KOMİK HİKAYELER

-1-

YERİN RAHAT MI?

Tanışma aşamasında birlikte sinemaya giden erkek kadına sorar:
-“Yerin rahat mı?” der
–“Evet rahat”,
-Ekranı görebiliyor musun?
-“Evet” Kadın tam sevinir.
“Ne güzel sonunda öncelikli olarak başkasını düşünen, bencil olmayan birini buldum” diye tam sevinecekken..
-“Tamam o zaman, yer değiştirelim.”,

***

SOR Kİ ÖĞRENESİN

Faruk babasına sormuş?
-Babacığım uzayda kaç gezegen var?
-Bilmiyorum.
-İstanbul'u ilk kuşatan kimdir?
-Bilmiyorum oğlum.

-Karalar magma tabakasının üzerinde nasıl duruyor?

-Bilmiyorum oğlum.
-Babacığım sorularımla seni sıkıyor muyum?
-Sıkılmak da ne demek oğlum! Sor, sor ki öğrenesin!

***

ÇOK BİLMEK

Karıkoca birlikte tatile çıkarlar. Gittikleri yerde kamp kurarlar.
Tatillerinin ikinci gününün akşamı güzel bir yemek yiyip uykuya dalarlar.

Birkaç saat sonra kadın uyanır ve kocasını da uyandırır. Adam uyku sersemidir; Güzel bir rüyadan uyandırıldığı için de biraz kızgındır:

''Ne oldu? Ne istiyorsun?'' diye sorar.

''Yukarıya bak ve bana ne gördüğünü söyle.''

Adam gökyüzüne bakar ve yanıtlar:

-Bunun için mi uyandırdın beni? Baktım işte. Bir sürü yıldız görüyorum ışıl ışıl parlayan milyonlarca yıldız.

Karısı tekrar sorar. Peki ,bu sana neyi gösteriyor?

Artık iyice uykusu kaçan adam biraz düşünür ve yanıtlar:

-Teolojik olarak Allah'ın kudretini ve kendi acizliğimi görüyorum.
-Felsefi olarak, evrenin sonsuzluğunu ve onun karşısındaki önemsizliğimizi görüyorum.
-Astronomik olarak galaksilerin , yıldızların , gezegenlerin varlığını görüyorum.
-Yıldızların komuna bakarak saatin 3 olduğunu görüyorum.
-Meteorolojik olarak da bugün havanın çok güzel olacağını görüyorum.

Niye sordun bunu bana? Sana neyi gösteriyor?

-Necati , çadırımızı çalmışlar!
--------------------------------------
İnsan çok bilince; burnunun ucundakini göremiyor demek ki...

****

Hüzünlü şarkı çalması öğrencinin bir isteğini yapmadığımda..Ya da yapmayacağımda..Cevap hayır vermek yerine bilgisayardaki masaüstündeki hani o üzgün olaylardan sonra çalınan şarkıyı açıyorum.(daha sonra hikayeleştir)

 

 

HAYRET

Memur işine o gün de geç gelmişti. Müdürün önünden geçerken kaçamadı. Özür diledi:

—Affedersiniz, uyuya kalmışım!

Müdür hayretle sordu:

-         Aaa! Sen evde de mi uyuyorsun?..

 

PRENSİBİMDİR..
Memur işe girmiş. Ay başında maaşını alınca bir de ne görsün zarfta 100 milyon fazla var. Sesini çıkarmamış, parayı bir güzel harcamış. Bir sonraki ay gelince bu seferde zarfta 50 milyon eksik çıkmış. Memur köpürmüş:
- Maaşım 50 milyon eksik böyle hatayı kabul etmem, diye bağırınca
- Peki 100 milyon fazla aldığın zaman niye sesini çıkarmadın, diye sormuşlar.
- Prensibimdir ilk hatayı affederim_aLINTI

EZ ONİ! EZ ONİ!

Bir gün Trabzonlu iki karınca ve küçük fil yolda karşılaşmışlar. Karıncalar nasıl ettilerse fili çok kızdırmışlar. Kızgın fil, karıncaları ayağının altında ezmek için harekete geçmiş. Karıncalardan birisini hortumu ile kavrayıp yere vurmuş, ancak karıncalardan uyanık olan hemen filin hortumuna tutunup filin üstüne tırmanmış. Alttaki karınca üsteki karıncaya bağırmış: “EZ ONİ! EZ ONİ!…”

EŞEKLE TARTIŞMA CEZASI

Ormanda yaban eşeği ile tilki otun rengi konusunda tartışıyolar. Eşek otun renginin kırmızı,tilki ise yeşil olduğunu iddia ediyor.Tartışma büyüyüp, kavgaya dönüşüyor ve biribirini yaralıyorlar. Ormanda huzur ve sükuneti bozdukları için aslan kralın huzuruna çıkarılıyorlar.
Her ikisi ifadelerini verip, birbirinden davacı oluyorlar.Aslan kral her ikisini iyice dinledikten sonra eşeğe berat,tilkiye hapis cezası veriyor. Tilki haklı olarak itiraz edip,Aslan krala otun rengini soruyor. Aslan kral tereddütsüz yeşil diyor. Tilki, madem otun rengi yeşil ve ben iddiamda haklıyım. eşeği berat ettirip, bana ceza vermeniz haksızlık değil mi diye serzenişte bulunuyor.
Aslan kral tilkiye dönüp,'' EŞEKLE TARTIŞTIĞIN için seni suçlu buldum'' diyor.
 

-2-

RÜYA

Kadın gördüğü rüyayı kocasına anlattı:

—    Efendi, rüyamda beni bir kuyumcuya götürdün. Mücevherlerle donattın. Merak ettim. Manası nedir acaba?

Adam, tebessüm ederek cevap verdi:

-         Sabret, akşam öğrenirsin!

Akşam kocasının elinde güzel bir paket gören hanımı sevinçle sordu:

-         Tahmin ettiğim şey değil mi?

-         Tabii. “Açıklamalı rüya tabirleri” kitabı...

****

Bill Gates Microsoft'un bir seminerinde bilgisayar sektöründeki gelişmenin hızını anlatmak için şöyle bir benzetme yapmış.
"Eğer Volkswagen firması son 25 yıl içinde bilgisayar sektörü kadar hızlı gelişmiş olsaydı bugün 500 dolara alacağımız arabalara 25 dolarlık benzin koyup dünya turu atmamız mümkün olacaktı." Birkaç gün sonra VW firmasının bir basın açıklaması yayınlanmış. "Eğer otomotiv sektörü Bill Gates in işletim sistemi gibi gelişmiş olsaydı, her alacağımız arabada tek koltuk olacak, diğer koltuklar için ekstra lisans parası ödemek zorunda kalacaktık; arabamız sadece bizim ürettiğimiz benzinle çalışacak; gösterge tablosundaki tüm ikaz ve uyarı ışıkları yerine üzerinde, 'Arabanız geçersiz bir işlem yürüttü ve kapatılacaktır.' yazan tek bir lamba olacaktı. Ayrıca her kazadan sonra arabanın hava yastıkları açılmadan önce bir düğmenin üzerinde 'Hava yastıkları açılacak, emin misiniz?' diyen bir ışık yanacaktı".

****

Nasrettin Hoca’ya sorarlar:
-Hocam sen evliya mısın…?
-Evet, ben evliyayım. İsterseniz şu karşıdaki ağacı çağırayım yanıma gelsin..?
-Tamam Hocam, çağır görelim…
Hoca üç kere ağacı çağırır fakat ağaç gelmez…
-Gelmedi Hocam, derler.
Hoca:
- Madem o gelmiyor, biz ona gideriz, evliya da kibir olmaz.. 🙂

-3-

UMUT

Adam kaynanasıyla birlikte Avrupa gezisine çıkacaktı. Arkadaşı şaşkın sordu:

-Yahu sen kaynanandan dert yanmaz mıydın? Şimdi de Avrupa gezisinden bahsediyorsun!..

-Ne yapayım birader, sık sık “Avrupayı görmeden Allah canımı almasın!..” der durur... Benim ki, bir umut işte...

-4-

Temel bir gün imam olur ve para toplamaya karar verir.
cemaat temele ''bunun hırlısı var hırsızı var.. topladığın paraları çalmasınalar?'' diye sorar.
Temel ''yok bir şey olmaz, paraları kimsenin bulamayacağı bir yere koyuyorum'' der.
Bunun üzerine cemaat: ''nereye koyuyorsun paraları?'' diye sorar.
Temel: ''Kuran'ın içine koyuyorum'' der.
cemaat ''nasıl yani?'' der.
temel de: ''eeeh nasıl olsa kimse açmıyor ki''

-6-

CİMRİLER

İki meşhur cimri yolda karşılaşırlar. Birisi sorar:

-İyi günler dostum. Yemek yemediniz herhalde?

-Ne yazık ki yedim...

-Çok yazık. Ben de size nefis bir yemek ikram edecektim.

-Doğrusu üzüldüm. Siz her halde yemek yediniz değil mi?

-Hayır yemedim.

-Çok yazık oldu. Ben de size kahve ikram edecektim de...

-7-

NEREDE?

-Oğlum, dolapta iki elma vardı, neden bir tane kalmış?..

-Karanlıkta öbürünü görememişim anne!..

 

BEN SENİN GENÇLİĞİNİ DE BİLİRDİM:)

Hoca bir gün ata binmek ister, bir türlü binemez.

Hey gidi genç­lik hey, diye ah çeker.Sonra etrafına bakınıp kimse olmadığını görünce de;

Hadi hadi... ben senin gençliğini de bilirim, der.

 

 

 

-8-

SEVGİ

Adam karısını o kadar çok seviyordu ki her akşam yatarken onun için şöyle dua ediyordu:

-Allah’ım onun başı ağrımasın, benimki ağrısın; onun bir yeri kırılmasın, benimki kırılsın; o üzülmesin, ben üzüleyim.

Son olarak ta şöyle diyordu:

-Allah’ım!.. O’nu dul bırakma, beni dul bırak.

-10-

ÇOCUĞUN ZEKASI

Adam, oğlunun başarısıyla övünüyordu. Karnesini incelerken kasılarak, karısına dedi ki:

-Hiç şüphe yok. Bu çocuk benim zekamı almış.

Karısı dudak büktü:

-Doğru bey, çünkü benim zekam yerinde olduğuna göre...

-11-

NEYİ BİLİYORMUŞ

Adam kendinden bahsediyordu.

-Ben akordionu alıp çalmaya başlayınca herkesi ayağa kaldırırım.

-Demek o kadar ustasınız akordeon çalmakta!..

-Yok canım, ben sadece milli marşı çalmasını biliyorum.

-12-

OĞLANIN ŞÖHRETİ

Adam, “bizim büyük oğlanın maşallahı var” dedi. Yazdıklarını binlerce kişi okuyor.

Beriki merak etti:

-Ne işle meşgul sizin çocuk?

-Tabelacı...

-13-

ZEKİ KADIN

Bir kadınla bir adam ayrı ayrı arabalarında giderlerken çarpışırlar. Arabaları mahvolur ama şükür Allah’a ikisi de hiç yara almadan kurtulur. Arabalarından sürünerek çıkarlar ve kadın adama bakıp:

-Çok ilginç! Sen erkeksin ben de kadın. Arabalarımız mahvoldu ama ikimize de hiçbir şey olmadı. Bu belki de tanışıp dost olup, hayatımızın sonuna kadar huzur içinde birlikte yaşamamız için bir işarettir” der.

      Adam inanılmaz heycanlanır:

-Evet galiba haklısın diye cevap verir şaşkınlıkla.

      Kadın:

-Bak, arabam hurdaya döndü ama bir şişe şarap sapa sağlam. Bu kesin bir işaret. Bu şarabı içip şansımızı kutlamalıyız.

      Şarap şişesini adama uzatır. Adam şişeyi alır, açar ve yarısını dikip içer ve kadına uzatır. Kadın şişenin mantarını kapatıp adama geri uzatır. Bunun üstüne adam sorar:

-Sen içmeyecek misin?

      Kadın cevap verir.

-Hayır, polis sireni duyuyorum. Ben bekleyeceğim!

-14-

LÂFI MI OLUR!

“–Beş evin olsa, ben de muhtaç olsam; birini bana verir misin?”

“–Elbette dostum. Sen benim en iyi dostumsun.”

“–Peki, beş tane araban olsa, birini bana verir misin?”

“–Tabiî ki! Ne demek!”

“–Ya beş tane gömleğin olsa, birini bana hediye eder misin?”
Image

“–Hayır!”

“–Nasıl olur?!. Koskoca evi, arabayı veriyorsun da, bir gömleği mi esirgiyorsun?”

“–O söylediklerin zaten yok. Beş tane evi, beş tane arabayı kim kaybetmiş ki ben bulayım. Fakat beş gömleğim var. Veririm dersem vermem lâzım!”

****

HİÇ Bİ ŞEY

Okullarda rehber öğretmenlere öğrenciler için cinsel eğitim dersi verme zorunluluğu getirilmiş. Rehber öğretmen önce erkeklere sonra kızlara ayrı ayrı olarak eğitim vermiş.

Çıkışta erkekler kızlara dudaklarını geriye çekip incelterek sormuş: “—İçeride ne anlatıyorlar?”

Kızlar ise erkeklere dudaklarını geriye doğru çekip iyice kalınlaştırarak: “—Hiç bişey” :)

****

Taleal bedru aleyna

Adamın biri eşinin hazırlanmasını beklemekten öyle bir sıkılmış ki nice zaman sonra onun çıkışını görünce “--Taleal bedru aleyna” ilahisini okumaya başlamış:)

 

-15-

 KARADENİZ FIKRALARI

:) TEMEL MAKİNİST
Her zaman ki olağan seferlerinden birini yaparken, az ileride rayların üzerinde oynayan bir çocuk dikkatini çekiyor. Başlıyor korna çalmaya. Acak nafile, çocuk tınmıyor bile. Çok yakında da bir pazar yeri, tıklım tıklım. 400 kişi alışveriş için pazaryerini doldurmuş.
Temel düşünüyor, treni raydan çıkarsam 400 kişi ölecek. Çocuğa çarpsam bir tek çocuk ölecek. Yolculara danışmakta fayda var diyor kendince. Gidiyor vagonlara teker teker, yolculara durumu anlatıyor. Tüm yolcular görüş birliği içinde çocuğa çarpma kararını destekliyorlar.
Ertesi gün gazetelerde manşet:"Facia! Tren kazası, 401 ölü"
Temel'i mahkemeye çıkarıyorlar, hakim soruyor."Anlat bakalım nasıl oldu?"
Temel cevaplıyor;
"Her şey çocuğun raylardan çıkıp pazar yerine doğru koşmasıyla başladı hakim bey..

 

:) Sifon

 

     Temel Dallas'taki kuzeni Dursun'u görmeye gitmiş. Dursun Temel'i havaalanında karşılamış. Beraberce dışarı çıkmışlar. Temel bir bakmış 10 metre boyunda bir limuzin! "Uyyy, amma da büyük bu, daa!" Dursun hafifçe gülmüş: "Temel'im burası Amerika! Burada her birşey büyük!" Yola çıkmışlar, Dursun'un çiftliğinin kapısından içeri girmişler. Git git bir türlü eve varmıyorlar. Temel şaşkınlık içinde: "Uyy, amma da büyük çiftlik daaa!" Dursun gene hafifçe gülmüş. "Temel'im burası Amerika! Burada her birşey büyük!" Neyse, akşam olmuş, yemek salonuna geçmisler. Salonun ortasinda kocaman bir masa. Bir ucunda Temel bir ucunda Dursun. Temel Dursun'u taa uzaktan zor seçiyor. "Uyy!" diye bağırmış: "amma büyük masa, daa!" Dursun'un sesi gelmiş "Temel'im burası Amerika! Burada her birşey büyük!" Yemekten sonra Temel'in tuvalete gitmesi gerekmiş. Dursun: - "Temelim, alt kata in, soldan üçüncü kapı" diye tarif etmiş. Temel alt kata inmiş ama sol yerine sağdan üçüncü kapıya girmiş. Orası evin havuzunun oldugu yermiş. Heryer karanlık olduğu için Temel elektrik düğmesini ararken havuza düşmüş. Can havliyle bağırmaya başlamış: - "Sifonu çekmeyiiin!! Sifonu çekmeyiiin!"

 

  :) Bogaz Köbrüsü

 

     Temel bogazda tekneyle turist gezdiriyor, bir gün bir Amerikali'yi aliyor basliyorlar gezmeye... Turist falanca sarayi görüyor ..

  - "Bu ne kadar zamanda yapilmis diyor"

     Temel de: "5 yilda diye cevap veriyor"...

     Amerikali :

     - "Yazik bizde olsa 1 yil .." biraz sonra filan camiyi görüyor

   - "Bu ne kadar zamanda yapilmis" diye soruyor ..

     Temel de ....

     - " 2 yil" diye cevap veriyor ...

     Amerikali :

     - " Yazik be bizde olsa 3 ayda biterdi" diyor. Temel uyuz oluyor duruma..

     Biraz sonra bir tarihi yapi daha görüyorlar.. Yine soruyor turist..

     Temel..2 ay diyor, adam gene yazik be bizde olsa 1 haftada biter, diyor.

     Temel iyice deliriyor, tam o sirada bogaz koprusunun altina geliyor..

     Adam yukariyi göstererek bu köprü ne kadar zamanda yapildi diyor..

     Temel saskin saskin bakislarla kafasini kaldirip ..

     - "Hangisi ? Bu mu? Bilmem, bu dün burda yoktu .."

 

 

  UZAY VE TEMEL

 Nasa uzay üssünde yeni bir deneme yapılıyormuş. Gönüllü başvuranlar arasından Temel, astronot adayı olarak seçilmiş. Ön elemede oldukça sıkı testleri geçen Temel; 3 aylik ikinci bir eğitim ile iyi bir astronot olabilmiş. Beklenen an gelmiş ve Temel bir maymunla birlikte uzay mekiğine binerek havalanmış. Atmosfer aşıldıktan sonra Temel'in ilk işi; kendisine sıkı sıkıya söylenildiği gibi zarfları açıp maymunun ve kendisinin görev kartlarını okumak olmuş. Maymunun görevleri: "Yerküre ile bağlantıyı sürekli kontrol altında tutmak; her 2 saatte bir yörüngedeki sapmaları ayarlamak; füze içindeki hava basıncı, ısı, iletkenlik değerlerini aşağıya bildirmek; yakıt harcamasını ve motorların sırasını belirlemek..." diye devam ederken; okumaktan sıkılan Temel, kendi görev kartını açmış : "Maymunu iyi besle!"

   

SİNYAL

 Temel arabası ile Taksim Meydanında dönüp duruyordu. Aynı trafikçinin önünden beşinci defa geçerken, polis de merak etti ve Temel'i durdurup sordu: - Bir yeri mi arıyorsunuz? Niye meydanın etrafında dönüp duruyorsunuz? Temel: - Sol sinyal takıldı da..

   

:) ARABAM DIŞARIDA

 Temel kırtasiye'ye girmiş, tezgahtara :

     -Pana pir roman lazum, demiş.

     Kırtasiye tezgahtarı sormuş :

     -Efendim agır mı olsun hafif mi?

     Temel :

    -Farketmez, nasul olsa arabam dısarudadur.

   

:) ANLAMLI ANLAMLI

      Karadenizlinin biri hemşerisine anlatıyor :

     -Dün belediye otobüsüne bindim; yan koltuktaki adam bilet almamışım gibi bana anlamlı anlamlı baktı.

     -Sen ne yaptın?

     -Bende bilet almışım gibi anlamlı anlamlı ona baktım.

   

:) LAZ KOMANDOLAR

     Çogunlugunu lazlarin teskil ettigi komando bölügü 10 gündür ormanda, çamurda, aç susuz pislik içinde egitim yapmaktadir.

     11.nci gün komutan çavus Dursun'u çagirdi "çavus,10 gündür bölük gayet iyi bir performans gösterdi bizde onlari ödüllendirelim, bugün çamasir degistirebilirler artik.."

     "Basüstüne Komitanum."

     Dursun çavus bir heves kosarak bölügü toplar "sizlere çok sevinecegunuz bir haber cetirdum.. komitan izin verdi bugün erat çamasir degistirecek, siraya geçin degistirun.

     Temel sen Idrisle.....Ismail sen Kemalla.... Sadik sen Cemalla

   

:) GÜMRÜK

      Trabzonla Rize arasında bir zamanlar gümrük varmış. Temel hergün bisiklet ve önünde bir kum torbasıyla gümrükten geçermiş. Bir gün Gümrük Memuru bu durumdan kuşkulanmış. Temel'e

     - Dur. Ne geçiriyorsun gümrükten, demiş. Temel :

     - Kum, demiş.

     Memur kum torbasına elini sokmuş karıştırmış gerçekten sadece kum varmış torbada. Bu olaydan sonra Temel yıllarca gümrükten bisikletle önünde kum torbası olduğu halde geçmiş. Yıllar sonra Trabzonda bir kahvede Temelle Gümrük Memuru karşılaşmış.

     Gümrük Memuru :

     - Ula Temel artık emekli oldum sana bir şey yapamam gerçekten ne geçiriyordun gümrükten?, demiş.

     Temel:

     - Bisiklet, demiş

 

ASKER FIKRALARII

   :) MEHTERAN

     Bir gün Cennet'in kapıları şiddetle vurulmuş: - Güm Güm Güm !! İçeriden seslenmişler: - Kim o? Dışarıdan gök gürültüsü gibi bir ses: - Biz Istanbul'u fetheden Fatih'in yiğitleriyiz! İçeriden hoş geldiniz diyerek kapılar ardına kadar açılmış ve yiğitleri içeriye buyur etmişler. Her şey çok güzel gidiyormuş. Ta ki, 40 yıl geçinceye kadar. Bir gün kapılar yine şiddetle çalınmış: - Güm Güm Güm !!! İçeriden sormuşlar: - Kim o? Dışarıdan gök gürültüsü gibi bir ses: - Biz İstanbul'u fetheden Fatih'in yiğitleriyiz! İçeriden hemen cevaplamışlar: - Onlar 40 yıl önce geldi! Dışarıdan yine ses gelmiş: - Biz mehter takımıyız, ancak geldik!

    

   

AKILLI ER

      Bir albay, bir er, bir yasli kadin ve bir de genc kiz trende ayni kompartmanda yolculuk etmektedir. Tren bir tunele girip kompartman karardigi zaman, MUCUK bir öpücük sesi ve ardindan SIIRRRRAAAK ! diye bir tokat sesi duyulur. Tünelden ciktıktan sonra yasli kadin "Aferin genc kiza Nasil yapistirdi tokadi" diye düsünmekte ve kafasini sallamaktadir.

      Genc kiz da "Zevksiz herif bu morukta ne buldu ki , bi de öpmeye kalkti ama kadin da iyi yapistirdi " diye dusunmektedir.

      Albay ise "Ulan bizim esoglusu er, kizi öptü. Tokadi biz yedik" diye yanarken er de icinden soyle düsünmektedir:

      "Hehe. Aferin lan bana. elimi öpüp nasil yapistirdim tokadi albaya...

 

İZİN

  Zorunlu askerligini yapmakta olan genc babaannesine koli icerisinde bir el bombasi yollar, pimine yapistirdigi kagitta;

      -Babaannecigim, benim acilen izine gelmemi istiyorsan lutfen bu halkayi yerinden cekip cikar!...

   

   

:) İÇİNDENİK

   Kore'de Türk Tugayından iki Anadolulu asker biraz gezmek için firar ederler. Şehirde bir aşağı bir yukarı dolaşırken inzibat subayı bunları yakalar ve sorar: - "Hani sizin izin kağıtlarınız?" Erler subayı atlatırız umuduyla: - "Biz Amerikalıyız..." diye cevap verirler. Subay durumu anlar, ama hiç bozuntuya vermez: - "Amerika'nın neresindensiniz?" diye sorunca: - "İçindenik kumandanım!" diye yanıt verirler...

    

   

MEKTUP

 Akıl hastanesinde koğuşları gezen başhekim, bir delinin oturmuş, birşeyler yazdığını gördü: - "Kolay gelsin ne yazıyorsun?" - "Mektup yazıyorum efendim." - "Yaaa..Kime yazıyorsun?" - "Kendime.." - "Peki ne yazılı mektupta?" - "İlahi doktor bey, deli misiniz siz.. Mektubu daha almadım ki içinde ne yazdığını bileyim?"

 

:) YARIN KAÇAÇAĞIZ

 İki deli bir gün deliler hastanesinden kaçmışlar. Kimse bu delileri bulamamış. Doktorlar ümitlerini kestikleri an deliler çika gelmiş. Doktorlar hayretle "niye geldiniz?" demişler.. Deliler: - "Yarın kaçacağız da, onun provasını yaptık."!

  

    :) HAVAALANI

     Genç is adami uçaga binmek üzere havaalanina gelir ve bilet kontrolü yapilan masaya giderek, elindeki valizleri teslim eder

 Görevli; "Biletinizi alabilir miyim?" der.

    Adam biletini verir ve ekler; "Biletimden göreceginiz gibi New York'a gidiyorum. Ancak, verdigim yesil valizin Londra'ya, mavi olanin da Paris'e gitmesini istiyorum."

     Görevli kiz saskinlikla ; "Özür dilerim, ancak bunu yapmam mümkün degil".      Bunun üzerine genç adam; "Bunu duyduguma çok sevindim. Geçen sene yapmistinizda!"

   

   

:) BENİM KİM OLDUĞUMU BİLİYORMUSUN

 :) Benim kim olduğumu biliyor musun?

Üniversitenin büyük amfisinde 800 kisinin katildigi bir imtihan...

Süre iki saat... Profesör son derece sert ve sürenin esnetilmesine

     imkân yok.

     Cevaplari yetistiremeyen kaliyor. Bu yüzden bütün talebeler haril haril kâgit dolduruyorlar. Ama birisi agirdan gidiyor. Biraz düsünüyor biraz yaziyor.

     Hiç aceleci bir hâli yok.

     Derken süre doluyor. "Getirin kâgitlari çocuklar" diyor profesör ve herkes bitirebildigi kadariyla kâgidini getirip masanin üzerine koyuyor. Veren çikiyor, veren çikiyor, masanin üzerindeki kâgitlar birikiyor. Sinifta hiç talebe kalmiyor. Bir kisi hâriç. Bizim agirdan giden talebe hiç istifini bozmadan yazmaya devâm ediyor.

     Böylece biraz daha zaman geçtikten sonra, bizimki kalkip kürsüye gidiyor ve kâgidini bir sonraki ders için hazirliklarini tamamlamakta olan profesöre uzatiyor. Profesör kizarak:

     -Hayir! Çok geç kaldin. Artik senin kâgidini alamam...

     Bizimki ters ters bakiyor:

     -Sen benim kim oldugumu biliyor musun?

     -Yoo, aslinda bilmiyorum. Ne olacak?

     -Iyi öyleyse, diyor bizimki ve yigili duran imtihan kâgitlarinin bir kismini kaldiriyor ve araya kendi kâgidini koyup kâgitlari tekrar düzeltiyor. Sonra da:

    -Iyi günler hocam, deyip profesörün saskin bakislari arasinda yürüyüp gidiyor.

   

 

   

:) FELSEFE

 

 Renkli ki$iligiyle ün yapmi$ bir felsefe hocasi, yilin son sinavini yapmak uzere sinifa girmi$.. butun ogrenciler cok heyecanli, hepsi merakla sorulari bekliyolar, felsefe hocasi sinifa $oyle bi bakmi$, derken sandalyesini kaptigi gibi kürsünün uzerine koymu$..

    "I$TE 100 PUANLIK TEK SORU" demi$.. "BANA BU SANDALYENIN VAROLMADIGINI ISPAT EDIN"

     Herkes bir giri$mi$ yazmaya efendim hizli hizli yazanlar haril haril du$unenler derken, aralarindan biri kagida tek bi cumle yazmi$ sonra kalkmi$ hocasina vermi$, ve sinavi bitirip cikmi$....

     Sonuclar aciklandigi zaman bir bakmi$lar koca sinifta 100 uzerinden 100 alan tek ki$i var, o da sinavi 2 dakkada bitirip cikan cocuk..!!!

     Peki acaba cocuga 100 puan getiren o tek cumle neymi$????

     "HANGİ SANDALYE"!

   

:) REKLAM

 

Wilson adinda birinin bir çivi fabrikasi vardir ve reklama ihtiyaci vardir. Pazarlamaci bir arkadasi ile konusurken arkadasi "Wilson Çivileri"diye bir reklam ayarlayabilecegini ifade eder.

     "Bana bir hafta ver" der arkadasi, "sana bir kasetle dönecegim"

     Bir hafta sonra pazarlama uzmani wilsonu görmeye gelir. Kaseti videoya koyar ve çalistirir.

     Romali bir asker Isa'yi Çarmiha çivilemekle mesgul, Yüzünü kamereya çevirir ve "Wilson çivileri kullanin, onlar herseyi tasirlar" der.

     Wilson çilgina döner ve bagirir "Senin problemin ne? Bunu asla TVde göstermezler, sana ikinci bir sans veriyorum, ama kesinlikle Romalilarin Isa'yi çarmiha germesi gibi seyler istemiyorum"

     Ikinci hafta pazarlamaci elinde baska bir kasetle gelir, Yine kaseti videoya koyar ve çalistirir. Bu sefer kamera Romanin disindan merkeze dogru yakinlasir ve çarmiha asili Isa'nin önünde durur. Romali bir asker yukari bakar ve 'Wilson çivileri, herseyi tasir'.

     Wilson kendini tutar bu sefer. "Sen beni anlamiyorsun, Çarmihta bir Isa istemiyorum. Sana son sans veriyorum bir hafta içinde yayinlanabilecek bir reklamla gelmeni istiyorum"

     Bir hafta daha geçer. Wilson sabirsizca beklemektedir.

     Pazarlama uzmani yeni kasetiyle gelir. Saçlari uzamis, çiplak bir adam nefes nefese kosmaktadir. Bir düzine Romali askerde pesinden kovalamaktadir. Tepenin basina gelirler ve askerlerden biri kameralardan birine dönerek: 'Keske Wilson çivileri kullansaydik!'.

  

 :) SARISIN VE RULET

      Iki gazino krupyesi canlari sikkin, rulet masasi basinda musteri bekliyorlardi. Bu sirada cazibeli bir sarisin elinde USD 20.000 lik fisle masaya dogru yaklasti ve

     - "Pardon oynayabilir miyiz?" dedi. "Ben kendimi ciplak olursam daha sansli hissediyorum" diye ilave etti ve ustundekileri bir cirpida cikardi. Bu sirada da rulet ¿arki da cevrildi.

     - "Hadi bakalim, kazanacagiz, yeni elbiselere ihtiyacim var." dedi sarisin. Kisa bir aradan sonra bir ciglik duyuldu:

     - "Evet, evet kazandim, kazandim." Elbiselerini ve paralari toplayip gozden kayboldu.

     Krupiyeler birbirlerine bakakaldilar. Az sonra biri digerine sordu:

     - "Fislerini hangi numaraya koymustu ki?"

    - "Bilmiyorum, sen bakiyorsun diye dusunmustum."

   

 :) PROJE MÜDÜRÜ

      Turistin biri evcil hayvan dükkanına girer ve hayvanlara bakmaya başlar. Bu arada içeri diğer bir müşteri girer ve tezgahtara bir AutoCAD maymunu istediğini söyler. Tezgahtar hay hay der ve kafeslerden birine giderek bir maymun çıkarır. Maymunun tasmasını takarak müşteriye verir ve 5,000 $ der. Müşteri parayı öder ve maymununu alarak oradan çıkar.

     Şaşırmış olan turist tezgahtara giderek "Çok pahalı bir maymunmuş. Bunların çoğu bir kaç yüz dolar iken o neden o kadar pahalı?" diye sorar. Tezgahtar, "Oh, o maymun AutoCAD'i çok hızlı kullanır, hiç bir hata yapmaz, değerli bir maymundur" diye cevap verir.

     Turist diğer bir kafesteki maymuna bakar, " Vay bu daha da pahalıymış. O ne yapıyor?" diye sorar."Ha, o bir dizayn maymunudur. sistem dizayn edebilir, yerleşim projeleri yapar, çizimler yapar, spesifikasyonlar yazar, hatta bazı hesaplamaları dahi yapar. Hepsi de gerçekten faydalı şeylerdir" der tezgahtar.

     Turist etrafa biraz daha göz gezdirir ve tek başına bir kafeste bir maymun görür. Boynundaki etikette 50,000$ yazmaktadır. Soluk soluğa tezgahtara gider. "Ya şu ne yapıyor?" diye sorar. Tezgahtar cevap verir "Ha, onu gerçekte bir şey yaparken görmedim ama proje müdürü olduğunu söylüyor".

 

 :) KADIN - ERKEK

      Iki araba birbirlerine yaklasiyolardi... Birinin içinde bi adam digerinde bi kadin... Tam yanyana geldiklerinde adam cami açip kadina "DOMUZ!!!" diye bagirdı ve konusmasina devam edecekken kadin çok sinirlendi ve o da cami açip adama"HAYVAN!!!" diye cevap verdi...ve arabalar yollarina devam ettiler...

     Kadin tam viraji dönmüstü ki yolun ortasinda duran kocaman bir DOMUZ'a çarpti... Bu hikayeden çikarilacak sonuç :

     - kadinlar dinlemeyi bi ögrenebilseler...

  

 TEK BEN MİYİM

 Manevra varmış. Mehmet elde tüfek yerde yatıyormuş. Komutan gelip sormuş: -Düşman önden gelirse ne yaparsın? Mehmet cevaplamış. Şu yandan, bu yandan, arkadan gelirse diye; tekrar tekrar sormuş komutan. Mehmet bunları da cevaplamış. Komutan en sonunda: - "Ya düşman tepeden gelirse?" deyince; - "Bu memleketin tek askeri ben miyim komutanım?"

 

FİLLER ÜZERİNE TEZ

Her milletten öğrencilere hayvanlarla ilgili ödev vermişler ve ''Filler üzerine yazın'' demişler. Herkes birşey yazmış,
Çinliler : Fil pişirmenin bin yolu
Etiyoplalılar : Bir fille bin kişi nasıl doyar?
İngilizler : Safaride fil avlama teknikleri
Almanlar : Filler ve fillerin Alman dil ve kültürüne etkileri
İranlılar : Filler çarşafa nasıl sokulur?
Amerikalılar : Daha büyük ve görkemli fil nasıl yetiştirilir?
Japonlar : Daha küçük ve daha ucuz fil nasıl yetiştirilir?
Yahudiler : Filler en pahalı ve en kârlı nasıl satılır?
Brezilyalılar : Fillerle karnavalda samba yapma metodları
Ve Türkler : Ne olacak bu fillerin hali?

 

ER KİŞİ NİYETİNE..

Cenaze namazı kılınacağı sırada, müezzin
“-Er kişi niyetine” deyince yakından bir subay,
“-Hocam er değil, albaydı” diye bağırmış.
Sonra ne değişmiş dersiniz(?)

 

DOKTORA TEZİ VE DANIŞMAN...

Bir Tavşan önüne bir daktilo almış, tak tuk tak tuk birşeyler yazıyor.

Oradan geçen bir Tilki:

- Hey Tavşan, ne yazıyorsun?

- Doktora tezimi yazıyorum.

- Ha öyle mi, çok güzel, ne hakkında?

- Tavşanların Tilkileri nasıl yedikleri hakkında.

- Yok canım, olur mu öyle şey, hiç Tavşanlar Tilki yerler mi?

- Olur canım, gel istersen, sana ispat edeyim.

Beraberce Tavşanın yuvasına girerler. Biraz sonra Tavşan tek başına çıkar ve
yine daktilosunun başına geçer, tak tuk birşeyler yazmaya devam eder.

Daha sonra oradan geçen bir Kurt, Tavşanı görür.

- Hey Tavşan, ne yazıyorsun?

- Doktora tezimi.

- Ne hakkında?

- Tavşanların Kurtları yemesi hakkında.

- Yayınlamayı düşünmüyorsun herhalde, buna kim inanır?

- Gel istersen göstereyim...

Yine beraberce yuvaya girerler. Tavşan biraz sonra tek başına dışarı çıkar.

Tavşanın yuvasını merak mı ettini z? Manzara şudur:

Bir köşede Tilkinin kemikleri... Bir köşede Kurdun kemikleri... Diğer köşede ise TAVŞANIN DOKTORA DANIŞMANI ASLAN, kürdanla dişlerini temizliyor!

ANAFiKiR VE SONUÇ:

Doktora tezi yapmak için, tezin önemi yoktur.

Konunun da önemi yoktur.

Önemli olan, tez danışmanıdır.:)