgili 
En sevgili 
Ey sevgili 
Uzatma dünya sürgünümü benim 

Ülkendeki kuşlardan ne haber vardır 
Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır 
Aşk celladından ne çıkar madem ki yar vardır 
Yoktan da vardan da ötede bir Var vardır 
Hep suç bende değil beni yakıp yıkan bir nazar vardır 
O şarkıya özenip söylenecek mısralar vardır 
Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır 
Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır 
Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır 
Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır 
Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır 
Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır 
Göğsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır 
Senden ümit kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır 
Sevgili 
En sevgili 
Ey sevgili

                                     Sezai Karakoç

-9-

NURULLAH GENCİN "YAĞMUR

-10-

SECCADEN KUMLARDI ARİF NİHAT ASYA

-11-

FUZULİNİN SU KASİDESİ

 

 

 

-12-

 

 

İLİM İLİM BİLMEKTİR.

İLİM KENDİN BİLMEKTİR.

SEN KENDİNİ BİLMEZSEN

BU NİCE OKUMAKTIR (YUNUS EMRE)

 

İlâhi Bir Aşk Ver Bana
İlâhi, bir aşk ver bana,
Neredeyim bilmeyeyim
Yavı kılayım ben beni,
İsteyiben bulmayayım.

Şöyle hayran eyle beni,
Bilmeyeyin dünden günü.
İsteyeyin daim seni,
Ayrık nakşa kalmayayım.

Al gider benden benliği,
Doldur içime senliği.
Dirliğinde öldür beni,
Varıp orda ölmeyeyim.

Gelirse gümânanım dile,
Kim söve bana kim güle?
Bârî yanayın dert ile,
Hâlim dile gelmeyeyim.

Uş yürürüm yana yana,
Ciğerim gark oldu kana.
Hep aşk eser etti cana,
Nice zârı kılmayayım.

Senin kokun duydu canım,
Terkini vurdu cihanın.
Hergiz belirmez makamın,
Seni nerde isteyeyim?

Bülbül olayın öteyim,
Dost bahçesinden yatayım.
Gül olup da açılayım,
Senden ayrı solmayayım.

Mansur'layın dara beni,
Ayan göster orda seni.
Kurban kılayın bu canı,
Aşka münkir olmayayım.

Aşkdurur derdin dermanı,
Aşk yoluna kodum canı.
Yunus Emre söyler bunu,
Bir dem aşksız olmayayım.


Yunus Emre

 

-13-

BEĞENMEZ
Ormanda büyüyen adam azgını 
Çarşıda pazarda insan beğenmez 
Medrese kaçkını softa bozgunu 
Selam vermeğe dervişan beğenmez


Alemi taneder yanına varsan
Seni yanıltır mes'ele sorsan
Bir cim çıkmaz eğer karnını yarsan 
Camiye gelir de erkan beğenmez

Elin kapusunda kul kardaş olan 
Burnu sümüklü hem gözü yaş olan 
Bayramdan bayrama bir traş olan 
Berber dükkanında oğlan beğenmez

Dağlarda bayırda gezen bir yörük 
Kimi timarlı sipahi kimi serbölük 
Bir elife dili dönmiyen hödük 
Şehristana gelir ezan beğenmez

Bir çubuğu vardır gayet küçücek 
Zu'mu fasidince keyif sürecek 
Kırık çanağı yok ayran içecek 
Kahveye gelir de fincan beğenmez

Yaz olunca yayla yayla göçenler 
Topuz korkusundan şardan kaçanlar 
Meşe yaprağını kıyıp içenler 
Rumeli Yenicesi duhan beğenmez

Aslında, neslinde giymemiş hare 
İş gelmez elinden gitmez bir kare 
Sandığı gömleksiz duran mekkare 
Bedestana gelir kaftan beğenmez

Kazak Abdal söyler bu türlü sözü 
Yoğurt ayran ile hallolmuş özü 
Köyden şehre gelse bir Türkün kızı 
İnci yakut ister mercan beğenmez 
Kazak Abdal

 

 

-14-

Hak kulundan intikamı yine ahdiyle alır»

Bilmeyen İlm-i ledünnü, onu abd etti sanır.

Her işin faili O'dur, kul eliyle işlenir,

Zanneder misin ki hâşâ O'nsunuz bir zerre deprenir. ( Ahmet Şahin “Dini Hikayeler” s:100)

-15-

Şaşarım o kimseye ki, kalıbıyla kibirlenir.

O ki, doğmadan önce fasid bir menidir.

Bugün hayatta güzeldir, fakat yarın ölünce,

Olur kabrinde murdar bir cife

Arkadaşımız vardır, muhalefet etmeğe Haris’tir.

Hatası pek çoktur, sevapları ise azdır.

İnatçılıkta pislik böceğinden beterdir,

Yürürken de kargadan daha kibirlidir.

Dedim ki “benzerim yoktur” deyip kibirlenene

“Niçin tevazu göstermezsin, bakarak çıktığın yere!”

Ey kibirli ki, olmaz Allah’a ram,

Biz balçıktanız, olsun sana selam.

Bu dünya hayatı boştur, fanidir,

Değil mi ki, ölüm var, herkes müsavidir.