İNSANLAR, SON ÇIKAN ANAYASAYA TABİ OLDUKLARI GİBİ, SON GÖNDERİLEN DİN VE HERKESE İNDİRİLMİŞ BOZULMAMIŞ HAK DİN OLAN İSLAMİYET'E KELİME-İ TEVHİT YADA KELİME-İ ŞEHADETİ DİL İLE SÖYLEYİP KALPLE KABUL İLE GİRERLER: Burada dikkat edilmesi gereken hak dinin tek oluşudur. İlk insana gönderilen din ile son peygamberin getidiği din aynı dindir. Tabi ki kuralları bulunulan devire göre namaz oruç vb. ritüellerinde çağa ve devre göre farklılık olma ihtimali olsa bile esasta öz aynıdır. Zaten Kuranı Kerimde İbrahim, Musa vb. müslüman yani islam diye tanımlaması bu barış ve tevhid dininin sürekliliğini bize göstermektedir.

 

Kelime-i tevhit: LAİLAHE İLLALLAH(ALLAH’TAN BAŞKA İLAH YOKTUR, ALLAH TEKTİR)

                         MUHAMMEDEN RASULULLAH(MUHAMMET ALLAH’IN PEYGAMBERİDİR)

 

 

Kelime-i şehadet: EŞHEDÜ ENLAİLAHE İLLALLAH(GÖZÜMLE GÖRÜYOR GİBİ İNANIYOR VE ŞAHİTLİK EDİYORUM Kİ ALLAH’TAN BAŞKA İLAH-"Lailahe" deki ilah yoktur anlamındaki "la" önce hali hazırdaki putları yıkmakla başlar. İnsanı hür kılar. Sonra "illa" ancak Allah vardır der. Yani arada büyüklük taslayan şeyh, put, hoca, peygamber, sünnilik, şialık, mezhepçilik, aracı, ruhban, tarikat, atatürk tarikatçısı, ideoloji tarikatçısı, ideoloji vb. hiç bir büyük ilahlık vb. noktalarda hiç bir put şirke, ortaklığa sokacak hiç bir şey yoktur.  - YOKTUR)

  Yani TABU yok. Hür düşünme ve özgür düşünme var. TEvhid insanı özgürleştirir, erdemleştirir. Aklını ve beynini şeyhine, ideolojisine vb. bırakmak yok. Aklına ve beynine ihanet etmek yok. Hür düşünmeye özgür düşünmeye hoş geldiniz var. Benim putum senin putunu döver anlayışı yok. Bana itaat peygambere itaattir demek yok. İnsanları dogmalaştırmak yok. Bu yolla Kuranın ve aklın süzgecini bıraktırmak yok. Çünkü Kuranı Kerim sadece o hacı hoca, imam vb. indirilmemiş başta her insana ve bireye indirilmiştir. Sen nerden bileceksin vb. diyenlere "Allah beni muhatap alıp bu Kuranı gönderdi" demelisiniz. Efendim Kuran arapça hadis ve de bensiz olmaz diyenlere "hadisler Türkçe mi?" demelisiniz.

Bazıları hadis deyince ya da kendi ideolojileri deyince hemen aklını durduruyorlar. Aynı şeyi uydurmalar içinde yapıyorlar. Bu doğru bir hareket değil. Kuran böyle bir inanç istemiyor. Kur'an "niçin akletmiyorsunuz, düşünmüyorsunuz, araştırmıyorsunuz, bakmıyorsunuz(efelâ yeğgilûn, efelâ tefekkerûn, efelâ tedebberûn)" diye binlerce ayet sonlarında işaretler verir, aklı olmayanın dini de olmaz der, araştırmaya sevk eder. Düşünmeden Kurana inanamazsınız. Bu Kurana zıttır. Akılla din, akılla bilim, bilimle gerçek din birbirine zıt olamaz, Hakikat ikisi birleştirilince ortaya çıkar. Akla mantığa uyan Kurana uyar. Uymayan Kurana da uymaz. Bilim "tekvin yani yaratma" sıfatını incelerek yaratanı gösterir, Vahiy  ise "kelam yani konuşma sıfatıyla yaratanı gösterir, yani birbirini desteklerler. Doğada Kuran gibi Yaratanın bir kitabıdır. Kuran evrenin kullanma kılavuzudur, kullanma kılavuzu ait olduğu makinaya ters düşmez.) Zaten islamiyet ise fıtrat(yaratılışa uygun) dinidir. Evrende doğada ne kadar akla, kalbe, vicdana yer varsa o kadar akla, kalbe, vicdana yer verir.

Şirk bütün pisliklerin hastalıkların, kötülüklerin temelidir. Zihin hür, vicdan hür vb. Hür düşünce..Kur'anda geçtiği gibi bütün kutsal ineklerin kesilmesidir. Yumurtasını alıyorum diye tavuğa tapılmaz, balını alıyorum diye arıya, sütünü alıyorum diye ineğe tapılmaz. Onlarda Allahın lütfuyla, ihsanıyladır. Militarist, baskıcı yapıları yıkma, hür olma. Hürüzdür, ve bunun için önce her türlü putlar yıkılmalıdır.  Hiç bir şey ibadet edilecek derecede putlaştıramazsın. Çünkü mahlukiyet noktasında her şey eşittir. Peygamberin arkadaşları anlamına gelen sahabe yani arkadaşlar reaya değildi sadece arkadaştı. Tarikat müridi, beynini sersemleştirmiş bir insana tapanlar değildi. Yeri geldiğinde aklı hür olarak itiraz ederler ve sözün en iyisine uyarlardı. Hatta dışarıdan gelen roma, sasani elçisi "hanginiz muhammed" diye sorar arkadaşları arasında onu tanıyamazlardı bile. Yani o kadar o insanlar arasında tevazu içindeydi ki gelenler onu tanıyamazdı bile. Birde şimdiki durumlara dini lider ve şeyhlere bir bakın....Şirk koşmak sadece putlar vb. ile olmaz etten kemikten olanları da büyütürseniz, onlarada taparsanız şirke girmiş olursunuz. İslam dünyasının zilleti bu mantıktan gelir. Unutmayın "Mekke müşrikleri de biz şirk yapmıyoruz onları vesile yapıyoruz" diyorlardı. Kendilerini tek tanrıcı diyorlardı. Kurana rakip hadisler, sünnetler, tapılacak insanlar üretilmemelidir.

Örneğin Miraçtaki sanki peygamberin elli rekatı aşağılara yani beş vakte çekerek insanları Allahtan kurtarması haşa. Ya da yüzbin haşa Allah insanların elli rekatte zorlanacağını anlamıyor tövbe tövbe ayrıca diğer şeyhler, müceddidler vb. leride insanları sanki haşa Allah’ın elinden kurtarıcı gibi göstermeleri özden uzaklaşma ve sonsuz rahmet sahibine en büyük hakaret değil de nedir? Bu gibi uydurma saçmalığına fotografı bile günah deyip eski dini yayınlarda fotoları gizli de olsa bir çizik ile kesmeleri saçmalığı, halbuki Allah’tan başka helal ve haram kılma yetkisi olmamasına rağmen binlerce şey eklenmiş ve İslam’ın özünden uzaklaşılmıştır.

Tevhid özgürlük ve hürriyet demektir. Delilsiz inanmaz. Onlardan faydalanıp ilmini alabilirsin. Ama ilmini aldığını büyütüp tapamazsın. Beynini durdurup onların hikayelerini kayıtsız şartsız kabul edemezsin. Eskilerinde iyilerini alacaksın. Fakat kötülerini eleştirip değiştirebileceksin. Bu islamın ana prensibidir. Bu nedenle islamın mücadele ettiklerini uydurma hadislerle sonradan kendinin müslüman olduğunu iddia eden munafıklar islam içine yerleştirme çalışması yapmışlar ve bunda da baya başarılı olmuşlardır. Bu nedenle İslamın özünde iyi olan her mükemmellik bu özden uzaklaştırılmış İslamın içine konulmuş ve İslam özünden uzaklaştırılmıştır. Mücadele ettiği ve kaldırdığı bütün pislikleri bu yolla içine koymuşlardır. Kuran öldürmeyi kesin yasaklamasına rağmen adamlar hani o çok meşhur mızraklı ilmihalde bile İmamı yusufu anlatırken "kabak sevmem" diyen birini hemen mürted ilan edip öldürmeye kellesini vurmaya kalkmasını bile görüyoruz. Güya bu yolla imamı yusufu yüceltiyorlar:) Mürted ilan etme yoluyla kendi siyasi fikirlerine zıt olan herkesi öldürüp malına vb. el bile koyabiliyorlar. Hadislerle ayetleri bile neshetmişlerdir. Dini kullanan coğrafyalarda din savaş sebebi olmaya başlıyor. Fakat çin gibi dini kullanma kültürü olmayan ülkeler de ise bu olmuyor.

Zaten Kuranda hadis kelimesi Kuran dışında hiç iyi anlamda kullanılmaz. Kur'an yeter der. Sahih hadislerin sayılarında bile ciddi ihtilaf vardır. Çünkü peygamber ve 4 halife döneminde hadis yazmak yasaktı. Hz. peygamberden 230 yıl sonra toplanmıştır. Kur'an arapça anlaşılmaz diyenlere hadisler türkçe mi diye sormak gerek. Hadisleri niye uydurmuşlar:
Reklamcılık, insanları daha fazla ibadete teşvik etmek için, mezheplerini savunmak için, krallarını övmek için, mehdilikle ilgili hadisler, hurmayı satmak için, insanlara zulmetmek için, kızdıkları bazı hayvanları cezalandırmak için, ısırılmıştır köpek tarafından ya da komşusunun hayvanını kıskanmıştır, komşusunun nesini kıskanıyorsa onunla ilgi bir şeyi haram edecektir, sevmediği şeyleri haram kılmak için, resim ve müzik yasağı gibi, felan filan. Mezheplerde dümbelek izni var, ama gitar haram. Çünkü dümbelek Arapların:) Farisilerin müzik aletleri ise haram. Çünkü Allah haşa arap Allahıydı:) Aynı şekilde eski farisilerin çarşaf giyimide yine bunlar tarafından yani farisiler tarafından desteklendi. Yani aynı kıyımı her İslama giren millet kendi kültürlerini İslam olarak yeni bir versiyonla yerleştirdi. Örneğin biz "salat, savm, açıklaması olarak namaz, oruç vb. diyoruz. Halbuki o kelimeler yani namaz oruç vb. kelimeleri farisi yani iran kelimeleridir. Bunun gibi diğer milletlerinde etkisini unutmayalım. Galiba biz Türkler kendimize çevirmemişiz belkide ama biz de islamın içine eski şaman adetlerini yerleştirmişiz. Örneğin 7 si 40 ı 54 ü ve çaput bağlamak vb. gibi. Ayrıca biz araplaşmayı onlar gibi giyinmeyi vb. İslam olarak algılamamız gibi sanmalarada gelmişiz.

Aynı hadis kitaplarında bu uydurmaların zıtlarını çelişkilerini, doğrularını da bulabilirsiniz ama insanlar tarihte bu uydurmaları kullanmışlar Musa, İsa büyütmelerinin yerine Muhammet koydurmuşlar peşinden kendi liderlerini, hocalarını vb. putlaştırmışlar maalesef peygamberin mücadele ettiklerini bu yolla yerleştirmişlerdir. Peygamber önce abd sonra resuldür ve Muhammed çokça hamdeden, öven yani Allah'ı öven anlamındadır. Kendi soyuna sopuna maddi manevi hiç bir torpil geçmemiştir. Kızına "baban peygamber diye güvenme seni ben de kurtaramam" Kutsi hadis uydurmalarıyla. İşte daha sonraları "alimler peygamberin varisidir" diyerek kendilerini araya yerleştirenlerden İslamın özüne zarar verecek derecede bu din çok çekmiştir.

Ayetlere kasten yanlış manalar vermişler ya da kendi uydurdukları hadislere uydurmak için yanlış anlamlandırmışlardır. Örneğin: "Darebe" Kuranın her yerinde kısa süreli ayrılık anlamına gelirken kadınlara gelince dayak olarak çevrilmiştir. Halbuki hz. peygamber Aişe validemizdeki "ifk: iftira" hadisesinde hiç dövmemiş onu sadece kısa süreliğine babasının yanına göndermiştir. Ya da hiç eşlerini dövmemiştir. Allahın böyle bir emri olsaydı zaten önce peygamber uygulardı. Fakat kadınları aşağılama kültürüne geri dönmek isteyenler kadınları aşağılayan hadisler uydurarak o cahiliye günlerine döndürmüşlerdir. İslam o dönemde kadın erkek eşitliğini kurmuş ve kadın haklarına inanılmaz katkılar sağlamıştır. Bu gün ise bütün bu uydurmalar nedeniyle cahiliye devri gibi kadını aşağılamış, dışarı çıkması, araba kullanması yasaklama vb. uygulamalarla günümüzde kadın haklarına hiç bir katkısı olmamakla kalmamış, kadın düşmanı haline mezhep yorumlarıyla getirmiştir. 1400 yıl öncesinde kadın haklarına katkıları olan dini bu gün kadın haklarına hiç bir katkısı olmayan hale getirmiştir. Şimdi bu yorumculara soralım Kadınlara ne hak getiriyorsunuz yani bu gün için? O dönemde deveye binen Aişe validemiz varken hatta komutan olurken sen bu gün ne hakla araba kullanmasını yasaklarsın? vb. Kur'an açıkca kadın erkek arasında, bütün insanlar arasında eşitliği emrederken siyasi vb. nedenlerle diğer ırklarında müslüman olmaya başlamasıyla "Cennet dili arapçadır" "liderlik kureyştendir" vb. hadislerle araplara üstünlük verilmiş sonradan müslüman olduklarını gördükleri kavimlere üstünlük taslanmıştır. Seçim ortadan kaldırarak emevilerle saltanat başladı. Müminler birbirinin ancak kardeşidir diyeceğimize ancak müminler birbirinin kardeşidir.  Diye mealleri bile kendilerine çarpıtmışlar.

Cihat iyilik için cehdetmekten gayret etmekten gelirken yani iyilik ve gerçekler için çalışmakken sadece beş anlamından bir tek anlama indirgemeleridir. Size savaş açarlarsa savaş açın vb. manasını cımbızla alarak genelleştiriliyor. Halbuki o ayetlerin başına ve sonuna bakıldığında hiç alakası olmayan manalar verildiği gündüz gibi görülmektedir. Kasten adam öldürmede ki devletin eliyle olan kısas ise günümüzde amerika vb. her yerde uygulanmaktadır. Ayrıca affı ve diyeti tavsiye etmiştir. Bu konu farklıdır. Fakat maalesef bir çok mezhepte ise Kurana ters düşen öldürme emirleri vardır. Size saldırınca olayın "öldürmeyin" emriyle çatışmaması için "savaşta aşırı gitmeyin prensibiyle, zaten haklıysanız savaşıyorsunuz, barışçı olun" bu eksikliği gidermiştir Kur'an-ı Kerim. Yoksa adamlar sana savaş açıp, seni öldürürmeye gelirken ben onları öldürmeyecekmiyim çelişkisi bu şekilde net olarak giderilmiştir. Karşı taraf savaşı başlattığında manası, savaş sırasındaki manası vb. gözden kasten çıkarılmıştır. Normalde Kuran herkesi iyilikle islama çağır diyor. Zaten medine döneminde peygamber oranın yöneticisiydi ve yönetimi altında herkes(yahudi, dinsiz, müşrik vb.) vardı. Ve hatta hepsi isteyerek peygamberin yönetici olmasını isterdi. Federal laik bir devlet gibiydi. Günümüzde hangi müslümanın, mezhebin, cemaat liderinin yönetici olmasını isteriz. Yazık ya nereden nereye gelmişiz. Yani Kuran adalet diyor, hak yemeyin vb. diyor. Savaş esirleri içinse "köleleştirin demiyor Muhammed suresi 4. ayet onları ya fideye karşılığı bırakın, ya da serbest bırakın" diyor. Tabi hali hazırdaki fakirliği bitirmek için önlem aldığı gibi..Merhale merhale kölelikle bitirmek için mücadele etmiştir(Nur 33, Muhammed 4, enfal 68 ). Çünkü Kuran geldiğinde bunları hali hazırda bulmuştur kendisi getirmemiştir. Aynı içkiyi merhale merhale kaldırdığı gibi. Önce "zararı faydasından çok daha fazladır, sonra namaza sarhoşken yaklaşmayın, sonrasında fal ile birlikte yasaklanması" gibi..Kadınla ilgili ise bu kadar erkek kölesi yapılması acaba tefsirleri erkelerin yazmasından olabilir mi:) Yolcuya yani müslümanlara kızıp, yola yani islama küsme:) Zaten sahabe döneminden sonra Kur'anı Kuran ile açıklama metodu unutulması bu problemlerin ve yanlış algılamaların temelini oluşturmuştur.

Sahabe "arkadaş" demektir. Allahtan başkasını büyütmemeyi ders veren peygamber kendine sadece arkadaşlık vermiştir. Büyüklüğü sadece Rabbimize ait sıfat olduğunun üstünü çizmiştir. Kuranda "çobanımız, reaya vb." demeyin diyor. Akledin, sorgulayın diyor mukallid taklitçi, mürit olun demiyor. Her türlü pislik israiliyat(sonradan müslüman olan yahudi, hiristiyanlar alimlerinin müslüman olduklarında bilgilerini islam olarak aktarması.  Çünkü onlar müslüman olduklarında eski ilimleri yok olmadı, islama büründü.) ve hadis külliyatı yoluyla İslamın içine sokulmuştur. Hatta Kuran-ı Kerimdeki bir çok kıssalar-Firavun ve ondan kaçan Musa peygamber, Süleyman ve karınca ki buradaki karınca belli kavimlerin simgesiydi, mısırlıların hiyeroglif yazılarındaki temsili milletler gibi- bunların yorumlarıyla gerçek dışı hale ve anlama getirilmiştir.

    Ayrıca bence sanıldığı gibi inanç somuttan soyuta gitmedi. Soyuttan somuta gitti. İnsanlara inancı peygamberler getirdiğinde inançlarını somutlaştırmak istediler. Yapıları gereği bunu hep yaparlar. İsa peygamberde bu azizliğe uğrayıp sonraları tanrılaştırılmadı mı? Temsili putlarla temsil ettiler.  Böylece putperestlik doğdu. Başlangıçta "biz putlara tapmıyoruz, o sadece yaratanla aramızdaki bağ" dediler. Tabi zamanla bu da unutularak inanç soyuttan somuta gitmiş oldu. Ya da önem verdikleri şahısları unutturmamak için temsili putlar nesiller sonrasında aracı ve vesileler unutuldu putperestliğe döndü. Mekke deki aracı olarak tapınılan 4 putta da aynı olay gerçekleşmiştir. Lat, menat ve uzza zamanlarının büyükleridir. Önce hürmet olsun diye putları dikilmiş sonrasında ise tapınılmıştır. Ancak insanoğlunun en tehlikeli handikabı şeytanın çok üzerinde durduğu şeydir bu “İnsanı tanrılaştırmak, tanrıyı insanlaştırmaktır.” Kuran’da ihlas suresiyle bu konu belirtilmiştir. Her dinde tek tanrılı dinlerde bile hatta bugün bile Yahudilik, hiristiyanlık ve Müslümanlık ta bile bir şekilde tarikat, cemaat liderlerine vb. tanrısal insanlar ya da özler bulaştırılarak hak yol içinde bile bu hastalıklar görülmektedir. Kişisel gelişim vb. denilerek bile sen içindeki devi tanrı parçasını uyandıra vb. varıncaya kadar gidebilmekteler Olay baştan beri yani insanlık kuruldu kurulalı tek ilahçılıkla yani “hanifçilikle” ve karşısındaki “sabilik” mücadelesidir. Son yüzyıllarda ise birbirinin içlerine girerek sapıklığa yol açmaktadır. “HANİFLİK ve ŞEYTANİ KOMPLO SABİİLİK” 

Ancak insanoğlunun en tehlikeli handikabı şeytanın çok üzerinde durduğu şeydir bu “İnsanı tanrılaştırmak, tanrıyı insanlaştırmaktır.” Kuran’da ihlas suresiyle bu konu belirtilmiştir. Her dinde tek tanrılı dinlerde bile hatta bugün bile Yahudilik, hiristiyanlık ve Müslümanlık ta bile bir şekilde tarikat, cemaat liderlerine vb. tanrısal insanlar ya da özler bulaştırılarak hak yol içinde bile bu hastalıklar görülmektedir. Belki o zatlar öyle dememişlerdir ama zamanla ilahlaştırılmışlardır. Aynı Hz. İsa, hiristiyanlıktaki azizler, Paulus vb. gibi...Eğer Kuran İsa peygamberin peygamber olduğunu dememiş olsaydı biz belki onu suçlayacaktık. Bu alimler ve evliyalarda zamanla ilahlaştırılıyorlar yoksa kendileri masum olabilirler.. Kişisel gelişim vb. denilerek bile sen içindeki devi tanrı parçasını uyandıra vb. varıncaya kadar gidebilmekteler Olay baştan beri yani insanlık kuruldu kurulalı tek ilahçılıkla yani “hanifçilikle” ve karşısındaki “sabilik” mücadelesidir.  Son yüzyıllarda ise birbirinin içlerine girerek sapıklığa yol açmaktadır. “HANİFLİK ve ŞEYTANİ KOMPLO SABİİLİK” Haniflik tarihin ancak ya da son olarak gidebildiği İbrahim peygamber hanif di. Yine peygamber zamanında Ebu bekir vb. leride hanifti. Aslında asıl hak din bu noktada tek dindir. Yani bir tanedir. Tabi kurallar kavim kavim ya da zaman zaman hikmete binaen değiştirilmiştir ama inanç esasları olarak tek din vardır. Zamanla tahrif olmuşlardır. Bir de zamanla kendi kültürleri de dinden destek alınarak, dinselleştirilerek yani kültürlerini yaşantılarını dinle destekleyerek törelerini, kültürlerini din yapma hastalığı da çok önemli rol oynamaktadır.

SAPMANIN ÖNCELİKLE NEDENİ, İLÂHİ BİLGİNİN KAYNAĞININ , KİŞİLERİN GÖRÜŞ İNSİYATİFİNE İNDİRGENMESİDİR. AYRICA KÜLTÜRLERE ALET EDİLMESİDİR. OYSA Kİ KUR-AN' IN BİLGİSİ, TÜM ÇAĞLARA, İNSANLARA IŞIK TUTACAK ŞEKİLDE, RABBİMİZ TARAFINDAN BELİRLENMİŞTİR.
HER İNSAN VE TOPLUM, ANCAK KUR-AN'A UYDUĞU ORANDA ONDAN FAYDALANACAKTIR.
Bağnazlıkla cehalet yan yana gelince dinde bu şekilde bağnazca ve cehaletce yorumlanınca işte her sorun burada..

(-Bir örnek: Yahudilerin kesilecek inek hakkında aşırı sorularla yaptığı gibi-) RİTÜELLER çoğaltılarak ya da abartılarak namazda, abdestte, duada, kıraatta vb. İnsanları bu yolla bir çeşit islamda olmaması gereken ruhban sınıfı çıkarılıyor. Bu ruhbanlarda dini bir kaç noktaya takıntı hale getiren, dini darlık:) denilerek, takva denilerek haram olmayan şeyler haram ilan edilerek-halbuki Allahtan başka kimse helali haram haramı helal yapamazken-kadına ve  başörtüsüne takan, koltuk altı kıllarına takan, müziği bile haram kılan, sakala takan-traş olmaya şirk diyebilen-, hz. peygamberin dönemiyle sonraki dönem arasındaki uygulama farkını anlamayan, ahlak boyutunu unutturan bir hale getirebiliyorlar. Namaz peygamber döneminde cemli olarak kılınabilirken ayrıca sabah, öyle, ikindi, akşam-bir rekat ya da üç-, yatsı iki sadece iki rekat iken insanların eklemeleriyle kolaylık iken zorluk haline getirilmiştir. Gerçi günümüzde de peygamber dönemi gibi kılan ve uygulayanlarda yok değildir. Mekke döneminden Medine dönemi sonlarına kadar-14 sene- iki rekat kılmıştır peygamber sonraları dört rekat müekked sünnet olandır. O da kendisi kıldığında. Fakat dinin içine olmayan namazlar nafileler-hatta onlarca isimlendirilerek- farz gibi eklenmiştir. Halbuki peygamber iki rekatlık namazları dört rekate o da şahsi olarak kendisi için kılmak ve bu zorluklara ümmeti girmesin diye kendisinin şahsi ibadet yapmalarını gizlemeye çalışmıştır. Hatta Hz. ömer zamanında ikindiyi arttıranları dövdürdüğü bile tarihte bilinmektedir. Yanlış anlaşılmasın isteyen Allah için sonsuza kadar nafile namaz kılabilir burada eleştirilen eklemeleri farz yani Allahın emri gibi artırarak dinin özünden uzaklaştırma çalışmalarına eleştiriyoruz. Hz. Peygamberden iki yüz elli yıl sonra toparlanan hadislerle ve aralarına sızmış uydurma hadislerle, hadis çöplüğüyle ya da sünnilik, şia, mezhep vb. leriyle insanların beyinleri devre dışı bırakılarak onlara itaat etmemeyi ya da aklı kullanmayı inançsızlık vb. diye tehditlerle kendi hakimiyetini kuruyorlar. Dini işkence aletine çeviriyorlar, hatta namazı, abdesti vb. o kadar zorlaştırıyor ve eklemeler yapıyorlar beşerin bulaşık eli karıştığından, pis burunlarını his ve heveslerini görüşlerini desteklemek için soktuklarından işkence haline getiriyorlar. Halbuki rabbimiz kolaylıktan başka bir şey getirmezken. İndirilen dinden kendi uydurulan dinlerini dayatıyorlar. Dolayısıyla birer put gibi oluyorlar. Bu yolla din dogmaları, düşünemeyen, sorgulamayan, teslimiyetle aptallaşan insan tipleri oluşturularak iyi insanlar bile kötü insan haline getirilebilmektedir. Diğer ideolojiler gibi gücü eline geçirinceye kadar iyi insan olurlar. Daha sonra liderinin yeşil düğmeden kırmızı düğmeye basmasıyla kötü insan zalim insan oluverir. Bunun nedeni Allahtan başkalarına kul olmaları, beyinlerine ihanet etmeleri vb. Kendilerine uymayanları mürted vb. ilan edip o insanlar eliyle öldürülebiliyorlar. Ayetlere de kasten yanlış manalar verilerek islamın mücadele ettiklerini islam içine katabiliyorlar. Zaten iftiralarla bile dine saldıran dinsizlerinde malzemeleri buradan çıkıyor. Nâsih ve mensuh uydurmasıyla bütün barışçı ayetleri iptal edebiliyorlar islamı bile savaş dini haline getirebiliyorlar. Çünkü direk karşı çıkamıyorlardı. İbrahim peygamberin babası dinini oğluna dayatmaya çalıştı. Dayatma yapan yanlış yapar İbrahim gibiler ise dayatma yapmaz. Sadece hakikatin peşinde koşar. Bir başka örnek daha "yok kadın erkeklerle oturup yemek yiyemez, gülemez millet içinde, sesini duyuramaz. Kadınlarla konuşmak günah vb. Yahu Kuranda erkek kılığında gelenlerle İbrahim peygamberin eşi beraber yemek yiyor, kahkaha atarak gülüyor, vb. Yine Kur'anda "güzellikleri dikatini çekse bile, hoşlansan bile yani çarşafın içindeki kadının mı güzelliği dikkatini çekecek:)" Sakın Kuran okumayın bizi dinleyin ayaklarına girmiş oluyorlar. Unutmayın bir helali takva denilerek haram yapanlar daha değişik nedenlerle onlarcasını ekleyebilir. Bu yollu bazen samimi olarak dengesizliğinden bazen de işine geldiği noktada sahtekarlığından yapabilir. Dolayısıyla din ritüelleri artırılarak kendilerini araya yerleştirmişte hatta putlaştırmışta oluyorlar. Bir kısmı da değişik yollarla din tüccarı, mukallit yani eskilerin taklitçisi oluyor.  Yani ilk çağlardan beri her tarihte ve milletlerde, amerika vb. olduğu gibi..

Ne komiktir ki uydurma hadislerdeki hükümlerin tersini söyleyen aynı kitaplardaki hadisleri ise hiç görmüyorlar:) Örneğin peygambere namaz kılmıyor diye şikayet eden bir kadını peygamber "o adamı dövün felan demiyor" Neyse yüzlerce örnek yazılabilinir. Ayrıca mezhebini dinleştirme ve paket program gibi her imamın mezhebin vb. demelerini mutlak doğru kabul etmek en büyük yanlışlıktır. Şunu unutmayın imamı azamın talebeleri onunla aynı fikirde değiller ve çatır çatır tartışmışlar. Zaten mezhep kuruyorum diye yola çıkmamışlar. Zaten ebu hanife hadisleri bile kabul etmeyen biri..Hatta Buhari bunun için ve sadece aklı esas aldığı için "ümmetin en şerlisi" demiş. Biz de fıkıh, iman vb. her konuda otorite kabul etmek imana terstir. Bu mezhepçi vb. mantık islam içinde bile savaşa sebep oluyor. Hocaları vb. lerini fikirlerini alıp tartışabilin. Önemli olan Kuran ve akıl süzgeci değil midir? Tek etiket Müslümanlık..Allah kime ne kadar imkan verdiyse o kadar soru sorar..İnsan mezhepli olabilir ama mezhepçi olamaz. Tek hak benim mezhebim deyince ipler kopar. Bir ayrıca daha hz. peygamber "salı günü kuzu sarması yiyelim bir de yürüyüşe çıkalım" dediğinde salı günü kuzu yemek ve yürüyüş yapmak sünnettir diye algılayanlar bile var:I) Ya da o zaman savaş kılıçlaydı sünnet kılıç bomba yoktu:) Yani diş temizlemek sünnet olabilir ama illa misvak değildir. Amaç 1500 yıl önce diş temizliği dersi olmalıdır. vb.

Dini kendi malı görenler her zaman uydururlar. Fakat dini Allah ın olarak görenler ise uyduramazlar Allah ın emaneti olarak görürler. Takva diye, daha iyiye yönlendiriyorum diye uyduruk hadislerle hikayelerle, olmadı evliya hikayeleriyle kendi görüşlerini –insanları etkilemek için- kullanırlar uydururlar dini din olmaktan ve özünden çıkarırlar. Halbuki Allah tan başak kimse buna yetkili olamaz.

Bunun için Said Nursi’nin saat örneğini hatırlatayım. Bir saati inceleyen  kişi onun salise çarkının önemini kavrıyor. Ve sonra diyor ki bu kadar önemli bir çark neden bu kadar küçük diyerek onu büyütmeye başlıyor. İşte tehlike burada başlıyor ve saat saat olmaktan çıkıyor. Bir de takva denilerek eklemelerin yapılması da aynı şekilde dini din olmaktan çıkarıyor. Peygamberimiz kumlarda namaz kılabilirken bizimkiler maşallah seccade üstüne seccade çorabın üstüne mes ekle ekleyebilirsen….Sonrada dinimizi hiristiyanlar gibi ritüeller çoğaltarak kendilerini ruhban haline getiren din adamları..olmadı hiristiyandaki papazlar gibi insanları kurtaran şia ve Sünni lerdeki hazretler vb…

Burada ölçü size Kuranı gösterenlerin araya kendini koymayanları ve kendini aradan çekenleri maddi manevi kullanmayanları dikkate alabiliriz. Yoksa araya kendini yerleştirenleri-aziz, papaz vb.- asla..Zaten bu teslimiyetle İslam dünyasında ilerleme durmuş, gelişim durmuştur. İslamın mücadele ettiği dogma haline gelmiştir. Bundan sonra ise İslamın ve peygamberin mücadele ettiği ne varsa cehalet, recm(hatta maymunlara bile uydurmalarla recm yaptırmışlar), büyük bilir, kadın düşmanlığı(özellikle hep erkekler tefsir, meal vb. yazdıklarından çoğunlukla ona göre hep erkek lehine uydurmalar ve yöneltmeler yapılmıştır), kölecilik, cariyecilik, öldürme, padişahlığın kardeş katli, üstün hanedanlık, barışcı olma yerine savaşçı olma, eleştirenleri işkencelerle öldüren ve öldürten peygamber tasavvuru, ahlaksızlık, rontgencilik, sex manyağı bir peygamber, şefaatle vb. İsa peygamber gibi peygamberi ilah gibi büyütme, cinsi sapıklık, pedofil, diktatörlük, akılsızlık, kadınları aşağılama, kendi ırklarını ya da peygamberin soyunu üstün ve hatasız gösterme vb. islamın içine sokulmuştur. Bunu uydurma hadislerle vb. yollarla yapmışlardır. Fakat aynı sahtekarlar hiç sünnet diye kara köpek avlamaya, kertenkele avlamaya gitmez, ya da dokuz yaşlarındaki kızlarını sahtekarlar sünnet diye 40 yaşındaki hacılara vermez. Sahtekarlar bu pislikleri sadece zayıf, aciz insanlara uygular sadece onların ellerini hırsızlık yaptılar diye keserler..Halbuki Kuran el kesmeyi hırsızlığa engel olun anlamında kullanmasına rağmen çarpıtırlar. Peygamber sadece dul, garibanlarla evlenmesine bunun nedeni yeni Müslüman olan milletlere, kabilelere düşmanlığın kesilmesi için vb. nedenleri olmasına rağmen. Kendilerine gelince çok evliliğe bahane bulmaları ve cariyelik yoluyla yine islamın mücadele ettiği köleliği, kadınları kullanmayı geri getirmelerini görmemiz gerek.. Aslında bu hurafelerle bu sapıklıkla ciddi manada mücadele edilerek -ki ateizm ile mücadeleden daha mühimdir, ayrıca ateistlerin çoğu bu sapkınlıklar nedeniyle ateist olmaktadır- ortadan kaldırılmalıdır. Yok kadın erkeğin kemiğinden yaratıldı, erkeğin rızasını almayan kadın cehennemlik vb. israiliyatlarla da mücadele etmek küfürle mücadele etmenin önemini kavramalıyız. Zaten yalancılık, iftiradan ibaret olan küfür ve inkar bu uyduruk iftiralardan ibaret olan malzemeleri kullanmakta ve dinsizliğe delil olarak sunmaktadır. Halbuki insanı başta aklını, kalbini, ruhunu ve mahiyetini imandan başka bir şey doyurmaz. Yani tesadüflere bağlanan inkar insan için doyurucu tatmin edici değildir. İnsan günahlarda bile, bir atomada bile, en kuytu bir köşedeki bir çiçekte bile hatta bir mikroorganizmada bile tesadüf safsatasını yıkarak yaratanı bulmasına yetecek delilleri görür.

Kur'anda Firavun politik sömürüyü, Karun emek, mal ve mülk sömürüsünü, Haman siyasi ve ekonomik sömürüyü askeri güç olarak gerekirse zorla yaptıran gücü, 4. olarak fravunun sihirbazları gibi propoganda gücü, afyonlama ile sömürünün devamı için insanların kandırılması ve insanların onaylaması. Bu dört güç insanları ıvır zıvır ile dinin asıl emirlerinden uzaklaştırırlar. Bu dört güç çoğu zaman el birliğiyle bu aldatmaları götürmektedir. İşin garibi açlıktan nefesi kokanların bankaları savunması, ya da zenginleri savunması vb. gariplikler..:) Kölelerin efendilerini savunması vb. Bu nedenle beyin yamyamları yoluyla Kur'an ineği kesin emrini vererek kutsallarını yıktırıyor. Yani tek rabbinizi bilin onu kullanarak hürriyetinizi ele alanları bitirin diyor..Zaten hürriyet giderse zihinler giderse, taklitçi ve hür düşünemez olursa o bireylerden icat ilerleme vb. çıkmaz.

 

Tanrı, iradesini hakim kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır; yeryüzündeki kötü insanlar ise kendi iradelerini hakim kılmak için Tanrı'yı kullanırlar.

Giordano Bruno

 

Günümüzde bile 30 yıllık araştırma yapıp Bediüzzaman seyyittü kürt değildi demek için uğraıyorlar. Halbuki kürt olsa ne olur, türk olsa, ya da seyyit olsa. İslam ırkçılığı haram kılmadı mı? Yani asıl islam ruhundan uzaklaşmak budur. Sırf tıraş oluyor sakal bırakmıyor vb. maddelerle hatta kabak sevmiyor vb. bahanelerle önce insanları mürted ilan edip öldürme fetvaları verebilecek derecede cehaleti din olarak algılayabiliyorlar. Siyasete din alet edilip muhalifleri öldürme aracı da yapıp hak dinin ruhuna tamamen ters bir yapıya bürünebiliyorlar. NEzaket dinini kılla uğraşan, yatak odalarını dikizleyen, idrarla uğraşan vb. bir cehalet halini aldırıyorlar. 1400 yüz yıl öncesi diş temizliği dersi veren misvağı bile herkesin içinde dişlerini göstere iğrenç hale getirerek nezaketten uzaklaşabiliyorlar.  Bu gün afganistan vb. ülkelerdeki durumları görebiliyoruz. Yanlış yorumlamalarla kadın dışlanıyor mücahit dediklerimiz pedofil derecesinde kız çocuklarıyla evlendirilebilmeyi bile dine mal edebiliyorlar. Bu aklı devreden çıkararak cahil bir toplum haline farketmeden getiriliebiliyorlar. İslam dünyası bu dogmalarla geri kalmaya başlamıştır. Evreni oku diye emreden islam, hazenferi öldürmüş hatta bir çok aklını kullanan dünyaya yön veren bilim ve ilim adamlarının kaçmalarına neden olan yobazlığı takva adı altında islamdan göstermişlerdir. Halbuki İslam bunlarla mücadele etmiştir. (Kur'an merkezli, şahıslara bağlı olmayan yani tapılmayan, kendini hiç sayıp aradan çekenler, gerçeğin ve hakkın yanında olanlar, samimi, ihlaslılar bahsimizden hariçtir. Onlar birlik ve beraberlikten yana, ayrıca sosyal ihtiyacı sağlayan hak yol sahipleri olanlarda bahsimiz dışıdır. Şirk insanı aptallaştırır. Burada eleştirdiğimiz dini kullanarak zihinsel, ekonomik, politik olarak tarih boyunca ve günümüzde insanları soyanları, taklitçileri, sahtekarları, aklını teslim etmiş olanları eleştirip göstermektir. Maalesef bunların çoğu güçlüden yana olarak zalim iktidarlara çalışırlar ve bazılarının bundan haberi bile olmaz. Çözüm tevhit ile özgür bir insan olmaktır. Bu olmazsa insanları herkes kullanır, din adına muhammet, isa, mehdi vb. adına insanları kullanırlar. 

Elbette onlardan ritüelleri namaz, oruç vb. alacaksanız bile onlara tapmadan, aşırı büyütmeden, ondan öğrendiğin için aklınızı onlara vermeden, aşırı abartılarını anlayıp o bataklığa girmeden almalısın. Yoksa faydalanma anlamında değildir. Yani onlardaki hakikatleri alabilir hayatına uygulayabilirsin. Bir insandan dini birkaç bilgiler, hakikatler öğrendiniz diye onu büyütmeye gerek yok. Zaten o samimi ihlaslılar bunu bilir, bunu istemez. Allahla aralarına kendilerini koymaz. Aksine kendilerini aradan çeker. Direk hakkı göstermeye çalışır. Ellerini bile öptürmez. Büyüklük Allaha mahsus der. vb. Ayrıca yakındaki kişi daha iyi görebilir. Yani bir insanın yanında çamaşır makinesi olursa uzaktaki karıştırır. Bu çamaşır makinesimi bulaşıkmı diye uzaktaki şaşırabilir. Yani namaz vb. ritüellerde yakındakilerden o zamana yakınlardan öğrenebiliriz ama onlara tapmadan, onları büyütmeden, onların abartılarını fark edilerek ya da onlardan sonra gelenlerin eklemelerini çıkararak. Şunu da unutmayalım eğer Kuran olmasaydı biz İsa peygamberi kendine tanrı dedi sanırdık. Yani sonraki eklemeleri ya da kasdi şaşırtmaları unutmamalıyız. )

Buraya bahsettiğimiz konuyla biraz ilgisi olduğunu düşündüğüm küçük bir kısım alevilik ve sünnilik nedir bölümünden alınmıştır. Daha sonra daha uzun bir şekilde açıklamayı düşünüyorum tabi aklımın erdiğince..

Ciğerleri yakan o kara günlerde Hz. Ali ile Muaviye arasındaki aslında iki kabile arasındaki siyasi kavgalar itikat yani inanç meselesi olmuştur. Siyasi kavgalar şiilerde imamet, sünnilerde hilafet yani halifelik makamlarını doğurmuştur. Tabi bu makamlarada olabildiğince kutsallık vermişlerdir. Velayette de kutup vb. şekil aldığını da hatırlamak gerekir. İmparatorluklarını yıkan müslümanlardan öç almak için bu olaylara sahip çıkan sasaniler yani iran kısa sürede islamın içine kendi eski inançlarını -batinilikle beraber, tanrının insan şeklinde hurucu, rabıta, bu yollarla putlaştırılan, ilahlaştırılan milli ve dini insanlar, vahdetül vücut yani hemezost(herşey o değil doğrusu hemeezost olmalı herşey ondan olmalı) vb- (Yezidilik, Sihlik, Kadıyanilik, Dürzîlik, Bahailik batinilikle İslam'dan kopmuş batıni dinlerdir!)- yerleştirmiş ve bu olayı siyasi olarakta kullanmıştır. Kısaca tarihte ehli beyte sahip çıkarak, bu açığı görerek emevilerden öc alma yolunu izlemişlerdir, intikamlarını Ali sevgisi şeklinde göstermişlerdir. Siyaset dine alet edilmiş, dinleştirilmiştir. Ve ardından eski iran dini de dinin içine yerleştirilmiştir. Sünnilerde karşılıklı abartı olarak kendi kutup, hoca, şeyh vb. lerini aşırı hatasız, keramet, vb. şekliyle büyütmüşler aynı şekilde aynı hastalığa tutulmuşlardır. Bunda davalarına destek için uydurdukları hadislerinde hatta peygamberi aşırı büyütmeleri ve bu yolla kendilerini de büyütmelerinin de payları büyüktür. Bu yollarla da islamın temel prensibi olan aklı öldürmüşlerdir. Tabi içlerine samimi olarak iman edenlerde bu yolla rahatlıkla şekillendirilebilmiştir. Kendi içlerinde de beş imamcı, yedi imamcı vb. en son ölümsüz 12. imam şeklinde guruplaşmışlardır. Aslında mecusiliktende bir çok inanış bu tarikat vb. guruplara girmiştir.

Özellikle İslam tasavvuf geleneği mecusilikten de olağanüstü şekilde etkilenmiştir. Mecusilikte de hulul inanışı vardır. Yani Allah kullarına hulul eder. Bu hulul bazen kutuplar, bazen güzeller, vb. Bu tarz sapkınlıklar şii olsun sünni olsun vb. evliyalarında maalesef görülmekte bazen onları hiristiyanlıktaki azizler gibi bizdeki kutuplar, mezhep imamları, itikattaki eşari, maturidi vb. kutsallaştırmaktadır. Buradaki tenkidim sadece şiiliğe değil aynı şekilde sünni büyüklerinde, sahabelerinde, kutuplarında ve eserlerin de görülen hatalardır. Yani biz ne şii ne de sünni dininden değil Kuran dinindeniz. Çünkü peygamber döneminde bunların hiç biri yoktu. Ve aklımız kimsenin cebine verilmemeli ayrıca kesinlikle hür akıllı ve fikirli olmalıyız. Hadis ve diğer bütün eserlerden bunların merkezinde faydalanabiliriz. Yoksa içlerine karıştırılmış sapık ve dengesiz ayrıca aklımızı esir alan hiç bir şeye teslim olmamak hür olmak inancın temel prensibidir. Eski pagan inanışlarının etkileri , şeytan ademe secde etmediği için onu yücelten anlayış, ya da şeytanın tavus kuşu, yılan vb. hulul örnekleri her devirde gözükmektedir. Bunlardan İslama girenler ise bu hululleri değişik şekilde islama uydurmuşlardır. Hatta benim küçüklüğümde eve gelen bir kelebekle oynarken "Sakın onu rahatsız etme. O senin deden olabilir." şeklinde nenemden uyarı aldığımı hatırlıyorum. İslamiyet mücadele ettiği eski pagan inanışları dönem dönem onu çok etkilemiş ve içine değişik yollarla o mücadele ettikleri önce islama girselerde (eski arap, iran, hind, şaman, en son çevirilerle yunan) daha sonra şekil ve ad değiştirilerek en acısı da İslamlaştırılarak geri girmiştir. NEyse bu konu farklı bir konudur.   Konumuza dönecek olursak..

 

İki kabilenin Aralarında ki kan davasında haklı olan tüm sünniler tarafından da tekrarla belirtilen Hz. Ali'dir. Hz. Ali bütün hak tarikatların ve yolların, mezheplerin başıdır. Zeynel Âbidin Muaviyenin oğlu yezit tarafından Hz. Hasan halifeliği alır diye saldırdığında sağ kalan tek imamdır. Daha doğrusu Hz. peygamberin soyundan bir o kalmış ve oradan Ali beyt devam etmiş diyebiliriz. Ve Cafer-i Sadığında babasıdır. Cafer-i Sadık İmam-ı Azam başta olmak üzere hem sünni hem şia tabir edilen alimlerinde hocasıdır. Yani her kol aynı kaynaktandır. Mevlanalar, Şemsi Tebrizi,  Taptuk dergahından Yunus Emreler, Ahmet Yeseviler aynı kaynaktandır. Somuncu babalar, Hacı Bayramı Veli ve Onun İstanbulun Fethi için yetiştirdiği Akşemseddin aynı kaynaktandır. Ve biz el ele verdiğimiz zaman dünyaya islamı hakim kılmışız. Ayrılık sadece yezitliktir. İslamı herkes ayrı yorumlayabilir ama gayede, inançta ve ortak değerlerde birleşmemiz kuvvetlenmemiz için çok önemlidir. Yezidin yezitliğine lanet olsun. Emevi döneminde yapılan zalimliklere de.. Abbasilerle hatalar düzeltilmeye başlanmıştır. Fakat bu karışıklıkta zulumden kaçarak ehli beytten gelenler bu karışıklıkta kendilerini kurtarmak içinde olsa tüm islam yurduna yayılmış ve islamı anlatmıştır. Yavuz ile Şah İsmail olayı da  siyasidir. Safevi ordusu kadar Osmanlı ordusunun ve yeniçerinin de Bektaşi olduğunu unutmamalıyız. Olay iktidar hırsı sebebiyle sahabelerin bile birbirine girebileceği büyük bir imtihan ve kayıp. Siyasi ve tarihi olaylar itikat yerine ve din yerine konulamaz. (Anlaşılan siyasi bir mesele ya da olay itikat meselesi olmuş. İnanç konusu olarak görülmüş. Halbuki gerçekte sadece hepimizin karşı koyması gerektiği zalim ve lanet edilesi siyasal bir ya da bir kaç olay.Aişe validemizle olan Hz. Ali savaşı sıffin ise fetva farkından ve biraz daha farklıca ve uzunca değerlendirilebilir ama konu dediğimiz mahveldedir.)

                     

EŞHEDÜ ENNE MUHAMMEDEN ABDÜHÜ VE RASULÜHU(ŞAHİTLİK EDİYORUM Kİ MUHAMMET YARATICININ KULU-yani önce abd, kul sonra peygamber- VE PEYGAMBERİDİR. )

Ayrıca burada unutulmaması gereken asıl mesele İmanın bir bütün oluşudur. Ben Allaha inanıyorum fakat peygamberlere inanmam demek aynı zamanda Allah'a da inanmamak demektir. Karıncayı emirsiz, arıyı yasupsuz bırakmayan, güneşi, atom bile başıboş bırakmayan Allah insanı peygambersiz bırakmaz..Yani gönderdiği peygamber ve kitaplara inanmadığınız zaman yaratanı da kabul etmemiş en azından hükmünü tanımamış olursunuz. Bu da insanı dinden imandan çıkarır. Nasıl ki anyasa kabul edildiğinde, kanunlar, yönetmelikler, tüzükler vb. onunla ilgilidir bağlantılıdır.  Günahkar olmak ve dini yaşamamak ayrı şeydir, inkar etmek ve inançtan çıkmak ayrı şeydir. Bir insan faiz yese, namaz kılmasa ama deseki "Allah affetsin bu benim günahım" o zaman dinde kalır. Fakat "böyle günahmı olur, olmaz böyle hüküm" diyemez. Çünkü yaratan dairesi ayrıdır kul dairesi ayrıdır. Yaratan bizi imtihan edebilir biz onu edemeyiz. Hükümlerini inkar edemeyiz. Akılla bütün hükümler uygulanır. Vahyi anlayamadığımızda akılla yorumlanır. Mana-yı murat haktır. Yani Allah ne kastettiyse haktır denilir akılla yorumlanır. Belki bu nedenle aynı imamlar ya da mezheplerde bile duruma göre şartlara göre hükümler değişir. Suyun ishal için farz, ameliyattan sonra içmek haram, sağlıklı insanların içmesi mübah olması gibi..

 

Kuran ayetlerindeki çeviri hatalarına boş vaktiniz olduğunda ayrıca bakınız

KURAN MEALLERİNİ SONRADAN DİNİN İÇİNE KONARAK (UYDURMA HADİS VE MEZHEP YORUMLARIYLA) İSLAMIN MÜCADELE ETTİĞİ HER ŞEYİ NASIL İÇİNE KOYDUKLARINI ANLAMAK İÇİN Kuran çevirilerindeki hataları okumak yanında aşağıda bir iki örneğini koyduğum videoları MUTLAKA vaktiniz müsait olduğunda dinlemenizi ISRARLA öneririm. Bu videolarda nasih mensuh saçmalaması, recm ayeti vb. saçmalaları özellikle dördüncü saatinden sonrakini hatta hepsini mutlaka izlemenizi öneririm. Ayrıca "KURAN ÇEVİRİSİNDEKİ HATALAR" vb. videoları izlemenizi öneririm.

1. Teke Tek "IŞİD ve İslam ilişkisi, Cübbeli Ahmet Hoca'nın eleştirileri" 4 Ağustos

                  www.youtube.com/watch?v=nlqygXHscoI

2. Kurana göre hırsızın eli kesilir mi?

               www.youtube.com/watch?v=2Pg_BCCgmBs

 

 

HÜKÜM BİR OLUR NEDEN MEZHEPLER AYRI AYRI HÜKÜMLE VAR? SORUSUNUN CEVABINI VİDEODAN İZLEMEK İÇİN YAZIYA TIKLA:

Altı iman şartı bir bütündür. Bakara Sûresi’nin 285’inci âyetine göre, tamamına iman etmek gerekir. Birisini inkâr, tamamını inkâr anlamını taşır. Çünkü bunlar birbirini gerektirirler.
Evet, Tevhid, yani Allah’ın birliğine iman etmek, bütün iman esaslarını ihtiva ettiği gibi, meselâ meleklere iman da diğer iman esaslarına inanmayı icap ettirir. Zira melekleri inkâr eden, iman esaslarını sıralayan mezkûr âyetteki diğer şartları da inkâr etmiş sayılır. Meleklere iman, Allah’a, vahye, peygamberlere, kitaplara inanmayı gerektirir. Peygamber ve kitaplar da, kadere ve ahirete imanı lüzumlu kılar. Dolayısıyla, imanın bütün olabilmesi için, tamamına inanmak gerekmektedir.

KELİME-İ TEVHİD VE KELİME-İ ŞEHADET


Kelime-i Tevhid

"Lailahe illallah" olup "Allah´tan başka ilah yoktur" manasındadır.

Bütün hak dinlerin özü ve esası bu kelimedir. Bu kelime-i tevhidi biraz daha açıklarsak şöyle bir anlam karşımıza çıkacaktır:

Allah´tan başka ilah yoktur. Hüküm, saltanat ve tüm yetkiler O´nundur. Hayatımız, yaşantımız ve ölümümüz O´nun içindir. Hayatımız bo­yunca karşılaşacağımız tüm problemlerde ona müracaat etmeliyiz. Ka­nun koyucu, hüküm verici sadece O´dur. Burda kavram biraz daha geniş­liyor. Şöyle ki:

Birincisi, kalbiyle "En büyük O´dur, O´ndan başka büyüklüğe ortak olacak kimse yoktur".

İkincisi, "O´nun büyüklüğünü kabul etmekle beraber günlük yaşantı­mızda karşılaşacağımız tüm sosyal problemlerde ve tüm ibadetlerimizde, O´nun hükmü sürmeli, hakim olmalı. O´ndan başkasının hükmünün ta­nınmayacağı böylece ortaya konulmalıdır.

Kelime-i Şehadet

"Eşhedu en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden âbduhu ve Resuluhu."

Manası: "Şehadet ederim ki Allah´tan başka ilah yoktur ve yine şehadet ederim ki Muhammed (s.a.v.) onun kulu ve Peygamberidir".

Müslüman olanın bu Kelime-i şehadeti sık sık tazelemesi ve daha son­ra bunu günlük hayatında pratiğe dökerek muhafaza etmesi lazımdır.

Günlük hayata dökülmesi şu şekilde olur:

Allah tarafından Hazreti Muhammed (s.a.v.)´e gelen Kur´an-ı Kerim´deki emirlere göre hayatı düzene sokmak, emredilenleri yerine getir­mek ve menettiklerinden sakınmaktır.

Zira İslam, bir bütündür. İnanılanların hepsinin yerine getirilmesi gere­kir.

 

Not: Bu konuların rasyonalist ve pozitivist delilleri  ve ispatları için iman kalesi konusunda (Allah vardır, Allah birdir ve Peygamberler, Son peygamber Hz. Muhammet sayfalarında sayısız delillerinden yüzlerce delil bulacaksınız)

 

İSPATLARA Ulaşmak için aşağıdaki başlıklara tıklayınız: 

ALLAH VARDIR

ALLAH BİRDİR, EŞİ VE BENZERİ YOKTUR

PEYGAMBERLER VE SON PEYGAMBER HZ. MUHAMMET(S.A.V.)

KUR'AN'IN ALLAH SÖZÜ OLDUĞUNUN DELİLLERİ

ÖLDÜKTEN SONRA DİRİLMENİN (AHİRETİN) İSPATLARI